Sonu SUÇLU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "suçlu" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu suçlu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında suçlu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde suçlu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SUÇLU

Suç işlemiş, suçu olan (kimse), kabahatli, mücrim.

  -   -   -  

Anlamında SUÇLU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SUÇLU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

OPERASYON

Dizi eylem. Ameliyat. Güvenlik güçlerince suçluların yakalanması için düzenlenen dizi eylem.

İHBAR

Bildirme, bildirim, haber verme. Suçlu saydığı birini veya suç saydığı bir olayı yetkili makama gizlice bildirme, ele verme.

BASKIN

Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.

SUÇLANDIRMAK

Suçlu olduğuna karar vermek, suçlu olduğunu ileri sürmek.

HAPSETMEK

Bir suçluyu hapishaneye koymak. Bir yere kapatıp salıvermemek. Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak. Engellemek, sınırlamak.

DİYET

İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.

DAKTİLOTEKNİ

Suçlunun parmak izlerini belirlemeye, kimliğini araştırıp bulmaya yarayan yöntemlerin bütünü.

PATRONAJ

Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılmış olan yardım çalışması. Yönetim, gözetim.

KÜNDE

Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi. Düzen, tuzak, oyun, hile. Suçluların ayağına bağlanan demir halka, köstek.

ÇARMIH

Suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı. Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar.

KISAS

Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü kendisine aynı biçimde uygulayarak cezalandırma. Kıssalar, hikâyeler, öyküler.

KALEBENT

Kale dışına çıkmamaya hüküm giyen suçlu.

SANIK

Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş kimse, maznun.

FALAKACI

Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.

KABAHATLİ

Kabahati olan, kusurlu, suçlu, töhmetli.

MÜCRİM

Suçlu.

KOVUŞTURMAK

Suçlu olduğu ileri sürülen biri için gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmak, takip etmek.

HAPİS

Bir yere kapatıp salıvermeme. Mahpus. Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası. Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane. Pulları salıvermeme, kapatma esasına dayanan bir tür tavla oyunu.

SUÇLULUK

Suçlu olma durumu, mücrimlik.

İDAM

İnsan öldürme vb. bir suça karşılık verilen ve suçlunun ölümüyle sonuçlanan ceza, idam cezası, ölüm cezası.