Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tancı" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tancı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tancı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tancı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YUKARIBOSTANCI
BÜYÜKBOSTANCI, KÜÇÜKBOSTANCI
DOĞUŞTANCI
BOSTANCI, DESTANCI, KAFTANCI, TOPTANCI
KOTANCI, ORTANCI
TANCI
TANCI
Av köpeği, tazı.
DOĞUŞTANCI
Doğuştancılık yanlısı.
TOPTANCI
Toptan satış yapan tüccar.
ORTANCI
Büyükle küçük arasındaki çocuk, ortanca. Ortanca.
BÜYÜKBOSTANCI
Balıkesir şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KAFTANCI
Kaftan yapan veya satan kimse.
KÜÇÜKBOSTANCI
Balıkesir kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KOTANCI
Ağrı ili, Diyadin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DESTANCI
Destan yazan veya anlatan kimse.
BOSTANCI
Bostan işleriyle uğraşan kimse. Osmanlılarda sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri.
YUKARIBOSTANCI
Şanlıurfa şehrinde, Suruç belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde TANCI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ORTANUL
Ortancı, ikinci.
ERİMEK
Katı cisim sıvı içine karışarak sıvı durumuna geçmek. Utancından çok sıkılmak. Dokumalar aşınıp incelerek dağılmak. Yok olmak, bitmek, tükenmek. Katı cisim ısı etkisiyle sıvı duruma gelmek. Çok zayıflamak.
HASEKİ
Osmanlı Devleti'nde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan. Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi. Bostancı ocağının küçük dereceli subayları.
BOSTANCILIK
Bostancının yaptığı iş.
BARATA
Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.
HAMPA
Akılsız, budala. Sırt, omuz: Ne hampama binip duruyorsun?. Para ve emek harcamadan kazanılan şey. Çayırın paylaşılan her bir parçası. Zengin: Çok çalışmakla hampa mı olacaksın?. Bir şeyi almaya hazır olma. Hırsızlara yataklık eden kişi. Aracı kadın. Toptancı. Bel denilen tarım aracının ayakla basılacak yeri: Bu toprak hampasız belle bellenmez. Yarışmacı, yarışıcı. Uygun zaman, elverişli durum. Parasız (argo).
PEŞİN
Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen, veresiye karşıtı. Daha önce, önceden. Çalışmadan verilen (ücret, aylık). Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma, spot.
KABZIMAL
Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse, sebze meyve toptancısı, komisyoncu.
NATİVİZM
Doğuştancılık.
BAŞHASEKİ
Bostancı hasekileri ağasının sanı. Yeniçeri ocağındaki dört hünkâr hasekisinin en eskisi.
KAAMETÇİ
Ekmek, sebze ve benzerleri şeyler toptancısı.
FITRİYE
Doğuştancılık.
TOPTANCILIK
Toptancı olma durumu.
ORTATAVAN
Ortancı, ikinci : Büyük yanımızda değil, ortancıl oğlan var. Oyunda ortadaki oyuncu. 4 cm. kalınlığında 30-35 cm. genişliğinde tahta.
SPOTÇU
Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satan kimse.
ŞEVEK
Turp, havuç gibi sebzelerin yıkandığı havuz : Şevek donmasa bostancı onar. Çok gülen.
HAMLACIBAŞI
Saray kayıklarında kürek çeken hamlacıların başı olup hükümdarın bindiği kayığın en önünde kürek çeken, aynı zamanda bostancı ocağının kayıkhane kısmının buyurucusu olan görevli.
ORTANCILI
Ortancı, ikinci.
DESTANCILIK
Destancının yaptığı iş.
BOSTANCIBAŞI
Bostancı ocağının başı.