Kelimeler arşivinde; içinde "soyut" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde soyut bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu soyut ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında soyut olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SOYUTLAYABİLMEK
SOYUTLAŞTIRMAK, SOYUTLAYABİLME
SOYUTLAŞTIRMA
SOYUTLAŞMAK, SOYUTLANMAK, SOYUTLAYICI
SOYUTÇULUK, SOYUTLAMAK, SOYUTLAŞMA, SOYUTLANMA
SOYUTLAMA
SOYUTLUK
ÖZSOYUT, SOYUTÇU
SOYUT
SOYUT
Varlığı duyularla algılanamayan, mücerret, somut karşıtı, abstre. Anlaşılması, kavranılması güç.
SOYUTLAMAK
Bir şeye soyutlama işlemini uygulamak. Bir kimseyi, durumu, düşünce vb.ni içinde bulunduğu toplum, durum veya düşünceden ayrı tutmak.
SOYUTLAYABİLME
Soyutlayabilmek işi.
SOYUTÇULUK
Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum, abstraksiyonizm.
SOYUTLUK
Soyut olma durumu.
SOYUTLAYICI
Herhangi bir dizimsel türden bir düzgün deyimden, bu deyimce belirlenen kaplam ya da içlemi gösteren bir deyim oluşturan n-li değişken bağlayıcısı. Dizimsel türü. (...). bağıntı soyutlayıcısı, kaplamsal izerge soyutlayıcısı, öbekleyici, öznitelik soyutlacısı, içlemsel izerge soyutlayıcısı.
SOYUTLAŞTIRMAK
Soyut duruma getirmek.
ÖZSOYUT
Bilgi erişimde ve belgelemede, belge örüsünün, özdevimli doğal dil çözümleme ya da özdevimli sayılamalı çözümleme yöntemleriyle elde edilmiş soyut niteliğinde özeti.
SOYUTLANMAK
Soyut duruma getirilmek.
SOYUTLAŞMAK
Soyut duruma gelmek.
SOYUTLAŞMA
Soyutlaşmak durumu.
SOYUTLAMA
Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma, tecrit, abstraksiyon.
SOYUTLANMA
Soyutlanmak durumu.
SOYUTLAYABİLMEK
Soyutlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
SOYUTÇU
Soyutçuluk yanlısı olan.
SOYUTLAŞTIRMA
Soyutlaştırmak durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde SOYUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELİRTKE
Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem. Gösterge. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü.
DAİRE
Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.
KAVRAM
Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Karın zarı, periton. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu.
FELSEFE
Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Dünya görüşü. Bir konuda soyut düşünüş. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü.
DÜZEN
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
SOMUT
Varlığı duyularla algılanabilen, müşahhas, konkre, soyut karşıtı. Somut olan şey.
LEKECİLİK
Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğunu savunan soyut resim anlayışı, taşizm.
ABSTRE
Soyut.
MÜCESSEM
Cisim durumunda olan. Soyut kavramlar için somut bir varlıkta tam olarak belirmiş olan.
ESER
Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt. İz, işaret, im. Yayın, kitap, yapıt. Soyut kavramlarda belirti.
MÜCERRET
Soyut. Katışık ve karışık olmayan. Evlenmemiş, bekâr. Yalın durum.
TECERRÜT
Her şeyden uzaklaşma, sıyrılma, soyutlanma.
BARINMAK
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
BÜYÜK
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.
ORTALIK
Bulunulan yer, çevre. İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer. Yeryüzünün görünen bölümü, çevre, etraf. Soyut anlamda yaşanan ortam.
İLE
Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
KURAM
Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi. Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori. Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü.
ABSTRAKSİYONİZM
Soyutçuluk.
TECRİT
Ayırma, ayrı bir tarafta tutma. Yalıtım. Mahkûmu cezasını tek başına çekmesi için diğer hükümlülerden ayırma. Soyutlama.