Kelimeler arşivi içinde; başında "sünne" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. sünne ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sünne ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sünne olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SÜNNETSİZLİK, SÜNNETYENİCE
SÜNNETÇİLER, SÜNNETÇİLİK, SÜNNETLEMEK
SÜNNETLEME
SÜNNEŞMEK, SÜNNETKÖY, SÜNNETLİK, SÜNNETSİZ
SÜNNETÇİ, SÜNNETLİ
SÜNNET, SÜNNEY
SÜNNE
SÜNNE
Bağlarda yağmur sularının birikmesi için açılan çukur.
SÜNNETSİZLİK
Sünnetsiz olma durumu.
SÜNNET
Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu söz. Sünnet düğünü. Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi.
SÜNNETYENİCE
Kütahya şehri, Köprüören bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SÜNNETLEMEK
Tabaktaki yemeği sıyırıp bitirmek.
SÜNNETÇİLİK
Sünnetçinin yaptığı iş.
SÜNNETÇİLER
Kütahya şehrinde, Dağardı nahiyesine bağlı bir bölge. Manisa ilinde, Akhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SÜNNETKÖY
Kahramanmaraş şehri, Gücük bucağına bağlı bir yer.
SÜNNETLEME
Sünnetlemek işi.
SÜNNEY
Zurna.
SÜNNETSİZ
Sünnet edilmemiş olan.
SÜNNETLİK
Sünnet için hazırlanmış olan.
SÜNNETÇİ
Çocukları sünnet eden kimse.
SÜNNETLİ
Sünnet edilmiş olan.
SÜNNEŞMEK
İş uzamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SÜNNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GADAHLİ
'Gadamak' işlemi görmüş; sünnet derisinin başçığa yapışık olma hâli.
KABIKLI
Sünnetsiz erkek.
ÇUÇALİ
Sünnet olmamış erkek.
SÜNNİLİK
Kur'an'a ve Hz. Muhammed'in sünnetlerine göre davranmayı en doğru ve tek yol sayan, Hanefi, Maliki, Şafii, Hanbeli mezhepleri.
APDAL
Çingene. Dilenci. Davul, zurna çalan, çalgıcı (çokça çingene). Sünnetçi. Serseri. Çingene gibi göçebe hayatı süren bir kabile. Görgüsüz. Bencil, kıskanç. Çingene, çalgıcı çingene. Alık, sersem.
GABIH
Kabuk; sünnet derisi.
BÜLÜKÇÜ
Sünnetçi.
ÇÜÇE
Erkek çocukların erkeklik organının sünnet olurken kesilen kısmı.
HOŞOTU
Kurutulmuş kabuklu fasulye. Sünnetle kesilen parça.
GABMIK
Sünnet düğününde gençlere verilen helva ziyafeti.
BASIRA
Bitki, bostan, meyve ağaçları ve bağlara zarar veren bir hastalık, külleme. Sisli havalarda veya sabahları yapraklar üzerinde meydana gelen nem. Kanser hastalığı. Kahverengi suyu olan ve yenilebilen sızırılmış ağılı bal. Çamlarda bal yapan beyaz bir kurt. Bir çeşit kâğıt oyunu. Bitki ve ağaçlarda külleme hastalığı meydana getiren bit, püseron. İskambil oyunu, pişpirik. Bağlardaki külleme hastalığı. Bir tür kağıt oyunu. Sünnet derisi. Gören, görücü. Görme gücü, görüş. Göz.
MÜRÜVVET
Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri vb. olaylardan duyulan mutluluk, sevinç. Yiğitlik, mertlik. Cömertlik.
HİTAN
Sünnet etme.
ABCALAMAK
Bacaklarını ayırarak yürümek: Çocuk dün sünnet oldu, abcalıyor.
KESİLMEK
Kesme işi yapılmak. Tutulmak, kapatılmak. Gibi olmak, benzemek, dönmek. Çok beğenmek, çok hoşlanmak. Durmak. Son ya da aralık verilmek. Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek. Kendini herhangi bir şey gibi göstermek. Akmamak. Akım gelmez olmak. Sona ermek. Dinmek. Sünnet olmak. Yoksun kalmak. Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak. Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştiren bir fiil. Makaslanmak.
EHLİSÜNNET
Sünnet ehli.
EDİLCEV
Sünnet.
SÜNNİ
Sünnet ehlinden olan kimse.
KİRVE
Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse.
DÜĞÜN
Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılmış olan tören, eğlence, cemiyet. Bir olayı kutlamak için yapılmış olan büyük eğlence veya tören.