TABUR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tabur" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. tabur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tabur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tabur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

TABUROĞLU

8 harfli kelimeler

TABURELİ, TABURLAR, TABUROLU

7 harfli kelimeler

TABURCI, TABURCU

6 harfli kelimeler

TABURE

5 harfli kelimeler

TABUR

Bazı kelimelerin anlamları

TABUR

Dört bölükten kurulan, bir binbaşının komutasındaki asker birliği. Küme, yığın, grup.

TABURE

Sırt ve kol dayayacak yeri olmayan iskemle.

TABUROĞLU

Kırşehir şehrinde, Göllü nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

TABURCU

Hastaneden çıkması kararlaştırılmış (hasta).

TABURCI

Taburcu.

TABUROLU

Taburoğlu (köy).

TABURELİ

İçel şehri, Güzeloluk nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

TABURLAR

Ankara şehri, Elmadağ ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında TABUR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TABUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

OTURAMAK

Tahtadan yapılmış arkalıksız sandalye. Kıç, makat. Sırt. Arkalıksız alçak iskemle, tabure.

KÜTMEK

Ağaç kökü, kütük:İnce odunları kütmek üzerinde kırdım. Üç, dört bacaklı tabure. Budaklı kütük. (hayvan vb.) gütmek.

BİRLİK

Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

TÜNEMEK

Kuşlar, kanatlı evcil hayvanlar, uyumak için bir dala veya sırığa konmak. Tabure, yüksekçe iskemle vb. üzerine oturmak.

OTURAH

İnsan ensesi. Toprak damlara çıkacak merdivenlere yapılmış çatı. Kıç, makat. Oturak, lazımlık. Kalça yanları. Arkalıksız alçak iskemle, tabure.

BÖLÜK

Bir bütünden ayrılmış olan parça, kısım. Hizip. Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sayılan birlik. On kuralına göre yazılan bir tam sayının, sağdan sola doğru üçer üçer ayrılan basamaklarından her bir üçlü takımı. Saç örgüsü.

İSKEMLİ

Tabure. İskemle, kürsü.

SEKMEN

Tabure. Basamak.

TAKTUKA

Tahta havan, döveç. Kül tablası. Karga, tilki, tavşan ve benzerleri hayvanların tarlaya girmemesi için direk üstüne yapılmış, su ile dönen ve bir yere vurarak ses çıkaran araç, fırıldak. Takunya. Keçeden yapılmış külah. 1.Oklava. El tezgâhlarında tefeye takılan ve mekiği atmaya yarayan tahta : Tezgâhın taktukası kırılmış. Tahta ayakkabılık. 2.Arkalıksız iskemle, tabure. Büyük dokuma tezgahlarında mekiği çözgünün arasından karşıya iten ağaç düzen.

ORTA

Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı.

OTURACAK

Sandalye, tabure, kanepe gibi üstüne oturulan şey.

BİNBAŞI

Orduda rütbesi yüzbaşı ile yarbay arasında bulunan ve asıl görevi tabur komutanlığı olan subay.

İSKEMBE

Tabure. Tandırda üzerine oturulan küçük tahta oturak (Çayağzı).

TABIR

Tabur.

KÖTMEK

Fındık ocakları arasında kalan kuru kökler. Bir çeşit arkasız sandalye, tabure.

TAPIR

Arka, art. 1.Taşlı ve engebeli alan. Tabur. Tepe ya da dağ üstündeki düzlükler. Arka: Jandarma Mehmet'in tapırına düştü. Taşlı, bozuk yol.

GÜÇGÜN

Taburun beraberinde götürdüğü eşya, ağırlık.

ALAY

Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.

GÜCER

Tabur. Güçlü kimse. Giresun kenti, Çamoluk ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Uşak ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KÖŞT

Üç ayaklı, sehpa biçiminde sandalye, tabure.