Kelimeler arşivi içinde; başında "sunu" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. sunu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sunu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sunu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SUNULABİLMEK
SUNULABİLME
SUNUVERMEK
SUNUCULUK, SUNUVERME, SUNULAMAK
SUNUŞMAK, SUNULLAH, SUNULMAK
SUNULMA, SUNULUŞ, SUNULAR
SUNUCU
SUNUM, SUNUN, SUNUŞ, SUNUK, SUNUT, SUNUH
SUNU
SUNU
Sunulan şey. Arz. Ön söz, takdim.
SUNULAMAK
Birine karşı saygı, sevgi gibi bir duyguyu anlatmak veya onu ululamak için bir eseri manevi olarak ona bağışladığını söylemek (SUNULAMA, İthaf, Dédicace).
SUNUM
Sunma işi. Bir bildirinin çeşitli yollarla dinleyenlere aktarılması. Lokma, parça.
SUNULUŞ
Sunulma işi.
SUNUŞMAK
Birbirine vermek. El tutuşmak, birbirine hamle etmek. (Kelime "sınuşmak" da okunabilir. O zaman "birbirini alt etmeğe çalışmak" anlamına gelebilir.).
SUNULABİLME
Sunulabilmek işi.
SUNUCU
Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse, takdimci, anonsör. Bir ağda diğer kullanıcılar tarafından erişilen kaynakları barındıran bilgisayar.
SUNUVERME
Sunuvermek işi.
SUNUCULUK
Sunucunun işi ve görevi.
SUNULMA
Sunulmak işi.
SUNUVERMEK
Fırsat bulup sunmak.
SUNULABİLMEK
Sunulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SUNULLAH
Tanrı'nın gücü, kudreti.
SUNUN
Suyun.
SUNULMAK
Sunma işine konu olmak veya sunma işi yapılmak.
SUNULAR
Sadrazamın mabeyne yazdığı tezkereler.
Bu bölümde tanımı içerisinde SUNU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞYUKARI
Bir yer altı kuyusunun üst kısmına geçmeyi sağlayan geçit.
BURUNSAK
Hayvan yavrusunun anasından süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başlık, burunsalık, burunluk. Hayvanların burunlarına geçirilen ip, burunsalık, burunluk.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
ANONSÖR
Sunucu.
ARZ
Sunma. Piyasaya mal sürülmesi, sunu. Yer, yeryüzü. En, genişlik. Yüksek bir makama anlatma, bildirme.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
DOĞRUCU
Her şeyin doğrusunu söylemeyi huy edinmiş olan, harbici.
ASTRAGAN
Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu. Bu posttan yapılan.
BRONŞ
Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları.
ÇEKÜL
Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul.
DENEME
Denemek işi, sınama. Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan. Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü.
DOLDURMAK
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
DİLEKÇE
Bir dileği bildirmek için resmî makamlara sunulan, imzalı ve adresli, pullu veya pulsuz yazı, istida, arzuhâl.
DİRSEK
Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı. Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç, makas. Giysi kolunda bu organa denk gelen bölüm. Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
DOLU
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
ALG
Su yosunu.
APTAL
Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.
CANSIZLAŞTIRMAK
Cansız duruma getirmek. Bir dişin canlı dokusunu yok etmek.