Kelimeler arşivinde; içinde "seği" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde seği bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu seği ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında seği olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SEĞİRDİMBAŞI, SEĞİRTTİRMEK
SEĞİRDİŞMEK, KEDİDİRSEĞİ
SEĞİRDİMCİ, SEĞİRDÜRCE
İTTİRSEĞİ, SEĞİRDİCİ, İTDİRSEĞİ, SEĞİRTKEN, İPDİRSEĞİ, ETDİRSEĞİ, SİĞİRSEĞİ, SEĞİRTMEK, YENİRSEĞİ
SEĞİTMEK, BİSSEĞİL, SEĞİRTME, SEĞİRMEK, SEĞİRDİM, SEĞİRDEN
KÖRSEĞİ, BİSEĞİL, SEĞİRME
ÖKSEĞİ, SEĞİRT, PESEĞİ, ÖĞSEĞİ, KÜSEĞİ, İNSEĞİ, BİSEĞİ, KÖSEĞİ
SEĞİ
Ucu yanmış odun.
İTTİRSEĞİ
Göz kapağında çıkan sivilce, arpacık.
SEĞİRTMEK
Sıçrayarak yakın bir yere doğru koşmak.
KEDİDİRSEĞİ
Göz kapaklarında çıkan bir sivilce, arpacık.
SEĞİRDÜRCE
Seirtme çağına girmiş, koşar oynar.
SEĞİRDİCİ
Arkadaş.
İTDİRSEĞİ
Arpacık.
ETDİRSEĞİ
Gözde çıkan arpacık. Göz kapağında çıkan sivilce.
SEĞİRTTİRMEK
Koşturmak.
SEĞİRDİŞMEK
Koşuşmak, koşuda yarışmak.
SEĞİRDİMCİ
Akıncı.
SEĞİRTKEN
Sıçrayarak yakın bir yere doğru koşan.
SEĞİRDİMBAŞI
Seğirdim askerinin başında bulunan subay.
İPDİRSEĞİ
Göz kapağında çıkan sivilce, arpacık.
YENİRSEĞİ
Memesi körelmiş koyun, keçi, inek.
SİĞİRSEĞİ
1.Anlayışı az kimse. Davranışları ağır, beceriksiz. Sert, sinirli (et için).
Bu bölümde tanımı içerisinde SEĞİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATLAMA
Atlamak işi. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
DALIRMAK
Koşmak, seğirtmek. Batırmak.
SAĞBEĞENİ
Güzeli çirkinden ayırt edebilme yetisinin en yükseği.
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.
EYRİ
Boru dirseği.
KOVERMEK
Bırakmak, salmak. Salıvermek. Seğirtmek.
EŞGİRTMEK
Koşmak, seğirtmek.
DÖNÜ
Koşu yolunda, her bir dönüşe verilen ad. Genellikle 400 m. olur. Birinci gelecek güreşçiyi seçmek için, karşılaşmalarda, aynı kilodaki güreşçiler arasında, yenilenlerin elenmesini sağlamak üzere yapılan güreş dizisi. Bir üst duruma geçecek kılıçoyuncularının belli olması için , her basamakta yinelenen küme içi yarışmalarına katılan yarışmacıların yer aldıkları, eşit değerdeki kümelerden oluşan birlik. Temel parçacıkların ya da çekirdeğin açısal devinim büyüklüğünü belirtmekte kullanılan ve yüklerin parçacık ekseni çevresinde dönmesine ilişkin bir nitelik. Birçok keseklerden meydana gelen bir koşuğun her keseğine denir. Yarışlıkta yapılan yarışlarda, her bir dönüşe verilen ad. Yarışma ve karşılaşmaların sayı, zaman ya da mesafelere göre tekrarlanan birimleri. Tövbe.
SEĞRİME
Seğirme.
ERİŞİK
Yetişkin, evlenme çağına gelmiş. Cin, peri. İnanışlara göre, şeytan çarpmasıyle olduğuna inanılan, çırpınma ve seğirme belirtileri de gösteren bir çeşit sinir hastalığı. Deli. Ötekine berikine çok sataşan kimse.
KANTARKULU
Yeniçerilerde eski odalardaki seğirdim usta ve çavuşlarına verilen ad.
TÜMSEKLİ
Tümseği olan. Dışbükey.
EŞGİRMEK
Koşmak, seğirtmek.
ANNA
Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Hayır:-Oğlum bu gün pazara git.-Anna gitmem. Dirseğin iç kısmı: Anna*mı acıttın. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.
SEĞİRTME
Seğirtmek işi. Yem takılmadan kullanılan olta.
KOPUŞMAK
Koşuşmak, seğirtmek. Çıkmak, başlamak : O sırada Rus harbi kopuştu. Çözülmek : Dün aldığım yün eldiven kopuşuverdi.
DAZITMAK
Koşmak, seğirtmek: Bu av merakı sende varken daha çok daban dazıtırsın. Kaçmak. Kaçırmak.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
SEĞİRME
Seğirmek işi.
EĞSİ
Ucu yanmış odun, köseği.