İçinde SUDAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sudan" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sudan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sudan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sudan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SUDAN

Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan.

MESUDANE

Mesutça.

SUDANLI

Sudan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

SUDANOFİLİ

Sudan boyasına karşı çekim merkezi oluşturan. Akyuvarların Sudan boyasıyla boyanan granüller içermesi durumu.

  -   -   -  

Anlamında SUDAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SUDAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEZ

Pamuk ya da keten ipliğinden yapılmış olan dokuma, çaput. Herhangi bir cins kumaş. Kumaş veya dokumadan yapılmış. İçinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan organ. Herhangi bir iş için kullanılan dokuma. Pamuktan, düz dokuma.

DURULAMAK

Yıkanmış şeyleri duru sudan geçirmek.

DULLAMAK

Temizlemek, yıkamak. Yıkanan çamaşırları soğuk sudan geçirmek, durulamak.

MANTAR

Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi). Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası. Uydurma söz, yalan. Mantar hastalığı. Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. Hayvanların burun ucu. Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası. Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.

DEKLORİDASYON

Kloru giderme, sudan kloru çıkarma işlemi. Vücuttaki klorür miktarının azaltılması, deklorinasyon.

DIRLAMAK

Gereksiz ve çok konuşmak, gevezelik etmek. Herhangi bir şeyi yıkadıktan sonra bir kere daha sudan geçirmek, durulamak. Gevezelik etmek, yerli yersiz konuşmak.

AKANDA

Ağın bütün halkalarının sudan kurtulduğunu bildiren "tamam" anlamında bir balıkçı sözü.

TERMAL

Sıcak kaplıca suyu. Bu sudan yararlanma imkânı sağlayan kuruluş vb. Yalova iline bağlı ilçelerden biri.

KIRKLAMAK

Lohusa veya yeni doğmuş bebek için kırk günü doldurmak. Bir şeyi kırk defa yapmak ve özellikle birçok defa sudan geçirmek, çok yıkamak. Doğumdan kırk gün sonra bebeği törenle yıkamak.

NARGİLE

Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç.

ŞARTLAMAK

Kirlenmiş sayılan bir şeyi en az üç, en çok kırk kez sudan geçirip kirli sayılmaktan kurtarmak.

DESALİNASYON

Çözünmüş hâlde bulunan tuzların sudan uzaklaştırılması.

KIZAK

Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt. Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası. Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara. Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça.

ÇİVİTLİ

İçinde çivit bulunan. Çivitli sudan geçirilmiş olan (çamaşır).

DURULANMAK

Yıkanmış şeyler duru sudan geçirilmek. İnsan, yıkandıktan sonra bir daha temiz su dökünmek.

KILIF

Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap. Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe.

JUDO

Jiujitsudan gelişmiş, tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan, Japon kökenli silahsız yapılmış olan dövüş sporu.

KUDUZ

Köpek, kedi, tilki vb. memeli hayvanlardan ısırma, tırmalama veya salya yolu ile insana geçen, genellikle çırpınma, sudan korkma şeklinde beliren, zamanında aşı yapılmazsa ölümle sonuçlanan hastalık. Azmış. Bu hastalığa yakalanmış.

ÇİVİTSİZ

İçinde çivit bulunmayan. Çivitli sudan geçirilmemiş olan (çamaşır).

DEŞ

Su bendi, büvet: Tarlamı sudan korumak için deş yaptım.