Kelimeler arşivi içinde; başında "seh" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. seh ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu seh ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde seh olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SEHERYAPRAĞI
SEHERLEMEK
SEHRETLİK, SEHRATLIK
SEHİTMEN, SEHNİMEK, SEHERNAZ, SEHERGÜL, SEHENLİK, SEHELDEN, SEHLEMEK
SEHERCE, SEHAVET, SEHHARE
SEHLUK, SEHLİK, SEHLEK, SEHLEM, SEHLÜK, SEHNİÇ, SEHHAR, SEHRAN, SEHEBE, SEHVEN
SEHNE, SEHPA, SEHRA, SEHRE, SEHİL, SEHİV, SEHİM, SEHİB, SEHET, SEHER, SEHEN, SEHEM, SEHEL, SEHEB
SEH
Gerçekten, sahi.
SEHERLEMEK
Büyülemek.
SEHERCE
Alnı ak, kara tüylü bir çeşit su kuşu.
SEHİTMEN
Tahtadan yapılmış, arkalıksız, küçük iskemle.
SEHLUK
Vurdumduymaz, aldırmaz, aptal.
SEHAVET
Arapça kökenli sahâvet: sahavet; yiğitlik.
SEHNİMEK
Yağmur dinmek.
SEHLEMEK
Karanlıkta görmeye çalışmak. Solumak.
SEHERGÜL
Tan vakti açan gül.
SEHERNAZ
Seher vakti nazlanan kimse.
SEHHARE
Çok güzel, büyüleyici kadın.
SEHRETLİK
Üstünde cep bulunan, bele takılan, genişçe kayış kemer.
SEHENLİK
El yıkanacak yer.
SEHELDEN
Çok geçmeden, az sonra.
SEHERYAPRAĞI
Bir bilezik türü. (Aksaray Niğde).
SEHRATLIK
Üstünde cep bulunan, bele takılan, genişçe kayış kemer : Sehratlığımdan pıçağımı ver.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇATGI
Başörtüsü. Saman taşımağa yarar büyük sepet, küfe. Alına bağlanan iki parmak eninde tülbent. Üç ayaklı sehpa. İp, urgan, kordon.
KAPSÜL
Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.
YANLIŞLIKLA
Yanılarak, bilmeyerek, sehven.
KALASTRA
Gemilerde cankurtaran filikalarını oturtmak için güvertelere konulan sehpa.
DAĞAN
Tahta tavan. Sehpa. Üç ağacın bir noktada birleştirilmesiyle yapılan ve kaba şeyleri dokumak için kullanılan basit tezgâh. Meyve toplamaya yarayan üç ayaklı ya da tek ayaklı uzun merdiven. Asmaların altına destek olarak konulan çatal kazık. Bağda, tarlada küçük çocukları güneşten korumak için yapılan çatal ağaçlı gölgelik. Çitlembik ağacı ve meyvesi. Yağ tavası.
EŞİK
Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak. Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer. Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını. Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar. Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü. Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta. Odun kesmek için kullanılan üç ya da dört ayaklı sehpa. Elma, armut gibi meyvelerin yenildikten sonra kalan çekirdekli kısmı. Taneleri alınmış mısır sapı, koçan. Etraf, çevre. Dış, dışarı. Ayakkabı ökçesi. Merdiven. Ev girişi. Işık. Kapı girişi, eşik. Sinirlerde impulsun başladığı zar potansiyelinin kritik değeri. Bir olayın olabilmesinden önce ulaşılan değer ya da seviye, ses eşiği gibi. Karalar üzerinde ya da deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran, üzeri çok kez düz, tümsek biçimli kabartılar. Özellikle çarpışma olaylarında, yükünleşme, uyarma gibi işlemlerin ilk olabildiği erke. Özel bir etki verecek bir uyarının ya da bir imlemin olabilecek en küçük değeri. 4000 A° ile 8000 A° dalgaboyu aralığında, gözle görülebilen elektromagnetik dalga. Dekorda tek basamağa verilen ad. (Mimarlık) Bir kapının alt kenarına gelen ve döşeme düzeyinden birkaç santim yüksekliği olan taş, tahta ya da madenden parça. Genellikle plastik, kemik, fildişi gibi sert maddelerden yapılarak telli çalgılarda telleri tutması amacıyla klavye ve kafa arasına yerleştirilen eşik. Canlıda tepki uyandırabilmek için gerekli olan en zayıf güçlü uyaran. l. Kapı çerçevesinin alt ve üst kısımları. (Aksaray Niğde). Sazların göğsündeki üzerinden teller geçen tahta parçası. (Beyköy Şarkikaraağaç Isparta).
YANILTI
Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık, sehiv.
ÇEVKEN
Meyve toplamak için kullanılan üç dört metre uzunluğundaki sehpa: Sepeti çevkenle elma dalına asdım.
DARAĞACI
İdam cezası alanları asmak için kurulan sehpa, yağlı ip.
ŞÖVALE
Ressam sehpası.
EŞEK
Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.
ESSEK
Odun kesmek için kullanılan üç ya da dört ayaklı sehpa.
İSDOL
Sandalye. Masa. Rusça kökenli stol: sehpa; masa yüksekliğinde küçük yüzeyli çay sehpası.
ZİGON
İç içe geçen sehpa, zigon sehpa.
APŞAK
Bacaklarını açarak yürüyen, ayrık bacaklı. Yan yan, bacakları aça aça yürüme. Ağır elli, beceriksiz, tembel. İskele sehpası. Ayakları birbirine yakın ve bacakları açık olan.
ÇATKI
Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü. Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem. Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ, kaşbastı. Sehpa.
SEHER
Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı, seher vakti.
CAĞLIK
Dokumacılıkta, çözgü makinesinde çözgü ipliği bobinlerinin desen ve renk sırasına göre yerleştirildiği sehpa.
DAAN
Sehpa. Üç ağacın bir noktada birleştirilmesiyle yapılan ve kaba şeyleri dokumak için kullanılan basit tezgâh. Çitlembik ağacı ve meyvesi.
EŞEKLEME
Duvar örmek ve sıva yapmak gibi işlerde kullanılan dört ayaklı sehpa. Sucuların eşeğin iki yanına sardıkları ve su tenekesi koydukları kasa.