SORU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "soru" olan, toplam 49 adet kelime bulunmaktadır. soru ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu soru ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde soru olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SORUŞTURMACILIK, SORUŞTURABİLMEK

14 harfli kelimeler

SORUŞTURABİLME, SORUMSUZLAŞMAK

13 harfli kelimeler

SORUMSUZLAŞMA

12 harfli kelimeler

SORUŞTURMACI

11 harfli kelimeler

SORUNSUZLUK, SORUTTURMAK, SORUMSUZLUK, SORUŞTURUCU, SORUŞTURMAK

10 harfli kelimeler

SORUŞTURMA, SORUNUFAĞI, SORUNULMAK, SORUMSUZCA, SORUMLULUK, SORUVERMEK

9 harfli kelimeler

SORUŞTURU, SORUVERME

8 harfli kelimeler

SORUNSUZ, SORUTKAN, SORUTMAH, SORUŞMAK, SORUŞMAH, SORUTMAK, SORUNSAL, SORULAMA, SORUNCUL, SORULMAK, SORUMSUZ, SORUMLUK

7 harfli kelimeler

SORUMAK, SORUDAK, SORUTMA, SORULMA, SORUMLU, SORUNCA, SORUŞMA, SORUNLU

6 harfli kelimeler

SORUMA, SORUCU, SORUAN

5 harfli kelimeler

SORUN, SORUM, SORUT, SORUŞ, SORUS, SORUK

4 harfli kelimeler

SORU

Bazı kelimelerin anlamları

SORU

Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı, sual. Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı, sual.

SORUŞTURUCU

Soruşturmacı.

SORUŞTURABİLMEK

Soruşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SORUŞTURMA

Soruşturmak işi. Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi, tahkik, tahkikat.

SORUNUFAĞI

Bulgur.

SORUŞTURMACI

Soruşturma yapan kimse, soruşturucu, muhakkik.

SORUŞTURMACILIK

Soruşturmacının yaptığı iş, soruşturuculuk, muhakkiklik.

SORUMSUZCA

Sorumsuz bir biçimde, mesuliyetsizce.

SORUMSUZLUK

Sorumsuz olma durumu, mesuliyetsizlik. Sorumsuzca davranış, mesuliyetsizlik.

SORUŞTURABİLME

Soruşturabilmek işi.

SORUTTURMAK

Eline tutuşturmak.

SORUNULMAK

Sorulmak.

SORUNSUZLUK

Sorunsuz olma durumu, meselesizlik, problemsizlik.

SORUŞTURMAK

Öğrenilmek istenilen şeyi birçok kişiye inceden inceye sormak, araştırmak.

SORUMSUZLAŞMA

Sorumsuzlaşmak durumu.

SORUMSUZLAŞMAK

Sorumsuzca davranmak.

  -   -   -  

Anlamında SORU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SORU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYDINLANMAK

Aydınlık olmak. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek.

ALGORİTMA

Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.

AÇIMLAMAK

Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.

BAŞHEMŞİRE

Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.

ARAŞTIRMAK

Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.

BAŞÖĞRETMEN

İlkokullarda yönetimden sorumlu olan öğretmen, müdür, başmuallim.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AYIRTMAN

Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine kadar bütün değerlendirme çalışmalarına katılan görevli, mümeyyiz.

ANLAMAK

Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

AYDINLATMAK

Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak. Bir sorun üzerine bilgi vermek.

BAŞPAPAZLIK

Başpapaz olma durumu. Başpapazın sorumluluğunda olan bölge. Başpapazın yaptığı iş.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

BAŞRAHİP

Manastırlarda en kıdemli ve yönetimden sorumlu rahip, başkeşiş.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

BAŞDEKORCU

Dekorcuların başı, dekor hazırlamada en üst sorumlu.