TAKT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "takt" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. takt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu takt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde takt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

TAKTIRABİLMEK

12 harfli kelimeler

TAKTIRABİLME, TAKTAKIHELVA, TAKTAKILAMAK

11 harfli kelimeler

TAKTİKÇİLİK

10 harfli kelimeler

TAKTİLİĞEN, TAKTAKACAN, TAKTAKKOLU, TAKTIRTMAK

9 harfli kelimeler

TAKTIRMAK, TAKTIRTMA

8 harfli kelimeler

TAKTAMAK, TAKTİLİS, TAKTİKÇİ, TAKTAKCI, TAKTIRMA

7 harfli kelimeler

TAKTUKA, TAKTAKU, TAKTAKİ, TAKTAKI, TAKTAKA

6 harfli kelimeler

TAKTUK, TAKTİR, TAKTUS, TAKTİK, TAKTIL, TAKTAK

5 harfli kelimeler

TAKTİ

Bazı kelimelerin anlamları

TAKT

Yerinde konuşma ya da davranma.

TAKTIRABİLME

Taktırabilmek işi.

TAKTİLİS

Dokunmakla duyulabilen, dokunma duyusuna ait olan.

TAKTIRABİLMEK

Taktırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TAKTIRTMA

Taktırtmak işi.

TAKTIRMAK

Takma işini yaptırmak.

TAKTAKIHELVA

Kozhelva.

TAKTAKCI

Marangoz.

TAKTAKACAN

Ağaçkakan.

TAKTİKÇİ

Taktik uygulamasında becrikli olan kimse.

TAKTİLİĞEN

Ağaçkakan.

TAKTİKÇİLİK

Taktikçi olma durumu.

TAKTAMAK

Durmak : Bir adım daha atma orada takta.

TAKTAKILAMAK

Oranlamak, kestirmek.

TAKTIRTMAK

Taktırma işini yaptırmak.

TAKTAKKOLU

Jandarma.

  -   -   -  

Anlamında TAKT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TAKT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GRUP

Küme. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü.

HOTOZ

Kadınların süs için saçlarının üstüne taktıkları, çeşitli renk ve biçimde yapılmış küçük başlık. Tavus kuşu, tavuk vb.nin başında bulunan tüyler.

ÇITÇIT

Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.

FERAHİ

Bolluk, genişlik. Ucuzluk. Polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçiminde üstü yazılı metal arma. II. Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.

İĞNE

Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bazı araçların ucu sivri parçaları.

ASKILIK

Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı. Asılıp saklanacak sebze, meyve. Vestiyer.

CEP

Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.

KAZKANADI

Güreşte hasmı arkadan ve yandan sarıp başını koltuk altına alarak elleri koltukları altından geçirdikten sonra sırtında veya ensesinde birleştirme biçimindeki oyun. Meydanın ortasından çekilerek düşmanın orta bölüme girmesi sağlandıktan sonra sağ ve sol kanatların düşmanı çember içine almasıyla yapılmış olan bir savaş taktiği.

ÇELENK

Çiçek, dal ve yapraklarla yapılmış halka. Kadınların başlarına taktıkları mücevher veya madenden yapılmış sorguç.

ALINLIK

Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası. Yapılarda cephe süsü.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

DAMITMAK

Gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırmak, imbikten çekmek, taktir etmek. Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluşturan ögeleri, özellikleri belirli ürünlere ayırmak.

HALHAL

Kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik.

AKTİNİT

Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plütonyum, amerikyum, küriyum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı.

GECELİK

Yatakta giyilen giysi, gömlek. Bir gece için ödenen ücret. Geceye özgü olan, gece kullanılan.

ÇANGAL

Ayakta güreşirken karşı güreşçinin koltuğu altından bir kolu sokarak bir ayakla o güreşçinin bir bacağına çengel taktıktan sonra onu öne doğru eğip başı üzerinden atma oyunu. Dallı budaklı ağaç. Fasulye sırığı, sırık.

CAMLATMAK

Cam taktırmak.

DAMITMA

Damıtmak işi, taktir.

KALKMAK

Gitmek üzere yerinden ayrılmak. Güncelliğini yitirmek. Başka yere gitmek, taşınmak. Girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek. Ayakta beklemek. Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak. Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak. Oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak. Taşıtlar yola çıkmak. Yukarı doğru yükselmek. Yok olmak, artık bulunmamak. Derlenip götürülmek. Hasta iyileşerek gezecek duruma gelmek. Uygulanmaz olmak. Uçmak, havalanmak. Varlığı, hayatı son bulmak. Uyanarak yataktan ayrılmak. Kabarmak, ayrılmak.

BACAKLIK

Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu.