Kelimeler arşivi içinde; başında "serin" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. serin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu serin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde serin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SERİNLEYEBİLMEK, SERİNLETEBİLMEK
SERİNLEYEBİLME, SERİNLETEBİLME, SERİNLENDİRMEK
SERİNKANLILIK, SERİNLENDİRME
SERİNLETMEK, SERİNLEŞMEK, SERİNLENMEK
SERİNBAYIR, SERİNYAYLA, SERİNNEMEK, SERİNLETME, SERİNLEŞME, SERİNLENME, SERİNLEMEK, SERİNKANLI, SERİNHİSAR, SERİNÇAYIR
SERİNLEME, SERİNYAKA, SERİNTEPE, SERİNDERE, SERİNGÖZE, SERİNKUYU
SERİNGÜL, SERİNLİK, SERİNMEK, SERİNOVA, SERİNKÖY, SERİNYOL
SERİN
Az soğuk, ılık ile soğuk arası. Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren.
SERİNLETME
Serinletmek işi.
SERİNLENMEK
Serinlik duymak.
SERİNLETMEK
Serin duruma getirmek, serinlik vermek.
SERİNLEŞME
Serinleşmek durumu.
SERİNLEYEBİLME
Serinleyebilmek işi.
SERİNLETEBİLMEK
Serinletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SERİNLETEBİLME
Serinletebilmek işi.
SERİNLENDİRME
Serinlendirmek işi.
SERİNBAYIR
Bitlis şehri, Ahlat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
SERİNNEMEK
Serinlemek; soğumak.
SERİNLENDİRMEK
Serinlenme işini yaptırmak.
SERİNKANLILIK
Soğukkanlılık.
SERİNYAYLA
Ankara şehri, Yenice nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Manisa kenti, Alaşehir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas şehrinde, Altınyayla ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
SERİNLEYEBİLMEK
Serinleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SERİNLEŞMEK
Serin duruma gelmek, serinlemek, serinlik vermek.
Bu bölümde tanımı içerisinde SERİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CİLT
Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.
DÖRDÜZLEME
Eski Yunan tiyatrosunda üçü trajedi, sonuncusu yerme dramı olan dört sahne eserinden oluşan bölüm.
BAŞOYUNCU
Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran erkek oyuncu, başaktör. Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran kadın oyuncu, başaktris, primadonna.
ÇİY
Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları, şebnem, jale.
DONATIM
Donatma, teçhiz. Bir sanat eserinde ikinci derecede olan ayrıntılar, yardımcı ögeler. Bir fabrikayı, bir havaalanını, bir spor kuruluşunu veya bir askerî birliği etkinlik göstermesi için gerekli araç ve gereçlerle donatma.
DÜZELTİCİ
Basılmak üzere dizilmekte olan bir eserin provalarını düzeltme ile görevli kimse, düzeltmen, musahhih.
DEKOR
Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü. Görünüş, manzara. Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen.
DÜZELTİ
Düzeltme işi, tashih. Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme, tashih.
DİZİN
Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste, endeks, indeks, fihrist. Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser. Kitaplık, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste.
BESTE
Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
CANLANDIRIM
Ortada kalan kalıntılarına göre bir eserin ana tasarısına uygun olarak yeniden çizimi.
DURGU
Sekte. Bir müzik eserinde, bitiş etkisi yapan armonik zincirlemeler bütünü.
ANLAM
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
ÇOĞALTMA
Çoğaltmak işi, teksir, fazlalaştırma, ziyadeleştirme. Bir sanat eserinin aslına uygun olarak yapılmış olan taklidi, reprodüksiyon.
DİNAMİT
Nitrogliserin ile yapılmış olan patlayıcı bir madde. Tutku, özlem, heyecan. Şiddetli, korkunç, hırslı.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
DİLİM
Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça. Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Radyatör parçalarından her biri.
AŞIRMAK
Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak.