Kelimeler arşivi içinde; başında "side" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. side ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu side ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde side olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SİDEROKALSİNOZİS
SİDERODERMA, SİDEROFİLİN
SİDENLEMEK, SİDEROPENİ
SİDEREFOR, SİDEROFOR, SİDEROJEN, SİDEROTİK, SİDEROZİS, SİDEROZOM
SİDERSİT, SİDEKLİĞ
SİDERİT, SİDEROZ
SİDES, SİDEK
SİDE
SİDE
Antalya ili, Manavgat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
SİDEROZİS
Demir tozlarının alınmasıyla akciğerde meydana gelen pigmentasyon. Genellikle fıbrozis ve yangı gelişmez. Kanda aşırı düzeylerde demir bulunması. Demirin dokularda birikimi.
SİDERİT
İçinde yalnız demir ve nikel bulunan gök taşı. Sideroz.
SİDEROFİLİN
Transferin.
SİDERODERMA
Demir metabolizması bozukluğu sonucunda derinin bronz rengi alması.
SİDEROZOM
Deneysel olarak oluşan ve demir içeren elektron yoğun partikül; kültürü yapılan hayvan hücrelerinde görülen lizozomal bir yapı.
SİDEKLİĞ
Sidik yolu.
SİDENLEMEK
Silip süpürmek, temizlemek.
SİDEROKALSİNOZİS
At, sığır, köpek ve kedilerde, beyin damarlarında kalsiyum ve demir tuzlarının çökmesi. Tüm damar katlarında ve tüm damarlarda bulunabilir ve damarları sert borular hâline getirebilir.
SİDEROFOR
Demir içeren ve demirin taşınmasında görevli olan, büyüme ve çimlenme faktörü olarak da kabul edilen, antibiyotik etkisi olan, düşük molekül ağırlıklı, mikrobiyal, organik bir madde.
SİDEROZ
Çoğunlukla kahverengi demir karbonat birleşimli demir cevheri, siderit.
SİDEROJEN
Demir yapıcı.
SİDERSİT
Demir içeren bir kan hücresi.
SİDEROPENİ
Vücudun ve kanın demirsiz kalması, vücut ve kanda demir azalması.
SİDEREFOR
Hemosiderin pigmenti içeren makrofaj.
SİDEROTİK
Siderozisle ilgili, sideroza bağlı olan. Siderozisle belirgin.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NAAT
Bir şeyin niteliklerini övme. Hz. Muhammed'in niteliklerini övmek, ondan şefaat dilemek amacıyla yazılan kaside.
BAHARİYE
Divan edebiyatında, bahar tasviri ile başlayan kaside.
KOL
İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm. İş takımı, ekip, grup. Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri. Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal, kısım, şube, branş. Giyside vücudun bu bölümünü saran parça. Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü. Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal. Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça. Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça. Dizi, düzen. Kanat. Karakol.
ANTİKODON
mRNA üzerindeki kodonun tRNA' daki tamamlayıcısı olan üçlü nükleotit grubu. tRNA'daki üçlü baz dizilişi. Transfer RNA'da mRNA'daki kodonun tamamlayıcısı olan ve aminoaside özgü olan üçlü nükleotit.
MATLA
Gök cisimlerinin doğması. Gök cisimlerinin doğduğu yer. Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.
KUPÜR
Giyside kesim. Kesik.
ALDATMA
Aldatmak işi, deside, al, hıyanet.
RULET
Bir bilyenin, dönmekte bulunan derin tepside yazılı numaralarından ve siyah ile kırmızı renklerden birinin üzerinde durmasıyla kazananı belirten kumar aracı ve bununla oynanan kumar. Pastacı, terzi vb.nin kullandığı dişli, küçük demir çark.
ANASARKA
Genel bir ödemin yansıması olarak üzerine parmakla bastırıldığında iz bırakan özellikte, soğuk, yaygın deri altı ödemi, yaygın hidrops. Genellikle kalp, karaciğer ve böbrek yetmezliklerinde ve kaşekside görülür. Gebelik döneminde görüldüğünde yavru, hipopotam benzeri bir görünüşte olur.
ASABA
Ölen kimsenin, karısına düşen mal. Erkek mirasçı, erkek evlât. İkinci derecedeki akraba. Dost, arkadaş. Bir ilde, bir memlekette oturanlar. Soy, akraba, sülâle. Boy, yükseklik, derinlik. Fotin veya mestin topuğu örten parçası. Giyside beden: Ceketin asabası genişçe olmuş. Tarlanın yüzü.
CAİZE
Şairlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafından kendilerine verilen bahşiş. Yazıda bir sözün olduğu gibi tekrarlandığını göstermek için alt hizasına konulan tırnak biçimindeki noktalama işareti. Yol yiyeceği, azık.
ŞİTAİYE
Divan edebiyatında kış mevsimini konu olarak işleyen şiir. Bir kasidenin kışı anlatan giriş bölümü.
MUHALEFET
Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olma durumu, aykırılık. Karşı görüşte, tutumda olan kimseler topluluğu. Demokraside iktidarın dışında olan parti veya partiler.
TEKNOKRAT
Teknokrasiden yana olan. Teknokrasi içerisinde yer alan, yönetici konumundaki mühendis, mimar, teknisyen, iktisatçı vb. elemanların ortak adı. Ekonomik mekanizmaların teorik incelenmesine dayanan ancak insan etkenini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan devlet adamı veya memur.
MAKTA
Kalem ucunu düzeltmeye yarayan kemikten yapılmış araç. Kesit. Divan edebiyatında gazelin veya kasidenin son beyti.
KASİDEHAN
Kaside okumayı meslek edinmiş kimse.
AHITMA
Hayvanların alnından burnuna doğru uzanan beyazlık. Saç üzerinde veya tepside pişirilen çörek, ekmek. Saç üzerinde pişirilen ve yassı kadayıfa benziyen bir çeşit tatlı. Akıtma. Kadınların tepeliklerinde bulunan altın süs. Yumurta, süt, su, tuz ve unun karıştırılıp çalınmasıyla elde edilen karışımın ufak ufak sacda kavrulmasıyla yapılan yemek türü.
PARATÜBERKÜLOZ
Geviş getirenlerde aside dirençli bir bakterinin sebep olduğu hastalık.
KASİDECİ
Kaside yazan şair. Birine yaranmak amacıyla aşırı övgüde bulunan kimse.
IYDİYE
Bayram kutlaması. Bayramlarda din ve devlet büyüklerine sunulan kaside.