Kelimeler arşivi içinde; başında "sur" olan, toplam 52 adet kelime bulunmaktadır. sur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SURNUŞLANMAK
SURATSIZLIK
SURUNCAMAH
SURSUTMAK, SURETİYLE
SURSUCUK, SURMEŞİK, SURETBAZ, SURİYELİ, SURKUTMA, SURULMAK, SURATSUZ, SURATSIZ
SURNAME, SURNABA, SURATLI, SURALİS, SURUTMA, SURTEPE, SURACAN
SURKUÇ, SURİMİ, SURSAL, SURMAK, SURSAT, SURGUN, SURGUL, SURETA, SURNUŞ, SURDAN
SURUÇ, SURRA, SURYE, SURUH, SURUK, SURUL, SURYA, SURMA, SURİÇ, SURHA, SURĞİ, SURGİ, SURFA, SURET, SUREL, SURDA, SURAT, SURAK
SURİ, SURE, SURA
SUR
SUR
Kale duvarı. Uğur, alın yazısı, talih. Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri.
SURATSIZ
Somurtkan. Aksi, huysuz. Çirkin.
SURSUCUK
Sırılsıklam : Yağmurdan sursucuk oldum. Çok ıslanma için.
SURİYELİ
Suriye halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
SURNABA
Zürafe.
SURULMAK
Satılmak.
SURATSIZLIK
Somurtkan olma durumu.
SURUNCAMAH
Ağlamak, acı çekmek : Çocuk arkamdan suruncadı.
SURMEŞİK
Sülük.
SURETBAZ
Eski Türklerde kukla oynatıcısına verilen ad. (Kuk) Eski Türklerde Kukla oynatıcı.
SURSUTMAK
Surat asmak.
SURNUŞLANMAK
Çivi gibi sert ve kuru dal parçası batmak : Çürük ağaç gövdesine bastığımdan ayağım sur-nuşlandı.
SURKUTMA
Surat asmak.
SURETİYLE
Yoluyla, biçimiyle.
SURATSUZ
Yüzü asık (Erzincan Merkez).
SURNAME
Sultan düğünlerini, büyük şölenleri konu edinen divan koşuk türü.
Bu bölümde tanımı içerisinde SUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇATINMAK
Kaşlarını çatıp surat asmak.
BASURLU
Basuru olan, hemoroitli.
DAYI
Annenin erkek kardeşi. Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici. Kabadayı. Kayırıcı. Cesur, yiğit. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
AF
Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. Görevden çıkarılma.
AYIPLI
Ayıbı, kusuru olan.
ÇOPUR
Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse), işkembe suratlı.
CESURCA
Cesura yakışan. (cesu'rca) Cesura yakışan bir biçimde, cesur gibi, cesaretle, yiğitçe, cesurane.
BIÇKIN
Külhanbeyi, kabadayı. Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur. 1988 yılında çekilen bir Kemal Sunal filmi.
CESURANE
Cesura yakışan. Cesurca.
AYIPSIZ
Ayıbı, kusuru olmayan.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
AYIP
Toplumun ahlak kurallarına aykırı olan, utanılacak durum veya davranış. Kusur, eksiklik. Utanç veren.
AYET
Kur'an surelerini oluşturan kısımlardan her biri.
DEFO
Kusur, özür, bozukluk.
AZNAVUR
İri yarı, kırıcı, sinirli, asık suratlı, sert kimse.
DEFOLU
Defosu olan, bozuk, özürlü, kusurlu, ayıplı (kumaş, giysi, mal vb.).
ASLAN
Kedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, erkekleri yeleli, yırtıcı, uzunluğu 160, kuyruğu 70 santimetre ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir tür memeli, arslan. Zodyak üzerinde Yengeç ile Başak arasında yer alan takımyıldızın adı. Gürbüz, cesur ve yiğit adam.
CÜRÜM
Suç. Yanlışlık, kusur ya da hata.
ARILAMAK
Bir şeyde herhangi bir ayıp veya kusur bulunmadığını bildirmek, tenzih etmek.
CAHİLLİK
Bilgisizlik. Gençlik, toyluk, deneyimsizlik. Gençlik, toyluk, deneyimsizlik yüzünden işlenen kusur.