Kelimeler arşivi içinde; başında "sel" olan, toplam 273 adet kelime bulunmaktadır. sel ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sel ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SELFDETERMİNASYON
SELÜLOZTRİASETAT
SELAMLAŞABİLMEK, SELAMLAYABİLMEK, SELLEMEHÜSSELAM
SELAMINELEYKÜM, SELAMLAŞABİLME, SELAMLAYABİLME, SELAMUNALEYKUM, SELAMÜNALEYKÜM
SELAHATTİNKÖY, SELLODEKSTRİN, SELMANHACILAR
SELAMETLEMEK, SELDİRREMEYH, SELENOSİSTİN, SELLEĞTİRMEĞ, SELPÜKLENMEK
SELAMETLEME, SELAMLANMAK, SELAMLAŞMAK, SELDİRDEMEK, SELDİRENLİK, SELDİRLEMEK, SELEKTİNLER, SELİMŞAHLAR, SELMANAĞACI, SELVEKAŞIĞI
SELAHATTİN, SELAMETTİN, SELAMLAMAK, SELAMLANMA, SELAMLAŞMA, SELAMLAYIŞ, SELAMULLAH, SELARABASI, SELÇUKGAZİ, SELDİREMEK, SELDİRSEME, SELECİKÖSE, SELEGLEMEK, SELEKLEMEK, SELEKSİYON, SELENSİMEK, SELİKLEMEK, SELİYOTOMİ, SELKİSARAY, SELLİMARAZ, SELLİMEDEK, SELLOBİYOZ, SELLÜLİTİS
SELAMETLE, SELAMETLİ, SELAMLAMA, SELAMNAME, SELBETMEK, SELÇİKLER, SELÇİKLİK, SELÇUKKAN, SELÇUKLUK, SELDİRMEK, SELEHİYET, SELEJİLİN, SELEKUTLU, SELEMELİK, SELENİMEK, SELENOFEN, SELENOZİS, SELERİFER, SELESEPİR, SELİBELEN, SELİMOĞLU, SELİMPAŞA, SELKİTMEK, SELLEBAĞI, SELLEMSİZ, SELLİDERE, SELMANKÖY, SELMİNCİK, SELOBİYAZ, SELÜLOZİK, Devamını Oku »»
SELAHİYE, SELALMAZ, SELAMLAR, SELAMLIK, SELAMSIZ, SELBETME, SELÇİKLİ, SELÇUKER, SELÇUKLU, SELDİREK, SELDİREN, SELDİRİK, SELEBENT, SELEFİNE, SELEFİYE, SELEKLİK, SELEKMAN, SELEKMEK, SELEKTİF, SELEKTİN, SELEKTÖR, SELENDER, SELENDEŞ, SELENİNO, SELENOİT, SELENYUM, SELEPCEK, SELERMEK, SELESKER, SELEŞMEK, Devamını Oku »»
SELAMAK, SELAMET, SELAMLI, SELANİK, SELASET, SELATİN, SELBEST, SELBEYİ, SELBÜKÜ, SELÇUKİ, SELECEK, SELEMEK, SELEMEN, SELEMET, SELENDİ, SELENLİ, SELENTİ, SELEPÇE, SELESEN, SELESER, SELETİR, SELEVGÜ, SELEVİR, SELEVÜN, SELEVÜR, SELIŞIK, SELIŞIL, SELIŞIN, SELİMLİ, SELİNDİ, Devamını Oku »»
SELAHİ, SELAMİ, SELANE, SELBER, SELBES, SELBEŞ, SELCAN, SELCEN, SELCİK, SELÇİK, SELÇUK, SELDAĞ, SELDEK, SELECE, SELEFE, SELEKS, SELENA, SELENK, SELENO, SELEVİ, SELFİN, SELGÜÇ, SELHAN, SELİKA, SELİKE, SELİME, SELİNA, SELİYH, SELKAN, SELKİK, Devamını Oku »»
SELAF, SELAM, SELAN, SELAV, SELAY, SELBİ, SELCE, SELDA, SELEF, SELEK, SELEM, SELEN, SELER, SELGİ, SELİK, SELİM, SELİN, SELİS, SELKİ, SELLA, SELLE, SELLİ, SELMA, SELME, SELMİ, SELNA, SELOK, SELOM, SELÖZ, SELPİ, Devamını Oku »»
SELA, SELE, SELİ, SELK, SELO, SELP
SEL
SEL
Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su, su taşkını. Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış. Yoğunluk. Hareket hâlindeki büyük kalabalık, yığın.
SELLODEKSTRİN
Selülozun derişik mineral asitlerle uzun süre etkileşimi sonucu oluşan ve selülozun suda çözünen ve alkolle çöktürülen bileşeni.
SELLEMEHÜSSELAM
Ulu orta, çekinmeden, destursuz.
SELAMETLEMEK
Yolcuyu, konuğu uğurlamak, geçirmek.
SELAHATTİNKÖY
Kastamonu kenti, Devrekâni belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SELAMLAŞABİLME
Selamlaşabilmek işi.
SELAMINELEYKÜM
Arapça kökenli selâmün-aleyküm: selamünaleyküm.
SELDİRREMEYH
Ayak kayarak tökezlemek, düşecek gibi olmak.
SELAMLAŞABİLMEK
Selamlaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SELÜLOZTRİASETAT
Selülozun asetik asitle tam esterleşmesi sonucunda oluşan ve koruyucu kaplamaların esası olan selüloz reçinesi.
SELAMUNALEYKUM
Selamün aleyküm.
SELAMLAYABİLMEK
Selamlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
SELAMLAYABİLME
Selamlayabilmek işi.
SELAMÜNALEYKÜM
"Allah'ın selamı sizin üzerinize olsun" anlamında kullanılan bir selamlama sözü.
SELFDETERMİNASYON
Öz belirtim.
SELMANHACILAR
Manisa ilinde, Selendi belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ALÇAKÇA
Oldukça alçak. (alça'kça) Alçak, aşağılık kimselere yaraşırcasına, sefihane.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AĞMAK
Sarkmak, aşağıya inmek. Yük vb. şeyler bir yana eğilmek. Yükselmek, yukarı doğru çıkmak.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AKADEMİK
Akademi ile ilgili olan. Bilimsel niteliği olan.
AKTÜALİZM
Edimselcilik. Kuvveden fiile geçmiş olan hâl.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
AKLISELİMLİK
Aklıselim olma durumu.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
AHLAKİ
Ahlaka uygun, ahlakla ilgili, aktöresel, sağtöresel.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
ALFABETİK
Alfabe sırasına göre dizilmiş, abecesel.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
AKRABA
Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.
ALOTROPİ
Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AKTÜEL
Güncel. Edimsel.