SEĞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "seğ" olan, toplam 57 adet kelime bulunmaktadır. seğ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu seğ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde seğ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

SEĞRİCEKLENMEK

12 harfli kelimeler

SEĞİRTTİRMEK, SEĞİRDİMBAŞI

11 harfli kelimeler

SEĞİRDİŞMEK

10 harfli kelimeler

SEĞRİCEKLİ, SEĞİRDÜRCE, SEĞİRDİMCİ

9 harfli kelimeler

SEĞİRTKEN, SEĞURTMEK, SEĞSİNMEK, SEĞSENMEK, SEĞRİTMEK, SEĞRİŞMEK, SEĞİRTMEK, SEĞİRDİCİ, SEĞELTMEK, SEĞERTMEK, SEĞERBAŞI

8 harfli kelimeler

SEĞREMEK, SEĞLEMEK, SEĞRİMEK, SEĞİTMEK, SEĞELMEK, SEĞMENLİ, SEĞİRTME, SEĞMİLEK, SEĞNEMEK, SEĞİRMEK, SEĞERDEN, SEĞRİCEK, SEĞİRDİM, SEĞITMEK, SEĞİRDEN, SEĞRİCEN

7 harfli kelimeler

SEĞRİKİ, SEĞRİME, SEĞLEME, SEĞELEK, SEĞİRME, SEĞEREK, SEĞIMEN

6 harfli kelimeler

SEĞLUK, SEĞMEN, SEĞİRT, SEĞREK, SEĞDİM, SEĞRİK

5 harfli kelimeler

SEĞEL, SEĞEK, SEĞLİ, SEĞEN, SEĞİS, SEĞER, SEĞİR, SEĞİN

4 harfli kelimeler

SEĞİ

3 harfli kelimeler

SEĞ

Bazı kelimelerin anlamları

SEĞ

Şap.

SEĞİRDİCİ

Arkadaş.

SEĞSİNMEK

Birine vurmak için kolunu kaldırmak.

SEĞRİTMEK

Saptırmak.

SEĞRİCEKLİ

Hoppa, oynak. Tikli, seğirme hastalığı olan : Dudağının sağ yanı seğriceklidir.

SEĞİRTKEN

Sıçrayarak yakın bir yere doğru koşan.

SEĞRİŞMEK

Koşuşmak.

SEĞRİCEKLENMEK

Yerinde duramamak, kıpır kıpır oynamak.

SEĞİRTTİRMEK

Koşturmak.

SEĞİRDİŞMEK

Koşuşmak, koşuda yarışmak.

SEĞİRDÜRCE

Seirtme çağına girmiş, koşar oynar.

SEĞİRDİMCİ

Akıncı.

SEĞİRDİMBAŞI

Seğirdim askerinin başında bulunan subay.

SEĞİRTMEK

Sıçrayarak yakın bir yere doğru koşmak.

SEĞSENMEK

Birine vurmak için kolunu kaldırmak.

SEĞURTMEK

Koşmak.

  -   -   -  

Anlamında SEĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SEĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

YÜKSELME

Yükselmek işi, itila. Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi. Terfi. Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması.

ATLAMA

Atlamak işi. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.

SEĞİRME

Seğirmek işi.

TÜMSEKLİ

Tümseği olan. Dışbükey.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

YÜKSELTMEK

Yükseğe çıkarmak, yukarı kaldırmak. Güçlendirmek, şiddetlendirmek. Bir sayıyı kendisiyle birkaç kez çarpmak. Yüksek bir düzeye getirmek, geliştirmek. Aşama ve mevki bakımından daha yüksek duruma getirmek. Değerini olduğundan daha çok göstermek.

SÜTUN

Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genel olarak bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek, kolon. Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey. Alt alta sıralanmış şeyler dizisi. Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon. Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey.

ANNA

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Hayır:-Oğlum bu gün pazara git.-Anna gitmem. Dirseğin iç kısmı: Anna*mı acıttın. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

YUKARI

Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı. Benzerleri arasında üstte bulunan. Yetkili kimse. Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya. Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan.

SEĞİRTME

Seğirtmek işi. Yem takılmadan kullanılan olta.

SEĞRİME

Seğirme.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

YÜKSELMEK

Yükseğe çıkmak. Fiyat, çoğalmak. Yüce duruma gelmek, yücelmek. Unvan, rütbe vb. ilerlemek. Artmak. Güçlenmek, şiddetlenmek. Aşaması artmak.

KOLÇAK

Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven. Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent. Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılmış olan süs eşyası. Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası. Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk. Zırhın kola geçirilen parçası.

KOLLUK

Gömlek kollarının ucundaki iliklenen bölüm, manşet. Güvenliği sağlamakla görevli polis veya jandarma. İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, genellikle koyu renkli kumaştan dikilmiş parça. Kollara takılan ve dikkati çekmesi istenen görevlilerin kimliklerini gösteren şerit.

SAĞBEĞENİ

Güzeli çirkinden ayırt edebilme yetisinin en yükseği.

EĞSİ

Ucu yanmış odun, köseği.

BOĞUNTU

Zor soluk alma. Sıkıntı. Bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi, vurgunculuk, ihtikâr.

SARMAK

Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Kucaklamak. Yumak yapmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Sarılıp tırmanmak. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Saldırmak, hücum etmek. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Örtmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Dolayında yer almak. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak.

ARTEZYEN

Burgu ile delinerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu.