TARTI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tartı" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. tartı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tartı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tartı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

TARTIŞILABİLMEK

14 harfli kelimeler

TARTIŞILABİLME

13 harfli kelimeler

TARTILABİLMEK, TARTIŞMACILIK, TARTIŞABİLMEK

12 harfli kelimeler

TARTIŞTIRMAK, TARTILABİLME, TARTIŞLANMAK, TARTIŞABİLME

11 harfli kelimeler

TARTIŞTIRMA, TARTIŞMASIZ, TARTIŞILMAK

10 harfli kelimeler

TARTIBİLİM, TARTIŞMALI, TARTIŞMACI, TARTIŞILMA, TARTICILIK, TARTILAMAK

9 harfli kelimeler

TARTINMAK, TARTIŞMAK, TARTIMSIZ, TARTILMAK, TARTINCAK

8 harfli kelimeler

TARTILMA, TARTIŞMA, TARTILIŞ, TARTIMAK, TARTIMLI, TARTISIZ

7 harfli kelimeler

TARTILI, TARTICI

6 harfli kelimeler

TARTIM, TARTIŞ, TARTIL

5 harfli kelimeler

TARTI

Bazı kelimelerin anlamları

TARTI

Ağırlık. Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip. Oran, ölçü, karar. Tartma aleti, çeki.

TARTIŞMACI

Bir konu ile ilgili ayrı görüşleri savunan kimselerin her biri.

TARTIŞABİLMEK

Tartışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TARTIŞLANMAK

Sıçramak: Hayvanın ayağından üzerime çamur tartışlandı.

TARTIŞTIRMAK

Tartışma işini yaptırmak.

TARTIŞMACILIK

Tartışmacı olma durumu.

TARTILABİLMEK

Tartılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TARTIŞABİLME

Tartışabilmek işi.

TARTIŞILABİLMEK

Tartışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TARTIŞILMAK

Tartışma işi yapılmak.

TARTILABİLME

Tartılabilmek işi.

TARTIŞTIRMA

Tartıştırmak işi.

TARTIŞILABİLME

Tartışılabilmek işi veya durumu.

TARTIBİLİM

Yunan nazım sanatı. Genel olarak nazım sanatı.

TARTIŞMALI

Tartışma yapılan. Tartışılmakta olan, kesinleşmemiş.

TARTIŞMASIZ

Tartışma götürmez.

  -   -   -  

Anlamında TARTI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TARTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CEDEL

Tartışma, çekişme, münakaşa etme.

DİZEM

Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, ritim.

BRÜT

Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para). Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık).

ÇEKİLMEK

Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.

BİLDİRİ

Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto. Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ.

DİDİŞİM

Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi, eristik.

FIRTINALI

Çok rüzgârlı. Çok tartışmalı, çekişmeli, gürültülü, karışık.

FANFAR

Bakır üflemeli çalgılardan oluşan orkestra. Bu orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı parça.

FORUM

Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. Tartışma alanı. Toplu tartışma. Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı.

DİZEMSİZ

Dizemi olmayan, tartımsız, ritimsiz.

AYTIŞMAK

Atışmak, tartışmak, münakaşa etmek. Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ÇEKİ

Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

DİZEMLİ

Düzenli aralıklarla tekrarlanan, tartımlı, ritimli, ritmik.

ENGELLEME

Engellemek işi. İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.

DOGMA

Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi. Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılmış olan sav, nas, inak.

ATIŞMAK

Tartışmak. Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak. Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

CEDELLEŞMEK

Tartışmak, münakaşa etmek, becelleşmek, cebelleşmek. Uğraşmak, çabalamak, becelleşmek, cebelleşmek.

DARA

Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.