SAVA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sava" olan, toplam 54 adet kelime bulunmaktadır. sava ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sava ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sava olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

SAVANNAHKEDİSİ

12 harfli kelimeler

SAVAŞABİLMEK, SAVAŞILINMAK, SAVAŞIMCILIK

11 harfli kelimeler

SAVATLANMAK, SAVAŞABİLME, SAVAŞTIRMAK

10 harfli kelimeler

SAVAŞTIRMA, SAVATLAMAK, SAVAŞÇILIK, SAVAŞÇILAR, SAVAKDELEN, SAVATLANMA, SAVAKLAMAK, SAVABİLMEK, SAVANNAMAK

9 harfli kelimeler

SAVAŞTEPE, SAVATLAMA, SAVAŞIMCI, SAVABİLME, SAVAHACAN, SAVAKTAŞI, SAVACILIK, SAVAKLAMA, SAVAKBAŞI

8 harfli kelimeler

SAVARMAK, SAVASSIZ, SAVAŞMAK, SAVAŞGAN, SAVAŞKÖY, SAVAŞKAN

7 harfli kelimeler

SAVAÇCI, SAVAŞER, SAVAŞIR, SAVAŞMA, SAVACIK, SAVACAK, SAVACAH, SAVAŞIM, SAVACAĞ, SAVAŞÇI, SAVAŞAN, SAVAKLI, SAVATLI, SAVALAK

6 harfli kelimeler

SAVANA, SAVAYI, SAVACI

5 harfli kelimeler

SAVAT, SAVAH, SAVAK, SAVAŞ, SAVAN

4 harfli kelimeler

SAVA

Bazı kelimelerin anlamları

SAVA

Haber. Muştu.

SAVATLAMAK

Gümüş üstüne kurşunla kara nakışlar işlemek.

SAVAKLAMAK

Suyu arklara salmak.

SAVAŞTIRMAK

Savaşma işini yaptırmak.

SAVAŞILINMAK

Savaşılmak, çarpışılmak, kavga edilmek.

SAVAŞTIRMA

Savaştırmak işi.

SAVAŞABİLMEK

Savaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SAVAŞÇILIK

Savaşçı olma durumu.

SAVAKDELEN

Danaburnu.

SAVAŞABİLME

Savaşabilmek işi.

SAVAŞÇILAR

Erzurum ilinde, Narman ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Muş ili, Yaygın bucağına bağlı bir yer.

SAVANNAHKEDİSİ

Afrika'dan köken alan, Afrika yerlileri tarafından binlerce yıldır yetiştirilen vahşi Serval kedisiyle evcil kedilerin birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, zamanla Serval kedisinin vahşi güzelliği, çarpıcı ve farklı vücut yapısıyla evcil kedilerin uyumlu karakterlerinin birleşimi olan ve kendine özgü bir özellik kazanan, ağzı konveks bir biçimde kavisli, çene yapısı güçlü ve burunla birlikte yüze vahşi bir görünüm kazandıran, gözleri orta büyüklükte oval ve badem şeklinde, göz rengi zengin yeşil, sarı, altın veya karamel kahve gibi tüm canlı renklerde olabilen, ayrıca gözün iç açısında gözyaşı şeklinde bir lekenin olması karakteristik, tüyleri sık ve parlak, renk ve desenleri noktalı, tekir ve tek renkte olabilen, suyu ve suda oynamayı çok seven, zeki, oldukça oyuncu, hareketli ve sosyal yapıda, yumuşak, sıcakkanlı ve nazik mizaçlı, yarı uzun tüylü kedi ırkı.

SAVATLANMAK

Savatlama işi yapılmak.

SAVABİLMEK

Savma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SAVATLANMA

Savatlanmak işi.

SAVAŞIMCILIK

Savaşımcı olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında SAVA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BARÇA

Orta Çağda kullanılan kürekli ve yelkenli taşıma gemisi. Kalyon türünden küçük savaş gemisi.

BATARYA

En küçük topçu birliği. Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası. Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım. Pil.

ANTLAŞMA

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

CAMBAZ

Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.

BARIŞ

Barışma işi. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar.

BAZUKA

Öz itmeli mermi atan, genellikle zırhlı araçlara karşı yakın savaş sırasında kullanılan hafif silah, roketatar.

AKINCI

Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.

BAŞIBOZUK

Düzensiz topluluk. Karışık, içinden çıkılamayan. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.

ATEŞKES

Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.

BAŞBUĞ

Eski Türklerde baş, başkan, komutan. Osmanlı Devleti'nde savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı.

BAHADIR

Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse, batur.

AYVAZ

Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.

AMAZON

Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. Ata binen kadın.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

BIRAKIŞMAK

Savaşma, çarpışma vb. durumları karşılıklı bırakmak, ateşkes yapmak, mütareke yapmak.

BAŞKOMUTAN

Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.

CEBECİ

Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.

BALYEMEZ

Kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli, tunçtan top.

BAŞTARDA

Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir savaş gemisi türü.