SOKA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "soka" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. soka ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu soka ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde soka olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

SOKABİLMEK, SOKALANMAK

9 harfli kelimeler

SOKABİLME

8 harfli kelimeler

SOKANSAK, SOKANCAK

7 harfli kelimeler

SOKARIŞ, SOKARIK, SOKARIÇ, SOKARCA, SOKARAK, SOKALAK

6 harfli kelimeler

SOKARI

5 harfli kelimeler

SOKAN, SOKAL, SOKAK, SOKAÇ

4 harfli kelimeler

SOKA

Bazı kelimelerin anlamları

SOKA

Ağılı. Hayvanların geçmemesi için çalı ile örtülen geçit. Dibekte, havanda dövme işini yapan tokmak.

SOKARIÇ

İnce doğranmış soğanı yağda kavurarak yapılan yemek.

SOKAK

İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol.

SOKANSAK

İğne.

SOKARCA

Kardelen.

SOKARIŞ

İnce doğranmış soğanı yağda kavurarak yapılan yemek.

SOKAL

Sakal.

SOKABİLMEK

Sokma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SOKARI

Yeni çıkan ekin.

SOKALANMAK

Aşağılanmak.

SOKAN

İskorpit.

SOKABİLME

Sokabilmek işi.

SOKARIK

Yeni çıkan ekin. Ekilen tahılların ilk çıkan filizleri. İki, üç aylık pilicin ince tüyleri. Topraktan ilk çıkan filiz, filizlenme, filizin topraktan çıkması, intaş.

SOKARAK

Yeni çıkan ekin. Ekilen tahılların ilk çıkan filizleri.

SOKALAK

Çimlenmiş ekin.

SOKANCAK

İğne.

  -   -   -  

Anlamında SOKA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SOKA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FENERCİ

Fener yapan veya satan kimse. Deniz feneri bekçisi. Sokak fenerlerini yakan kimse.

MAHRAMA

Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü, makrama.

KAZIK

Toprağa çakılmak için hazırlanmış, ucu sivri demir veya ağaç. İnsanı üzerine oturtarak öldürdükleri, yere dik çakılmış sivri uçlu odun veya şiş. Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parça. Direk, sopa. Kazığa oturtarak uygulanan öldürme cezası. Genellikle yağlı güreşte, güreşçinin, elini hasmının kispeti içine sokarak yaptığı oyun. Çok zor (soru, sınav vb.). Aldatma.

ÇIKMAZ

Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan yol, sokak. Çözüme ulaşmayan, çözüm yolu olmayan.

AYAKKABI

Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

KOLTUKÇU

Koltuk yapan ya da satan kimse. Düğünlerde ev düzenlenmesine yardım edip gelinle damada destek olan kimse. Eski ev eşyası alıp satan kimse. Yüze karşı övmeyi huy edinmiş kimse. Koltuğunun altına elbise ve halı atıp sokak sokak dolaştırarak satan kimse. Koltuk meyhanesi işleten kimse.

ÇARŞAF

Yatağın üstüne serilen veya yorgan kaplanan bez örtü. Kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi.

ARI

Temiz. Günahsız. Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek (Apis mellifica). Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, halis.

FERACE

Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi. Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka.

ÇANGAL

Ayakta güreşirken karşı güreşçinin koltuğu altından bir kolu sokarak bir ayakla o güreşçinin bir bacağına çengel taktıktan sonra onu öne doğru eğip başı üzerinden atma oyunu. Dallı budaklı ağaç. Fasulye sırığı, sırık.

DÖKÜLMEK

Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.

ÇÖPÇÜ

Evlerden çöpleri toplayan veya sokakları süpüren temizlik işçisi, gübürcü.

CUMBA

Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon. Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm.

KOPİL

Arsız sokak çocuğu. Babası belli olmayan çocuk.

KAÇAKÇI

Yasalara karşı gelerek bir yere mal sokan, bir yerden mal kaçıran veya bir yerde satan kimse.

MUHTAR

Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı. Özerk. Her işe burnunu sokan.

ISTAMPALAMAK

Ham madeni sıcakta veya soğukta istenilen kalıba sokarak şekillendirmek.

BULUNTU

Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya. Sokakta bulunup alınan çocuk. Herhangi bir yerde bulunup gerçekten veya hükmen sahibi bulunmayan mal.

KOSTÜM

Ceket, pantolon ve bazen de yelekten oluşan erkek takım giysisi. Sinema ve tiyatroda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı. Çoğunlukla sokakta giyilmek için dikilmiş kadın giysisi.

EVSİZ

Evi olmayan. Yaşamını sokaklarda sürdüren.