Kelimeler arşivi içinde; başında "taşma" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. taşma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu taşma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde taşma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TAŞMANLI, TAŞMASKE
TAŞMAKA
TAŞMAK
TAŞMA
TAŞMA
Taşmak işi. Akarsu yatağından çıkarak çevresini kaplama, su baskını. Bir aritmetik işlem sonucunda, ayrılan yere sığmayacak büyüklükte bir sayının bulunması. Bir yapının, tümünün ya da bir bölümünün, bir başkasının toprağına, yerbölümüne olursuz olarak girmesi.
TAŞMASKE
Genellikle barok çağda yapı ve çeşmelerin süslenmesinde kullanılan taştan yüz heykeli.
TAŞMAKA
Kaplumbağa.
TAŞMAK
Sıvı maddeler, içinde bulundukları kaba sığmayacak kadar çoğalma ve kabarma yüzünden kenarları aşmak. Öfke, sabırsızlık ya da heyecan yüzünden kendini tutamamak. İnsan, nesne vb. çokça bulunmak, sayısı artmak. Bir yere veya şeye sığmamak. Akarsu, yatağından çıkarak çevresini kaplamak.
TAŞMANLI
Sinop kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAŞMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOKUNMAK
Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek. Almak, kullanmak, el sürmek. Karıştırmak. Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak. İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak. Hafifçe değmek. Sağlığını bozmak. Dokuma işi yapılmak. Tedirgin etmek, sataşmak. İlişkin, ilgili olmak, değinmek.
TUĞYAN
Akarsuyun taşması, kabarması.
SATAŞMA
Sataşmak işi.
BULAŞKAN
Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan.
SAVURMAK
Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.
ÇAMURLAŞMAK
Çamur durumuna gelmek. Sataşmaya, kavga çıkarmaya başlamak, terbiyesizleşmek.
DAHLETMEK
Sataşmak. Karışmak, burnunu sokmak.
FEYEZAN
Taşma, taşkın, seylap. Bereket.
TAŞIMLIK
Taşma süresi, taşacak kadar.
SEYLAP
Su baskını, taşma, taşkın, feyezan.
KÜKREMEK
Aslan, bağırmak. Mayalanıp kabarmak. Kızgınlık ve öfke ile yüksek sesle bağırmak. Gür bir biçimde yetişmek. Coşmak, taşkınlık göstermek. Deniz, nehir kabarmak, taşmak. Coşkuyla saldırmak.
AZMAK
Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.
KABARMAK
Ağırlığı artmadan hacmi büyümek. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak. Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak. Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek. Böbürlenmek, gururlanmak. Şişmek, genişlemek. Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak. Niceliği artmak, büyümek. Yağışlardan ya da kaynamaktan taşmaya yüz tutmak. Hayvanların tüyleri dikilmek. Bulanmak. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak.
BULAŞMAK
Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. Hastalık geçmek, sirayet etmek. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak. İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek.
SARKINTI
Aşağı doğru uzanan, sarkan şey. Sataşma, takılma.
TAŞIRMAK
Taşmasına yol açmak.
SARKINTILIK
Genellikle kadınlara sataşma, laf atma, rahatsız etme, huzur bozma, tasallut.
ÇATMAK
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.
SATAŞILMAK
Sataşma işine konu olmak.
ARDILMAK
Birisinin sırtına asılmak. Sataşmak, çatmak. Musallat olmak, asılmak, takılmak.