TAVLA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tavla" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. tavla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tavla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tavla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

TAVLAYABİLMEK

12 harfli kelimeler

TAVLAYABİLME, TAVLANDIRMAK

11 harfli kelimeler

TAVLANDIRMA

10 harfli kelimeler

TAVLACILIK

9 harfli kelimeler

TAVLATMAK, TAVLADERE, TAVLANMAĞ, TAVLANMAK, TAVLAŞMAK

8 harfli kelimeler

TAVLAKÖY, TAVLAMAĞ, TAVLAMAK, TAVLAMIH, TAVLANMA, TAVLATMA

7 harfli kelimeler

TAVLACI, TAVLAMA

6 harfli kelimeler

TAVLAR, TAVLAN

5 harfli kelimeler

TAVLA

Bazı kelimelerin anlamları

TAVLA

At ahırı. Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun. Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli, dikdörtgen biçimindeki tahta kutu.

TAVLAKÖY

Kayseri ilinde, Sarız ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

TAVLAMIH

Atı bağlama.

TAVLANMAĞ

Davranmak: Çocuk kaçmaya tavlanıb.

TAVLAMAĞ

Bir çok ipliği birlikte bükmek.

TAVLAYABİLME

Tavlayabilmek işi.

TAVLADERE

Sivas kenti, Şarkışla belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

TAVLAŞMAK

Kurumaya yüz tutmak. Çamur ve benzerleri kurumaya yüz tutmak. Yağmura doyan tarla sürülmeye elverişli duruma gelmek.

TAVLACILIK

Tavlacı olma durumu.

TAVLANMAK

Tavlama işi yapılmak. Hayvan semirmek, şişmanlamak.

TAVLANDIRMA

Tavlandırmak işi.

TAVLANDIRMAK

Tavlanmasını sağlamak. Hayvanı semirtmek, şişmanlatmak. Beslemek.

TAVLAYABİLMEK

Tavlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

TAVLANMA

Tavlanmak işi.

TAVLATMAK

Tavlandırmak, beslemek. Tavlandırmak; beslemek.

TAVLAMAK

İşlenilecek bir nesneye gereken ısıyı veya nemi sağlamak, tav vermek. Karşı cinsin gönlünü çelmek, kandırıp elde etmek. Yolsuz ve kolay kazanç umudu vererek dolandırmak. Ümit vererek kandırmak, kendine bağlamak, aldatmak.

  -   -   -  

Anlamında TAVLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TAVLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PARTİ

Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka. İnsan topluluğu. Bir bütünün parçası, kısım. Bazı oyunlarda bir kez. Çok ucuza elde edilen şey, kelepir. Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri. Bir araya gelinerek tavla, konken, okey vb. oynanan oyunlardan her biri. Tutam. Vurgun, kazanç. Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü. Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence. Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası.

TAVSIZ

Tavlanmamış, tav verilmemiş.

PUL

Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası. Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık. Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık. Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt. Akçeden küçük metal para. Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri. Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık. Küçük ve ince tabakacıklar. Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık.

MAHPUS

Kapatılmış, hapsedilmiş (kimse). Bir tür tavla oyunu. Hapishane.

GELE

Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar.

HAPİS

Bir yere kapatıp salıvermeme. Mahpus. Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası. Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane. Pulları salıvermeme, kapatma esasına dayanan bir tür tavla oyunu.

TAVLI

Tavlanmış, tavı olan, tav verilmiş. Semiz, şişman (hayvan).

KIRMAK

Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. Gücünü, etkisini azaltmak. Yok etmek. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak. Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. Tahılı iri ve kaba öğütmek. Kaçmak, uzaklaşmak. İri parçalara ayırmak. Değerinden düşük fiyata almak. Belirli bir biçimde katlamak.

TAVLACI

At beslenen tavlaya bakan kimse. Tavla oyununa düşkün kimse.

KÜŞAT

Açma, açılış. Güzellik, hoşluk. Tavlada bir tür oyun.

KAHVE

Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica). Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz. Bu tozla hazırlanan içecek. Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer, kahvehane, kıraathane. Bu ağacın meyvesinin çekirdeği.

TAVLAMA

Tavlamak işi.

SOĞUŞMAK

Toprak su soğurup tavlanmak.

GÜLBAHAR

Kırmızı boya elde etmede kullanılan iyi cins bir toprak. Bir tavla oyunu.

OYUN

Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

MANGIR

Bakırdan yapılmış, iki buçuk para değerinde sikke. Nargile lülesine konulmak için kömür tozundan yapılan, çabuk tutuşur, tavla pulu biçiminde bir tür yakacak. Para.

MARS

Tavlada oyunculardan birinin, karşı taraf pul toplamaya başlamadan kendi pullarının tamamını toplayıp iki sayı kazanması. Güneş'e olan uzaklığı, yerin Güneş'e olan uzaklığından daha çok olan dış gezegenlerin ilki olan kızıl gezegen, Merih.

KIRIK

Kırılmış olan. Fay. Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul. Tam nota göre düşük olan (not). Kemiğin bir etki ile kırılması. Saf renkten hafif uzaklaşmış. Kırıntı. Kırılmış bir şeyden ayrılan parça. Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın. Gücenmiş, üzgün. Bir şeyin kırılan yeri. Melez.

CİHAR

Tavla oyununda dört sayısı.

KAPI

Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim.