Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sıma" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sıma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sıma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sıma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BAYATSIMA, YABANSIMA
YADSIMA, YANSIMA, MARSIMA, TANSIMA
SASIMA, AKSIMA
ASIMA
SIMA
SIMA
Sımak durumu veya biçimi.
AKSIMA
Sekir veren ekşi şerbet.
SASIMA
Sasımak işi, tefessüh.
BAYATSIMA
Bayatsıma durumu.
ASIMA
Günahtan, haramdan çekinen. Namuslu, iffetli.
YABANSIMA
Yabansımak işi.
TANSIMA
Benzetmeliğin (=müşebbehin) pek zarif gösterilmesi.
MARSIMA
Yerden 20 cm. yükselen, nane gibi kokan, ceviz yaprağından iri yapraklı bir ot.
YANSIMA
Yansımak işi. Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirme, inikâs. Doğa seslerine benzer seslerle yapılmış olan kelime, taklidî kelime, onomatope: Gürültü, şırıltı, bıngıldak, güm güm, vızıldamak vb.
YADSIMA
Yadsımak işi, yokumsama, inkâr. Bir yargıdan onun karşıtı olan yargıya geçme, nefiy.
Bu bölümde tanımı içerisinde SIMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FIKIRTI
Hafif kaynamayı anlatan yansıma sesinin adı. Cilveleşme.
FOTOSKOP
Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet.
GÖKKUŞAĞI
Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü, alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, alaimisema.
GÜMÜŞSERVİ
Ayın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm.
ONOMATOPEİK
Yansımalı.
YOKUMSAMAK
Yadsımak.
BASTIRIM
Ruh dünyasında oluşan tepkimelerin bilinç dışına yansıması.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
YADSINMAK
Yadsıma işi yapılmak.
NEFİY
Sürme, sürgüne gönderme. Olumsuz kılma. Olumsuzluk. Yadsıma.
RÖFLE
Saçı yer yer değişik tonlarda boyama işlemi. Saçın yansıması, gölge.
DÜŞÜNCE
Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.
İZLENİMCİLİK
Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı, empresyonizm. Sanat eserlerinin dış etkilerin içe yansıması, içte izler bırakması ve bu izlere dayanılarak yaratılması.
YANSIMASIZ
Yansıtmayan veya yansımayan.
YOKUMSAMA
Yadsıma.
ONOMATOPE
Yansıma.
AKİS
Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, yansıma, yankı. Bir cismin parlak bir yüzeyde görünmesi. Bir şeyin başka bir şey üzerinde yarattığı etki. ve kim. Evirtim. Evirme.
YANSITMAK
Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak, aksettirmek. İletmek, duyurmak, aktarmak. Aktarmak, göstermek, aksettirmek.
YANSITICI
Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç, yansıtaç, reflektör. Yansıtma işini yapan.
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.