Kelimeler arşivi içinde; başında "söz" olan, toplam 61 adet kelime bulunmaktadır. söz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu söz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde söz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SÖZLENDİRİCİLİK
SÖZÜNÜBİLMEZ, SÖZLENDİRMEK, SÖZLENDİRİCİ
SÖZAÇMAZLIK, SÖZÜNGELİŞİ, SÖZÜNGELİMİ, SÖZLÜKÇÜLÜK, SÖZLÜKBİLİM, SÖZLEŞÜYHLÜ, SÖZLEŞMESİZ, SÖZLEŞİMSEL, SÖZLENDİRME, SÖZGÖTÜRMEZ
SÖZLEŞMECİ, SÖZBAĞLAMI, SÖZTEMSİLİ, SÖZBİLGİSİ, SÖZLEŞMELİ, SÖZHELVASI
SÖZLENMEK, SÖZCÜKSÜZ, SÖZLEŞMEK, SÖZKESTİK, SÖZBİTİĞİ, SÖZÇALIMI, SÖZGELİMİ
SÖZBİLİM, SÖZLÜKÇE, SÖZLÜKÇÜ, SÖZVEREN, SÖZVERME, SÖZLEŞME, SÖZLEŞEN, SÖZDİZİM, SÖZLENME, SÖZEBESİ, SÖZCÜKLÜ, SÖZCÜLÜK, SÖZLEMEK, SÖZKESTİ, SÖZKESEN, SÖZENLİK
SÖZLEME, SÖZÜSÖZ
SÖZCÜK, SÖZSÜZ, SÖZSEL, SÖZMEN, SÖZERİ, SÖZLÜK
SÖZER, SÖZLÜ, SÖZLİ, SÖZEN, SÖZEL, SÖZAL, SÖZCE, SÖZCÜ, SÖZDE
SÖZ
SÖZ
Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük.
SÖZLENDİRİCİ
Seslendirici.
SÖZÜNGELİMİ
Sözün uygun olması, sırası gelmesi: Canım eyle deyil ama sözüngelimini deyrim.
SÖZGÖTÜRMEZ
Sugötürmez.
SÖZLEŞMECİ
Bir işin yapılmasını yükleniciye devretmek üzere sözleşme yapan gerçek veya tüzel kişi.
SÖZLEŞİMSEL
akdi, mukavelevi (bk. sözleşmeli).
SÖZÜNGELİŞİ
Sözün uygun olması, sırası gelmesi.
SÖZLEŞMESİZ
Sözleşmeye dayanmayan, sözleşme yapılmamış olan, mukavelesiz, kontratsız. Sözleşme yapılmayarak, sözleşme olmaksızın.
SÖZLENDİRME
Sözlendirmek işi.
SÖZLENDİRMEK
Bir filmi görüntüleriyle eş zamanlı olarak sözlü duruma getirmek. Yabancı bir filmin dilini başka bir dile çevirmek.
SÖZÜNÜBİLMEZ
Bir sözü, nereye varacağını düşünmeden söyleyen, patavatsız.
SÖZLEŞÜYHLÜ
Anlaşmalı.
SÖZLÜKBİLİM
Kelime ve sözlük bilgisi.
SÖZLENDİRİCİLİK
Sözlendiricinin işi, dublajcılık.
SÖZAÇMAZLIK
Bir konuyu açmak istemezmiş gibi davranıp ondan söz etme, söylediğini söylemez görünme. Ör.: "O haykırışların, o çığlıkların sözünü bile etmeyeceğim.".
SÖZLÜKÇÜLÜK
Bir dilin veya karşılıklı olarak daha fazla dilin söz varlığını sözlük biçiminde ortaya koymak üzere yöntemleri araştırma; sözlük hazırlama, yazma ilkelerini, kurallarını geliştirme ve uygulama alanına çıkarma işi, sözlük bilgisi, lügatçilik, leksikografi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SÖZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
ACABA
Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AFERİN
Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.
AFAZİ
Söz yitimi.
ABU
Şaşma ve korku bildiren bir söz.
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AGUCUK
Süt çocuğunu sevmek için söylenen bir söz.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.