TECE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tece" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. tece ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tece ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tece olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TECEMİLLET

8 harfli kelimeler

TECEDDÜT, TECESSÜS, TECESSÜM, TECERRÜT, TECERMEK, TECENNÜN

7 harfli kelimeler

TECEZZİ, TECEREN, TECEMMU, TECEMME, TECEMEK, TECELLİ, TECEKLİ

5 harfli kelimeler

TECEN, TECER, TECEL

4 harfli kelimeler

TECE

Bazı kelimelerin anlamları

TECE

Çeşit : Burada her tece insan var. Kalça kemiği. İçel ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

TECEN

Yağ, çökelek, peynir basılan tulum. Mağrur, gururlu.

TECEZZİ

Parçalara ayrılma, ayrılma, bölünme.

TECESSÜM

Boyut kazanma, cisimlenme. Görünmeye başlama, belirme. Göz önüne gelme, canlanma.

TECEMMU

Yığınak.

TECEKLİ

Tutumlu, hesabını bilir.

TECEREN

Becerikli. Becerikli, tasarruflu.

TECERRÜT

Her şeyden uzaklaşma, sıyrılma, soyutlanma.

TECEMEK

1.Bulup buluşturmak, derleyip toplamak. 2.Tutumlu olmak, para biriktirmek : Az zamanda çok para tecedi. 3.Yönetmek, çekip çevirmek.

TECESSÜS

Belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma. Merakını gidermeye çalışma, görme, anlama merakı.

TECERMEK

Becermek.

TECEMİLLET

Yakın, hısım, aile. Yaramaz çocuk.

TECENNÜN

Çıldırma, delirme, aklını oynatma.

TECEDDÜT

Yenilik.

TECELLİ

Belirme, görünme, ortaya çıkma, zuhur etme, meydana çıkma. Alın yazısı, kader. Tanrı'nın insanlarda ve doğada görünmesi.

TECEMME

Yönetme, yönetim.

  -   -   -  

Anlamında TECE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TECE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CİLVE

Hoşa gitmek için yapılmış olan davranış, kırıtma, naz. Görünme, ortaya çıkma, tecelli.

DÖŞEMEK

Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek.

ELVERMEK

Yetmek, yetecek kadar olmak. Uygun gelmek.

HANGİ

İki veya daha çok şeyden bir tanesini belirtecek bir cevap istemek için kullanılan soru sıfatı.

KULAKLIK

Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf. Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç.

İKİNCİ

İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen.

DEĞİRMENLİK

Değirmende öğütülmek için ayrılmış (tahıl). Bir değirmen taşını işletecek güçte (akarsu).

MİMİK

Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı. Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler.

MIYMINTI

İnsanın sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören (kimse).

ÇALIMLIK

Yoğurt veya maya çalmaya yetecek kadar olan.

MUHTAÇ

Bir şeye gereksinim duyan. Yoksul, fakir (kimse). Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı bulunmayan.

CİSİMLEŞMEK

Cisim durumuna gelmek, tecessüm etmek.

İYİ

İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. Bol, çok, aşırı. Doğru olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Esen, sağlıklı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Yeterli, yetecek miktarda olan.

İŞARETLEMEK

Bir şeye işaret koymak, bir şeyi işaretle belirtmek. Belirtecek biçimde hareket etmek.

DÖNÜMLÜK

Dönüm ölçüsünde olan. Dönüme yetecek ölçüde olan.

CİSİMLENME

Cisimlenmek işi, tecessüm.

CİSİMLENMEK

Cismi olmayan bir şey cisim durumuna gelmek, tecessüm etmek.

MERAKLI

Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, araştırıcı, mütecessis. Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan. Kaygılı. Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse).

MANDA

Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik.

KİŞİLİK

Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü. Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan. Herhangi bir sayıda kişiden oluşan. Yabanlık. İnsanlara yakışacak durum ve davranış.