İçinde SAVA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sava" olan, toplam 82 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sava bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sava ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sava olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

SAVANNAHKEDİSİ

13 harfli kelimeler

MÜSAVATSIZLIK, YILDIRIMSAVAR

12 harfli kelimeler

SAVAŞABİLMEK, MÜSAVATÇILIK, SAVAŞILINMAK, SOBACISAVASI, SAVAŞIMCILIK

11 harfli kelimeler

SAVATLANMAK, SAVAŞABİLME, ASALAKSAVAR, SAVAŞTIRMAK

10 harfli kelimeler

BÖCEKSAVAR, SAVATLAMAK, SİNEKSAVAR, YASAKSAVAN, GASAVARACI, SAVANNAMAK, SAVAKDELEN, SAVABİLMEK, SAVAŞÇILIK, SAVAŞTIRMA, SAVATLANMA, SAVAKLAMAK, MÜSAVATSIZ, SAVAŞÇILAR

9 harfli kelimeler

SAVAKLAMA, SAVACILIK, SAVAHACAN, SAVABİLME, MÜSAVATEN, MÜSAVATÇI, FÜZESAVAR, KASAVANCI, SAVAKBAŞI, SAVAKTAŞI, UZUNSAVAT, UÇAKSAVAR, TANKSAVAR, SAVAŞIMCI, SAVATLAMA, SAVAŞTEPE

8 harfli kelimeler

TUĞSAVAŞ, SAVARMAK, SAVASSIZ, SAVAŞKÖY, MARSAVAN, SAVAŞGAN, SAVAŞKAN, SAVAŞMAK

7 harfli kelimeler

SAVAŞAN, MÜSAVAT, PASAVAN, SAVAŞÇI, SAVAŞIR, SAVAŞIM, SAVAŞMA, SAVAŞER, SAVACAK, SAVATLI, ARSAVAT, HASAVAN, SAVACIK, SAVACAH, SAVAÇCI, SAVACAĞ, KASAVAN, SAVAKLI, İLSAVAŞ, SAVALAK, İÇSAVAŞ, ERSAVAŞ

6 harfli kelimeler

KASAVA, SAVANA, SAVAYI, SAVACI

5 harfli kelimeler

SAVAH, SAVAT, SAVAŞ, SAVAN, SAVAK

4 harfli kelimeler

SAVA

Bazı kelimelerin anlamları

SAVA

Haber. Muştu.

MÜSAVATÇILIK

Eşitçilik.

BÖCEKSAVAR

Evdeki zararlı böcekleri savıp öldürmekte kullanılan ve ilaç püskürten araç.

MÜSAVATSIZLIK

Eşitsizlik.

SİNEKSAVAR

Sinekleri savıp öldürmekte kullanılan ve ilaç püskürten sprey.

SAVAŞABİLME

Savaşabilmek işi.

SOBACISAVASI

Soba borusu yaparken kullanılan örs. (Gölbaşı Çankaya Ankara).

SAVAŞILINMAK

Savaşılmak, çarpışılmak, kavga edilmek.

SAVAŞABİLMEK

Savaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YILDIRIMSAVAR

Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı, siperisaika, yıldırımkıran, yıldırımlık, yıldırım siperi, paratoner.

SAVANNAHKEDİSİ

Afrika'dan köken alan, Afrika yerlileri tarafından binlerce yıldır yetiştirilen vahşi Serval kedisiyle evcil kedilerin birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, zamanla Serval kedisinin vahşi güzelliği, çarpıcı ve farklı vücut yapısıyla evcil kedilerin uyumlu karakterlerinin birleşimi olan ve kendine özgü bir özellik kazanan, ağzı konveks bir biçimde kavisli, çene yapısı güçlü ve burunla birlikte yüze vahşi bir görünüm kazandıran, gözleri orta büyüklükte oval ve badem şeklinde, göz rengi zengin yeşil, sarı, altın veya karamel kahve gibi tüm canlı renklerde olabilen, ayrıca gözün iç açısında gözyaşı şeklinde bir lekenin olması karakteristik, tüyleri sık ve parlak, renk ve desenleri noktalı, tekir ve tek renkte olabilen, suyu ve suda oynamayı çok seven, zeki, oldukça oyuncu, hareketli ve sosyal yapıda, yumuşak, sıcakkanlı ve nazik mizaçlı, yarı uzun tüylü kedi ırkı.

SAVATLAMAK

Gümüş üstüne kurşunla kara nakışlar işlemek.

SAVAŞIMCILIK

Savaşımcı olma durumu.

SAVATLANMAK

Savatlama işi yapılmak.

ASALAKSAVAR

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden, antiparazit.

SAVAŞTIRMAK

Savaşma işini yaptırmak.

  -   -   -  

Anlamında SAVA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BALYEMEZ

Kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli, tunçtan top.

ATEŞKES

Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

BATARYA

En küçük topçu birliği. Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası. Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım. Pil.

AMAZON

Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. Ata binen kadın.

BAŞTARDA

Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir savaş gemisi türü.

BARÇA

Orta Çağda kullanılan kürekli ve yelkenli taşıma gemisi. Kalyon türünden küçük savaş gemisi.

ANTLAŞMA

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.

AKINCI

Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.

CAMBAZ

Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.

BAŞIBOZUK

Düzensiz topluluk. Karışık, içinden çıkılamayan. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.

BAHADIR

Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse, batur.

CEBECİ

Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.

BAŞKOMUTAN

Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

BAZUKA

Öz itmeli mermi atan, genellikle zırhlı araçlara karşı yakın savaş sırasında kullanılan hafif silah, roketatar.

BAŞBUĞ

Eski Türklerde baş, başkan, komutan. Osmanlı Devleti'nde savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı.

BIRAKIŞMAK

Savaşma, çarpışma vb. durumları karşılıklı bırakmak, ateşkes yapmak, mütareke yapmak.

AYVAZ

Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.

BARIŞ

Barışma işi. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar.