Kelimeler arşivinde; içinde "tece" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tece bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tece ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tece olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TECEMİLLET, MÜTECESSİS
YETECEKÇE, ÜSTECELİK
SÜRTECEK, TECERMEK, PETECEBİ, MÜSTECEP, MÜSTECEL, TECEDDÜT, TECESSÜS, TECESSÜM, TECERRÜT, TECENNÜN
TECEMEK, TECELLİ, TECEMMU, TECEREN, TECEMME, TECEKLİ, TECEZZİ
EVTECE
TECEN, TECER, TECEL
TECE
TECE
Çeşit : Burada her tece insan var. Kalça kemiği. İçel ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
TECEMEK
1.Bulup buluşturmak, derleyip toplamak. 2.Tutumlu olmak, para biriktirmek : Az zamanda çok para tecedi. 3.Yönetmek, çekip çevirmek.
TECEMİLLET
Yakın, hısım, aile. Yaramaz çocuk.
TECENNÜN
Çıldırma, delirme, aklını oynatma.
TECERMEK
Becermek.
MÜTECESSİS
Gizliyi arayan, gizliyi gözetleyen. Meraklı.
PETECEBİ
Ceketin yaka cebi. (Güdül Ankara).
TECESSÜS
Belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma. Merakını gidermeye çalışma, görme, anlama merakı.
ÜSTECELİK
Giysi.
TECERRÜT
Her şeyden uzaklaşma, sıyrılma, soyutlanma.
TECEDDÜT
Yenilik.
SÜRTECEK
Bulaşık bezi, paçavra. Rende. Bileyi taşı. Taş nişadırı toz durumuna getirmek için kullanılan el büyüklüğünde tahta üzerine çakılmış olan çentikli tenekeden oluşan araç. (Aksaray Niğde).
MÜSTECEL
Kabul.
YETECEKÇE
Yetecek kadar, kâfi miktarda.
MÜSTECEP
Samsun kenti, Bafra ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Tekirdağ şehri, Ballı bucağına bağlı bir yer.
TECESSÜM
Boyut kazanma, cisimlenme. Görünmeye başlama, belirme. Göz önüne gelme, canlanma.
Bu bölümde tanımı içerisinde TECE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEĞİRMENLİK
Değirmende öğütülmek için ayrılmış (tahıl). Bir değirmen taşını işletecek güçte (akarsu).
MANDA
Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik.
CİSİMLENMEK
Cismi olmayan bir şey cisim durumuna gelmek, tecessüm etmek.
MİMİK
Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı. Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler.
KULAKLIK
Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf. Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç.
KİŞİLİK
Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü. Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan. Herhangi bir sayıda kişiden oluşan. Yabanlık. İnsanlara yakışacak durum ve davranış.
DÖNÜMLÜK
Dönüm ölçüsünde olan. Dönüme yetecek ölçüde olan.
DÖŞEMEK
Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek.
MIYMINTI
İnsanın sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören (kimse).
İŞARETLEMEK
Bir şeye işaret koymak, bir şeyi işaretle belirtmek. Belirtecek biçimde hareket etmek.
İKİNCİ
İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen.
CİSİMLENME
Cisimlenmek işi, tecessüm.
CİLVE
Hoşa gitmek için yapılmış olan davranış, kırıtma, naz. Görünme, ortaya çıkma, tecelli.
MUHTAÇ
Bir şeye gereksinim duyan. Yoksul, fakir (kimse). Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı bulunmayan.
ÇALIMLIK
Yoğurt veya maya çalmaya yetecek kadar olan.
İYİ
İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. Bol, çok, aşırı. Doğru olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Esen, sağlıklı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Yeterli, yetecek miktarda olan.
CİSİMLEŞMEK
Cisim durumuna gelmek, tecessüm etmek.
ELVERMEK
Yetmek, yetecek kadar olmak. Uygun gelmek.
MERAKLI
Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, araştırıcı, mütecessis. Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan. Kaygılı. Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse).
HANGİ
İki veya daha çok şeyden bir tanesini belirtecek bir cevap istemek için kullanılan soru sıfatı.