Kelimeler arşivi içinde; başında "tane" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. tane ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tane ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tane olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TANECİKLİLİK
TANECİKSİZ, TANELENMEK
TANECİKLİ, TANELENME, TANELEMEK
TANENLER, TANELGİN, TANELEME
TANESİZ, TANEGÜL, TANECİL, TANECİK
TANELİ, TANERK
TANEL, TANEN, TANER
TANE
TANE
Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Çekirdekli küçük meyve. Bazı bitkilerin tohumu.
TANELENME
Tanelenmek işi.
TANELGİN
Şafak gibi aydınlık, gurbette yaşayan kimse.
TANELENMEK
Tanelere ayrılmak. Taneler oluşmak.
TANECİKLİ
Küçücük tanelerden oluşmuş. Yüzeyi taneciklerle kaplı gibi görünen.
TANECİK
Küçük tane. Çok küçük boyutlu madde, cisim.
TANEGÜL
Gül tanesi.
TANERK
Şafak vakti gibi aydınlık, güçlü kimse.
TANELEMEK
Tanelerini ayırmak.
TANELEME
Tanelemek işi.
TANECİKSİZ
Taneciği olmayan.
TANESİZ
Tanesi olmayan.
TANELİ
Tanelerden oluşmuş. Çeşitli boylarda tanesi olan.
TANECİKLİLİK
Bir duyarkatta yer alan tanecik sayısının ve boyunun, yüzey birimine göre durumu.
TANECİL
Tahılla beslenen.
TANENLER
Yaprak, ağaç kabuğu, olgunlaşmamış meyve ve tohumda bulunan, tannik asit üretiminde, mürekkep yapımında, tabaklama ve mordanlama işleminde kullanılan, katekol, pirogallol, ve benzerleri gibi bitki fenolik türevlerinin heterojen bir karışımı.Tannin.
Bu bölümde tanımı içerisinde TANE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ASABİYE
Sinir bilimi. Sinir hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.
ANLIK
Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.
AMELİYATHANE
Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm.
ANINDA
Çabucak. Aynı anda, o anda yapılan, simultane.
AKLİYE
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.
ALÜVYON
Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ.
ALTILIK
Altısı bir arada, altı taneden oluşmuş. Düzinenin yarısı. Altı tane alabilen.
ALAKARGA
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.
ALTMIŞLIK
İçinde altmış tane bulunan. Altmış yaşında olan veya görünen.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
ASANSÖRCÜ
Asansörün bakım ve onarımını yapan kimse. Otel, hastane vb. büyük kuruluşlarda asansörün düzenli çalışmasını sağlayan kimse.
AMBERBU
Hindistan'da, İran'da yetişen, piştiğinde güzel bir koku veren, iri ve uzun taneli bir pirinç türü.
ARPA
Buğdaygillerden bir bitki (Hordeum vulgare). Rüşvet. Bu bitkinin ekmek ve bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen taneleri.
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
ADET
Sayı. Tane.
ALTIPATLAR
Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.
ARAKA
İri taneli bezelye.