Kelimeler arşivi içinde; başında "tartı" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. tartı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tartı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tartı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TARTIŞILABİLMEK
TARTIŞILABİLME
TARTILABİLMEK, TARTIŞMACILIK, TARTIŞABİLMEK
TARTIŞTIRMAK, TARTILABİLME, TARTIŞLANMAK, TARTIŞABİLME
TARTIŞTIRMA, TARTIŞMASIZ, TARTIŞILMAK
TARTIBİLİM, TARTIŞMALI, TARTIŞMACI, TARTIŞILMA, TARTICILIK, TARTILAMAK
TARTINMAK, TARTIŞMAK, TARTIMSIZ, TARTILMAK, TARTINCAK
TARTILMA, TARTIŞMA, TARTILIŞ, TARTIMAK, TARTIMLI, TARTISIZ
TARTI
Ağırlık. Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip. Oran, ölçü, karar. Tartma aleti, çeki.
TARTIŞMACI
Bir konu ile ilgili ayrı görüşleri savunan kimselerin her biri.
TARTIŞABİLMEK
Tartışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARTIŞLANMAK
Sıçramak: Hayvanın ayağından üzerime çamur tartışlandı.
TARTIŞTIRMAK
Tartışma işini yaptırmak.
TARTIŞMACILIK
Tartışmacı olma durumu.
TARTILABİLMEK
Tartılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARTIŞABİLME
Tartışabilmek işi.
TARTIŞILABİLMEK
Tartışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TARTIŞILMAK
Tartışma işi yapılmak.
TARTILABİLME
Tartılabilmek işi.
TARTIŞTIRMA
Tartıştırmak işi.
TARTIŞILABİLME
Tartışılabilmek işi veya durumu.
TARTIBİLİM
Yunan nazım sanatı. Genel olarak nazım sanatı.
TARTIŞMALI
Tartışma yapılan. Tartışılmakta olan, kesinleşmemiş.
TARTIŞMASIZ
Tartışma götürmez.
Bu bölümde tanımı içerisinde TARTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CEDEL
Tartışma, çekişme, münakaşa etme.
DİZEM
Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, ritim.
BRÜT
Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para). Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık).
ÇEKİLMEK
Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.
BİLDİRİ
Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto. Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ.
DİDİŞİM
Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi, eristik.
FIRTINALI
Çok rüzgârlı. Çok tartışmalı, çekişmeli, gürültülü, karışık.
FANFAR
Bakır üflemeli çalgılardan oluşan orkestra. Bu orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı parça.
FORUM
Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. Tartışma alanı. Toplu tartışma. Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı.
DİZEMSİZ
Dizemi olmayan, tartımsız, ritimsiz.
AYTIŞMAK
Atışmak, tartışmak, münakaşa etmek. Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ÇEKİ
Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.
DİZEMLİ
Düzenli aralıklarla tekrarlanan, tartımlı, ritimli, ritmik.
ENGELLEME
Engellemek işi. İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.
DOGMA
Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi. Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılmış olan sav, nas, inak.
ATIŞMAK
Tartışmak. Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak. Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
CEDELLEŞMEK
Tartışmak, münakaşa etmek, becelleşmek, cebelleşmek. Uğraşmak, çabalamak, becelleşmek, cebelleşmek.
DARA
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.