SEĞİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "seği" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. seği ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu seği ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde seği olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

SEĞİRTTİRMEK, SEĞİRDİMBAŞI

11 harfli kelimeler

SEĞİRDİŞMEK

10 harfli kelimeler

SEĞİRDİMCİ, SEĞİRDÜRCE

9 harfli kelimeler

SEĞİRTMEK, SEĞİRDİCİ, SEĞİRTKEN

8 harfli kelimeler

SEĞİTMEK, SEĞİRTME, SEĞİRMEK, SEĞİRDİM, SEĞİRDEN

7 harfli kelimeler

SEĞİRME

6 harfli kelimeler

SEĞİRT

5 harfli kelimeler

SEĞİR, SEĞİN, SEĞİS

4 harfli kelimeler

SEĞİ

Bazı kelimelerin anlamları

SEĞİ

Ucu yanmış odun.

SEĞİTMEK

Koşmak. Dolaşmak.

SEĞİRTMEK

Sıçrayarak yakın bir yere doğru koşmak.

SEĞİRDİMCİ

Akıncı.

SEĞİRTKEN

Sıçrayarak yakın bir yere doğru koşan.

SEĞİRDİM

Yaya koşusu. Top atıldığında kundağın geri tepmesi. Yeniçeri mutfaklarında kullanılan etleri taşıyan hayvanların ön ve arkalarında yürüyen yeniçeri. Değirmene su veren oluğun eğimi.

SEĞİRDİŞMEK

Koşuşmak, koşuda yarışmak.

SEĞİRMEK

Genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak.

SEĞİRME

Seğirmek işi.

SEĞİRDÜRCE

Seirtme çağına girmiş, koşar oynar.

SEĞİRT

Çırak. (Urfa).

SEĞİRDİMBAŞI

Seğirdim askerinin başında bulunan subay.

SEĞİRTME

Seğirtmek işi. Yem takılmadan kullanılan olta.

SEĞİRDEN

Kunduracılıkta 28 numara ayakkabı kalıbı (çocuklar için). Koşucu.

SEĞİRDİCİ

Arkadaş.

SEĞİRTTİRMEK

Koşturmak.

  -   -   -  

Anlamında SEĞİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SEĞİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EĞSİ

Ucu yanmış odun, köseği.

DAZITMAK

Koşmak, seğirtmek: Bu av merakı sende varken daha çok daban dazıtırsın. Kaçmak. Kaçırmak.

ERİŞİK

Yetişkin, evlenme çağına gelmiş. Cin, peri. İnanışlara göre, şeytan çarpmasıyle olduğuna inanılan, çırpınma ve seğirme belirtileri de gösteren bir çeşit sinir hastalığı. Deli. Ötekine berikine çok sataşan kimse.

EŞGİRTMEK

Koşmak, seğirtmek.

KURTYELMESİ

Seğirtme, hızlı yürüyüş.

KANTARKULU

Yeniçerilerde eski odalardaki seğirdim usta ve çavuşlarına verilen ad.

DÖNÜ

Koşu yolunda, her bir dönüşe verilen ad. Genellikle 400 m. olur. Birinci gelecek güreşçiyi seçmek için, karşılaşmalarda, aynı kilodaki güreşçiler arasında, yenilenlerin elenmesini sağlamak üzere yapılan güreş dizisi. Bir üst duruma geçecek kılıçoyuncularının belli olması için , her basamakta yinelenen küme içi yarışmalarına katılan yarışmacıların yer aldıkları, eşit değerdeki kümelerden oluşan birlik. Temel parçacıkların ya da çekirdeğin açısal devinim büyüklüğünü belirtmekte kullanılan ve yüklerin parçacık ekseni çevresinde dönmesine ilişkin bir nitelik. Birçok keseklerden meydana gelen bir koşuğun her keseğine denir. Yarışlıkta yapılan yarışlarda, her bir dönüşe verilen ad. Yarışma ve karşılaşmaların sayı, zaman ya da mesafelere göre tekrarlanan birimleri. Tövbe.

KOPUŞMAK

Koşuşmak, seğirtmek. Çıkmak, başlamak : O sırada Rus harbi kopuştu. Çözülmek : Dün aldığım yün eldiven kopuşuverdi.

EYRİ

Boru dirseği.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

TÜMSEKLİ

Tümseği olan. Dışbükey.

ATLAMA

Atlamak işi. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.

SAĞBEĞENİ

Güzeli çirkinden ayırt edebilme yetisinin en yükseği.

SEĞRİME

Seğirme.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

KOVERMEK

Bırakmak, salmak. Salıvermek. Seğirtmek.

DALIRMAK

Koşmak, seğirtmek. Batırmak.

KÖSEE

Ocak karıştırmakta kullanılan ucu yanmış odun, köseği. E. Tk. köz+egü.

ANNA

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Hayır:-Oğlum bu gün pazara git.-Anna gitmem. Dirseğin iç kısmı: Anna*mı acıttın. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

EŞGİRMEK

Koşmak, seğirtmek.