Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sat" olan, toplam 64 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MAKROİKTİSAT, TRİMETREKSAT, MİKROİKTİSAT
NÖROİKTİSAT, METOTREKSAT
MÜSELLESAT, ÇALHAPUSAT, MÖGEDDESAT, MUKADDESAT, MUHASSASAT
DEKUSSAT, INTELSAT, TAHSİSAT, TEDRİSAT, TENKİSAT
SÜRÜSAT, TESESAT, İKTİSAT, HADİSAT, TESİSAT
MAHSAT, GITSAT, HUSSAT, MASSAT, PIRSAT, BASSAT, YAPSAT, BATSAT, BİLSAT, ARASAT, FIRSAT, TUTSAT, MAKSAT, SURSAT, SORSAT, RUHSAT, SAMSAT, SÜRSAT
NESAT, SISAT, POSAT, PISAT, USSAT, BASAT, FESAT, HASAT, İFSAT, KESAT, MASAT, PUSAT, RASAT, VASAT, VÜSAT, KOSAT, BISAT, BİSAT, GASAT, HESAT, IRSAT, İSSAT, KISAT
ESAT, İSAT
SAT
SAT
1.Yalın, yalnız, tek. 2.Tüm, bütün. Bile, üstelik, hatta : O kadar canı sıkıldı sat ağladı. Et tahtası. Saat. Yalnız, yalın, tek. Set.
MAKROİKTİSAT
Büyüme oranı, fiyatlar genel düzeyi, işlendirme, dış ödemeler dengesi gibi makro büyüklükleri kullanarak ulusal ekonomiyi bir bütün olarak çözümleyen iktisat dalı.
DEKUSSAT
Her nodyumda karşılıklı olarak bir çift yaprak bulunması hâlinde ve alt alta gelen çiftlerin çapraz yapacak şekilde olması ile oluşan durum.
MÖGEDDESAT
Arapça kökenli mukaddesât: mukeddesat.
MÜSELLESAT
Trigonometri.
TEDRİSAT
Öğretim.
TENKİSAT
Azaltmalar, eksiltmeler.
METOTREKSAT
Folik asidin 4-amino n10-metil analoğu, antimetabolit etkili bir ilaç.
MUHASSASAT
Bir kimseye maaş, tayın vb. olarak verilmiş şeyler. Devlet bütçesinde devlet kuruluşları için ayrılmış paralar, ödenekler.
MUKADDESAT
Kutsal sayılan inanç ve davranışlar.
ÇALHAPUSAT
Serseri, berduş, kabadayı.
TRİMETREKSAT
Güçlü bir dihidrofolat redüktaz baskılayıcısı olan ve kemik iliği üzerine güçlü süpresif etkisi olan antiprotozoal bir ilaç.
INTELSAT
Uluslararası Irakiletişim Konsorsiyumu. Bu örgütün uzaya gönderdiği ırakiletişim uydularının genel adı.
NÖROİKTİSAT
Nöroloji, iktisat, psikolojiden etkilenerek iktisadi karar birimlerinin borsa oyunları, işbırakımları, tasarruf eğilimleri, tüketim tercihleri gibi davranışlarında beyin dalgalarının oynadığı role dikkatleri çekerek, özellikle reklâmcılıkta başvurulan bir çözümleme yöntemi.
TAHSİSAT
Bir kimseye, bir kuruluş veya topluluğa ayrılmış para, ödenek.
MİKROİKTİSAT
İktisadi karar birimlerinin davranışlarından hareketle mal, hizmet ve faktör piyasalarında fiyatın nasıl oluştuğunu ve oluşmuş bir fiyatın nasıl değiştiğini inceleyen iktisadın bir alt dalı.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIZLIKÇI
Ağızlık yapan veya satan kimse.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AKTAR
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.
AKSATMA
Aksatmak işi.
ALACAKLANDIRMAK
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.
AKARYAKITÇI
Akaryakıt satan kimse.
ALACAKLANDIRICI
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AKSATIŞ
Aksatma işi.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ALİVRE
Önceden satış.
AÇMACI
Açma yapan veya satan kimse.
AKTARİYE
Aktarın sattığı şeyler.
AKSESUARCI
Aksesuar satan kimse. Aksesuar kullanmasını seven kimse. Aksesuarı hazırlayan kimse.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
ABAJURCU
Abajur yapan veya satan kimse.