Sonu TAVLI ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tavlı" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tavlı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tavlı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tavlı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TAVLI

Tavlanmış, tavı olan, tav verilmiş. Semiz, şişman (hayvan).

ALATAVLI

Yarı yaş, yarı kuru toprak, az tavlı yer. İyice pişmemiş yemek.

  -   -   -  

Anlamında TAVLI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TAVLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HÖL

Az ıslaklık: Buğdaya höl değmiş. Yaş (toprak, çamaşır ve benzerleri şeyler için). Sürülmeye, ekilmeye hazır duruma gelmiş tavlı toprak. Tavukların altına fol olarak konulan yumurta biçimindeki lüle taşı. Çocuk pisliği. Kundak çocuklarının altına konulan elenmiş ince toprak. Islak, nemli. Islaklık, rutubet. Yaşlık, rutubet.

DAVLI

Tavında, tavlı: Bizim katır davlı. Çarık yapmak için uzunlamasına kesilen ham deri. Odun yarması, yakılacak odun. Ucu yarı yanmış ya da yanmakta olan odun parçası.

KERİT

Islak, tavlı toprak. Taşlı toprak. Taşlanmış killi toprak.

KELİT

Boğa, tavlı sığır.

TIRCI

Besili, tavlı, semiz.

ALADARBIZ

Yarı-ıslak, yarı kuru, az tavlı toprak: Bizim tarla daha aladarbız. Tava gelmemiş, kuru toprak.

ALAVGAZ

Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.

URVA

Yufka açılırken, hamurun tahtaya yapışmaması için kullanılan kalın un. Çorbalık un. Çok sulu hamur. Çift sürerken dağılan tavlı toprak. Hamur yapışmaması için tahtaya serpilen un. Su, un karışımı, bulamaç. Öz, asıl. Yufka açılırken hamur tahtaya yapışmasın diye altına saçılan un. Kastamonu şehrinde, Pınarbaşı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KURUYAZ

Kuru, zayıf, cılız. Tavlı, nemli olmayan toprak.

ALAVIRT

Su kabı olarak kullanılan bir çeşit kabak. Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.

KÜRÜÇ

Bir çeşit sert ağaç. Etli, tavlı (hayvanlar için): Bu kış davarlar kürüçtür.

KELEŞ

Yiğit, cesur, bahadır. Çok yakışıklı, çok güzel. Vücut yapısı gösterişsiz. Çirkin, kötü. Kel. Güzel, yakışıklı (insan). Yiğit, temiz yürekli, kabadayı. Vücut yapısı gösterişsiz, kaba. Beceriksiz. Nişanlı gençlerin düğünden önce dostlarına ve akrabalarına verdikleri yemek. Keçi boynuzu reçeli. Boğa, tavlı sığır. Uzun boynuzlu sığır. Hasta, cılız, zayıf. Bodur. Cılız. Yakışıklı delikanlı; boynuzları uzun ve yukarıya doğru biçimli bir şekilde kıvrık olan besili ve yakışıklı sığır. Güzel. Yakışıklı, güzel, argosu çirkin. "yiğit, mert" ...gibi bir sıfat. Güzel, yakışıklı. Pek yakışıklı, pek güzel. Güzel, yakışıklı kimse. Kahramanmaraş kenti, Pazarcık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ALATARAS

Toprağı tavlıyacak kadar yağan yağmur. Yarı nemli, tavlı toprak.

ALATAV

Az tavlı, yarı yaş yarı kuru olan (toprak).

YUVARLAŞTIRMA

Sünekliğini artırmak amacıyla, düzgülü ya da tavlı çelikleri ötektik sıcaklığı altında ısıtma.

SEMİZ

Şişman. Eti, yağı çok olan, tavlı.

URA

Yufka açılırken, hamurun tahtaya yapışmaması için kullanılan kalın un. Uğur. Ora, orası. Bulgur gibi küçük ve ince duruma gelmiş tavlı toprak. Yaş bir şeyi kurutmak için üstüne serpilen kuru, ince toprak. Hamur yapışmaması için tahtaya serpilen un. Çıbanın iyileşmesi inancıyla yapılan işlem. Düş.

ALAKURU

Yarı tavlı toprak. Yarı kuru, yarı yaş. Atların kışın hem yayılarak, hem de saman yiyerek beslenme şekli: Kış geldi, atları ala kuru besleyeceğiz.

ALAFIR

Pişmiş fakat boyanmamış derinden yapılan ayakkabı astarı. Baştan savma, acele yapılan iş: Çapayı alafır yapıp geçmişler. Seyrek çıkan tohum: Sizin buğday alafır çıkmış. Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.

ALAVIR

Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.