Kelimeler arşivi içinde; başında "soyma" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. soyma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu soyma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde soyma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SOYMALTI, SOYMANTI
SOYMAÇA
SOYMAÇ, SOYMAK, SOYMAN
SOYMA
SOYMA
Soymak işi.
SOYMAÇ
Kirli giysi. Beden, çıplak vücut : Yüzden kemcik ama soymacı eyi. Soyulmuş, çıplak.
SOYMAN
Tilki.
SOYMANTI
Sopa. Kaba, zıpır, işe yaramaz kimse. Büyük çoban sopası. (Dübekli Bozüyük Bilecik). Sopa, değnek, asa.
SOYMAÇA
Dilimlenip kurutulmuş, hoşaflık elma, armut.
SOYMALTI
Soyulmuş meşe kütüğü.
SOYMAK
Bir şeyin üzerinden kabuk, deri, zar vb.ni çıkarmak. Birinin giysilerini çıkarmak. Birinin üstünde, yanında veya bir yerde bulunan şeyleri çalarak alıp götürmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde SOYMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SOYULMAK
Soyma işine konu olmak.
SIYIRMAK
Hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak. Çekip kurtarmak. Çekerek çıkarmak. Hafifçe dokunarak geçmek. Akıl sağlığını kaybetmiş olmak. Sürtünerek veya çekerek bir şeyi yerinden almak, kaldırmak. Bir şeyin üstündeki örtüyü çekerek almak veya açmak. Kazıyarak, silerek üzerinde veya içinde hiçbir şey bırakmamak.
CONKABIRLAMAK
Cevizlerin kabuğunu soymak.
YÜZMEK
Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak. Herhangi bir durumun en aşırı derecesinde olmak. Derisini çıkarmak, derisini soymak. Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak. Çok para istemek. Yüzme sporu yapmak. Herhangi bir şeyle üzeri kaplanmak, bir şeye bulanmak. Dalgalanmak.
SOYUŞ
Soyma işi.
ÇILBAMAK
Bir insanı soymak.
CIBARTMAK
Soymak, yüzmek. Çıplak vücuda değnek vurarak şişirmek.
CIVLAMAK
Kavlamak, tüyünü dökmek, çıplak kalmak. Yontmak, parçalamak. Kabuğunu soymak. Hava içinden hızla geçen cisim ses çıkarmak. Fırlayıp çıkmak. Piç, sürgün vermek. Düğün sahibi parasını sonuna kadar harcamak. Uzamak. Kaynamak.
ÇIKARMAK
Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.
GARKLAMAK
Ceviz ya da odunların kabuğunu soymak.
DIZLAMAK
Dolandırmak, çarpmak, soymak.
ÇAPULLAMAK
Bir yeri soymak, yağmalamak.
SOYDURMAK
Soyma işini yaptırmak.
ÇİHARMAK
Çıkarmak. İlan etmek, haber salmak. İçerden dışarı almak. 3 .Ortaya koymak. Tebliğ etmek. Soymak, yüzmek. Açmak, örtüyü kaldırmak. Oymak, içini boşaltmak.
FOLAKLAMAK
Yeşil kabuğu soymak (fındık, ceviz için). Yumurta haşlamak.
GİZGİÇ
Ağaç kabuğu soymaya yarayan yassı ağaç parçası. Çamların özünde çıkan kuru budak.
CIVLATMAK
Soymak, yüzmek. Acı acı bağırtmak. Fırlatmak. Bir şeyi havada sallayarak ses çıkartmak.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
BÜRMEK
Hayvan bağırmak, melemek, acı acı ses çıkarmak. Ağacın kuruması için köküne yakın bir yerinden kabuğunu soymak. Katlamak, devşirmek. Kederli bir insan seslice ağlamak.
GOGOFLAMAK
Cevizin dıştaki yeşil kabuğunu soymak.