SÖR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sör" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. sör ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sör ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sör olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

SÖRFÇÜLÜK, SÖRKENMEK, SÖRPERMEK, SÖRPEŞMEK, SÖRPÜRMEK, SÖRPÜŞMEK

8 harfli kelimeler

SÖRPÜMEK

7 harfli kelimeler

SÖRÜDEK

6 harfli kelimeler

SÖRTÜK, SÖRFÇÜ, SÖRMEK, SÖRPÜH, SÖRPÜK

5 harfli kelimeler

SÖRÜM

4 harfli kelimeler

SÖRF, SÖRE

3 harfli kelimeler

SÖR

Bazı kelimelerin anlamları

SÖR

Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın. Katolik mezhebinde dinle ilgili bir yükümlülük almayan ancak din uğruna hemşirelik, hasta bakıcılık vb. işlerde çalışan kadın. İngiliz soyluluk unvanı.

SÖRMEK

Kebap yapmak, ateşte pişirmek (patlıcan, birer, domates ve benzerleri için).

SÖRPERMEK

Büzülmek, buruşmak.

SÖRPÜH

Uyuşuk, dalgın kimse.

SÖRFÇÜ

Sörf sporu yapan kimse.

SÖRÜM

Sorun.

SÖRÜDEK

Bön, ahmak, kimseye sokulmayan.

SÖRFÇÜLÜK

Sörfçü olma durumu.

SÖRTÜK

Sürtük, çok gezen kimse.

SÖRPÜRMEK

Gevşemek, pörsümek (meyve, sebze ve benzerleri için).

SÖRPÜŞMEK

Büzülmek, buruşmak. Pörsümek.

SÖRF

Özel kayma aracı ve yelkenlisi ile denizde yapılmış olan bir spor türü.

SÖRPÜMEK

Gevşemek, pörsümek (meyve, sebze ve benzerleri için). 1.Bitki susuzluktan, havasızlıktan solmak. Çok kullanılmaktan eskimeye başlamak. Pörsümek.

SÖRKENMEK

Uzanmak, yatmak, yaslanmak.

SÖRPEŞMEK

Büzülmek, buruşmak.

SÖRPÜK

Uyuşuk, dalgın kimse. Gevşek, pörsük, sarkık.

  -   -   -  

Anlamında SÖR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SÖR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ONURSAL

Saygı için verilen veya övünç için kabul edilen, fahri (başkanlık, üyelik, profesörlük vb. unvan).

ORDİNARYÜS

Türk üniversitelerinde 1960 öncesinde, en az beş yıl profesörlük yapmış, bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere verilen unvan.

BOKSÖRLÜK

Boksörün işi veya mesleği.

DOĞRULTMAÇ

İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt, redresör.

GROGİ

Boksta rakibinin yumruklarıyla çok sarsılmış ancak hâlâ ayakta durabilen boksör. Sendelemiş.

DANSÖRLÜK

Dansörün işi veya mesleği.

ASANSÖRCÜLÜK

Asansörcünün işi.

DEKAN

Üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

CİLBENT

Klasör.

BÜYÜLTEÇ

Fotoğraf ve resim büyültmeye, büyültüp basmaya yarayan aygıt, agrandisör.

KEP

Başlık, sipersiz şapka. Asker şapkası. Bazı törenlerde profesör ve öğrencilerin giydikleri özel başlık. Hemşirelerin giydiği başlık.

DUYARGA

Önceden belirlenmiş ışığı veya nesneyi algılayıp gerekli hareketi başlatan aygıt, sensör. Eklem bacaklılarda, başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı, lamise, anten.

ÇEKİLME

Çekilmek işi. Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı. Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması. Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat. Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa.

MÜDERRİS

Ders veren profesör. Medresede ya da camide öğretmen.

BAŞYÖNETMENLİK

Başyönetmen olma durumu, başrejisörlük. Başyönetmenin yaptığı iş, başrejisörlük.

DOÇENT

Üniversitelerde profesörden önceki basamakta bulunan öğretim üyesi.

ASANSÖRCÜ

Asansörün bakım ve onarımını yapan kimse. Otel, hastane vb. büyük kuruluşlarda asansörün düzenli çalışmasını sağlayan kimse.

MASAJCI

Sağlık veya tedavi amacıyla masaj yapan kimse, masör.

BAŞYÖNETMEN

Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse, başrejisör.