SOYUT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "soyut" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. soyut ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu soyut ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde soyut olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SOYUTLAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

SOYUTLAŞTIRMAK, SOYUTLAYABİLME

13 harfli kelimeler

SOYUTLAŞTIRMA

11 harfli kelimeler

SOYUTLANMAK, SOYUTLAŞMAK, SOYUTLAYICI

10 harfli kelimeler

SOYUTÇULUK, SOYUTLAMAK, SOYUTLANMA, SOYUTLAŞMA

9 harfli kelimeler

SOYUTLAMA

8 harfli kelimeler

SOYUTLUK

7 harfli kelimeler

SOYUTÇU

5 harfli kelimeler

SOYUT

Bazı kelimelerin anlamları

SOYUT

Varlığı duyularla algılanamayan, mücerret, somut karşıtı, abstre. Anlaşılması, kavranılması güç.

SOYUTLUK

Soyut olma durumu.

SOYUTLAMA

Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma, tecrit, abstraksiyon.

SOYUTLAYICI

Herhangi bir dizimsel türden bir düzgün deyimden, bu deyimce belirlenen kaplam ya da içlemi gösteren bir deyim oluşturan n-li değişken bağlayıcısı. Dizimsel türü. (...). bağıntı soyutlayıcısı, kaplamsal izerge soyutlayıcısı, öbekleyici, öznitelik soyutlacısı, içlemsel izerge soyutlayıcısı.

SOYUTLAYABİLME

Soyutlayabilmek işi.

SOYUTLAŞMAK

Soyut duruma gelmek.

SOYUTLAŞMA

Soyutlaşmak durumu.

SOYUTLAYABİLMEK

Soyutlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

SOYUTÇU

Soyutçuluk yanlısı olan.

SOYUTLANMAK

Soyut duruma getirilmek.

SOYUTLAMAK

Bir şeye soyutlama işlemini uygulamak. Bir kimseyi, durumu, düşünce vb.ni içinde bulunduğu toplum, durum veya düşünceden ayrı tutmak.

SOYUTLAŞTIRMA

Soyutlaştırmak durumu.

SOYUTÇULUK

Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum, abstraksiyonizm.

SOYUTLANMA

Soyutlanmak durumu.

SOYUTLAŞTIRMAK

Soyut duruma getirmek.

  -   -   -  

Anlamında SOYUT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SOYUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SOMUT

Varlığı duyularla algılanabilen, müşahhas, konkre, soyut karşıtı. Somut olan şey.

DÜZEN

Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

KAVRAM

Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Karın zarı, periton. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu.

ABSTRAKSİYONİZM

Soyutçuluk.

KURAM

Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi. Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori. Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü.

FELSEFE

Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Dünya görüşü. Bir konuda soyut düşünüş. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü.

TECRİT

Ayırma, ayrı bir tarafta tutma. Yalıtım. Mahkûmu cezasını tek başına çekmesi için diğer hükümlülerden ayırma. Soyutlama.

ORTALIK

Bulunulan yer, çevre. İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer. Yeryüzünün görünen bölümü, çevre, etraf. Soyut anlamda yaşanan ortam.

LEKECİLİK

Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğunu savunan soyut resim anlayışı, taşizm.

DEĞER

Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

DAİRE

Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.

İLE

Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

TECERRÜT

Her şeyden uzaklaşma, sıyrılma, soyutlanma.

ABSTRE

Soyut.

BELİRTKE

Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem. Gösterge. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü.

BÜYÜK

Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

MÜCESSEM

Cisim durumunda olan. Soyut kavramlar için somut bir varlıkta tam olarak belirmiş olan.

MÜCERRET

Soyut. Katışık ve karışık olmayan. Evlenmemiş, bekâr. Yalın durum.

ESER

Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt. İz, işaret, im. Yayın, kitap, yapıt. Soyut kavramlarda belirti.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.