İçinde TARTI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tartı" olan, toplam 39 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tartı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tartı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tartı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

TARTIŞILABİLMEK

14 harfli kelimeler

TARTIŞILABİLME

13 harfli kelimeler

TARTIŞABİLMEK, TARTILABİLMEK, TARTIŞMACILIK

12 harfli kelimeler

TARTIŞTIRMAK, TARTIŞLANMAK, TARTIŞABİLME, TARTILABİLME

11 harfli kelimeler

KOŞUTTARTIM, YAŞAMTARTIM, TARTIŞTIRMA, ÖLÇEKTARTIM, TARTIŞMASIZ, TARTIŞILMAK

10 harfli kelimeler

TARTIŞMACI, TARTILAMAK, TARTICILIK, TARTIBİLİM, TARTIŞILMA, KÜMETARTIM, TARTIŞMALI

9 harfli kelimeler

TARTIŞMAK, TARTILMAK, TARTIMSIZ, TARTINCAK, TARTINMAK

8 harfli kelimeler

TARTILIŞ, TARTILMA, TARTIŞMA, TARTIMLI, TARTIMAK, TARTISIZ

7 harfli kelimeler

TARTILI, TARTICI

6 harfli kelimeler

TARTIM, TARTIŞ, TARTIL

5 harfli kelimeler

TARTI

Bazı kelimelerin anlamları

TARTI

Ağırlık. Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip. Oran, ölçü, karar. Tartma aleti, çeki.

TARTILABİLME

Tartılabilmek işi.

TARTILABİLMEK

Tartılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KOŞUTTARTIM

Verilerin, sırası bireyleri, dikeci sınarları gösteren bir çapraz çizelge içinde çözümlenmesi.

TARTIŞTIRMAK

Tartışma işini yaptırmak.

TARTIŞILABİLME

Tartışılabilmek işi veya durumu.

TARTIŞABİLMEK

Tartışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TARTIŞLANMAK

Sıçramak: Hayvanın ayağından üzerime çamur tartışlandı.

TARTIŞILMAK

Tartışma işi yapılmak.

TARTIŞILABİLMEK

Tartışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TARTIŞMASIZ

Tartışma götürmez.

TARTIŞMACILIK

Tartışmacı olma durumu.

TARTIŞTIRMA

Tartıştırmak işi.

YAŞAMTARTIM

Örnekolay incelemesinde aynı deneyimi paylaşmış kişilerin yaşam yazımları.

TARTIŞABİLME

Tartışabilmek işi.

ÖLÇEKTARTIM

Yığışımlı ölçek kurmak üzere ölçeği oluşturacak sınarları bir değerlendirici kümesine uygulayıp yapılan değerlemelere göre ayrım gözetmeyenleri eleme işleminden sonra sınarları en yandaştan en az yandaşa doğru yukardan aşağı ve soldan sağa sıralayarak yığışımlı niteliğe uygun düşüp düşmediklerini sınayan çizelge, bk. Guttman ölçeği.

  -   -   -  

Anlamında TARTI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TARTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİLDİRİ

Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı, tebliğ, deklarasyon, manifesto. Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı, tebliğ.

CEDEL

Tartışma, çekişme, münakaşa etme.

ATIŞMAK

Tartışmak. Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak. Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek.

FIRTINALI

Çok rüzgârlı. Çok tartışmalı, çekişmeli, gürültülü, karışık.

DİZEMLİ

Düzenli aralıklarla tekrarlanan, tartımlı, ritimli, ritmik.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ÇEKİ

Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

BRÜT

Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para). Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık).

DOGMA

Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi. Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılmış olan sav, nas, inak.

CEDELLEŞMEK

Tartışmak, münakaşa etmek, becelleşmek, cebelleşmek. Uğraşmak, çabalamak, becelleşmek, cebelleşmek.

FANFAR

Bakır üflemeli çalgılardan oluşan orkestra. Bu orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı parça.

ENGELLEME

Engellemek işi. İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.

FORUM

Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. Tartışma alanı. Toplu tartışma. Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı.

DİZEMSİZ

Dizemi olmayan, tartımsız, ritimsiz.

DİZEM

Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, ritim.

AYTIŞMAK

Atışmak, tartışmak, münakaşa etmek. Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak.

ÇEKİLMEK

Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.

DARA

Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.

DİDİŞİM

Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi, eristik.