SARKA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sarka" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. sarka ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sarka ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sarka olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

SARKABİLMEK, SARKAÇLAMAK

10 harfli kelimeler

SARKABİLME, SARKAÇLAMA

9 harfli kelimeler

SARKAÇSIZ, SARKATLAR

8 harfli kelimeler

SARKAÇLI, SARKANAK

6 harfli kelimeler

SARKAÇ, SARKAL, SARKAN

5 harfli kelimeler

SARKA

Bazı kelimelerin anlamları

SARKA

Üstü sırma işlemeli, kadife ya da çuhadan yapılan kollu, kolsuz kadın ceketi. 2.Yelek boyunda kollu, önü açık, düz yakalı, kadifeden işli kadın giysisi, kısa entari. Ceket; kollu kadife yelek.

SARKABİLME

Sarkabilmek işi.

SARKAN

Kovan.

SARKANAK

1.Çene altından sarkan et. 2.Kaz ve ördeğin bacakları arasında sarkan yağ. 3.İşkembenin bir parçası, şirden. Püskül, saçak, ponpon. Sarımsı. İşkembe. Yağsız et. Koyun işkembesinin bir parçası. Koyun işkembesinin bir parçasıyla çeşitli tahıllardan yapılan tabii peynir mayası. Peynir mayası olarak kullanılan davar ödü. (Karacaviran Seydişehir Konya).

SARKAÇLAMA

Sarkaçlamak işi.

SARKAL

Porsumuş, sarkmış deri.

SARKATLAR

Kütahya kenti, Dağardı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

SARKAÇLI

Sarkacı olan.

SARKAÇ

Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim, rakkas, pandül.

SARKABİLMEK

Sarkma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SARKAÇSIZ

Sarkacı olmayan.

SARKAÇLAMAK

Türlü tutuş ve duruşlar gergin durumda bulunan vücut bölümlerini kendi ağırlıklarıyla düşmeye ve sallanmaya bırakmak.

  -   -   -  

Anlamında SARKA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SARKA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SAÇAK

Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül. Görünüşü bu püskülü andıran. Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı. Havlu, halı vb.nin kenarı boyunca sarkan püskül. Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan korumak için, o bölümden dışarı taşan ve altı boşta olarak yapılmış olan bölüm.

ASMAK

Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.

GEREZA

Maymunlar (Primates) takımının Eski Dünya maymunugiller (Cercopithecidae) familyasından, 70 cm kadar uzunlukta, 60 cm kadar ucu beyaz ve püsküllü bir kuyruğa sahip, tembel, omuzundan kaidesine kadar iki taraftan sarkan ak, ipeğimsi kıllara sahip, Habeşistan'da sürüler hâlinde yaşayan bir tür. (Colobus guereza) Maymunlar (Primates) takımının uzunkuyruklumaymungiller (Cercopithecidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 70, ucu beyaz püsküllü olan kuyruğu 60 cm. Baş parmakları yoktur. Yüzü insana çok benzer. Tembeldir. Karamsı-mavimsi renkte kıllıdır. Omuzundan kaidesine kadar iki taraftan yele gibi sarkan ak, ipeğimsi kıllara sahiptir. Güzelliğinden dolayı çok avlanır. Habeşistanda sürüler halinde yaşar.

ARAPSAÇI

Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.

GIDIH

Keçi yavrusu, oğlak. Çene altı, gerdan. Çene altı, gerdan, boyun. Çenenin altından sarkan et (Çayağzı). Küçük sepet.

ÜSKÜF

Yüksek aşamadaki yeniçeri subaylarının giydikleri, yarısı arkaya sarkan uzun bir sarık.

RAKKASLI

Sarkacı olan.

ZÜLÜF

Şakaklardan sarkan saç lülesi. Sevgilinin saçı, zülfüyâr.

SALMA

Salmak işi. Kuşların üretilmesine ayrılan oda. Pirinçle pişirilen bir yemek türü. Başıboş gezen (hayvan). Bazı yerel giysilerde kolun yeninden sarkan kumaş parçası. Sürekli akan (su). Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri. Genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden toplanması gereken para.

SARKINTI

Aşağı doğru uzanan, sarkan şey. Sataşma, takılma.

BESNOİTİOZİS

Sığır, at, koyun, keçi ve diğer otçullarda Besnoitia cinsi protozoonların neden olduğu, sokucu sinekler tarafından mekanik olarak taşınan veya enfekte kedi dışkısında bulunan, ookistlerin ağız yoluyla alınmasıyla bulaşan, etkenlerin birçok dokuda kalın duvarlı kist oluşmasıyla ve klinik olarak ateş, anazarka, anasarka, iştahsızlık, fotofobi, sklerodermatitis ve değişen derecelerde kıl dökülmesi gibi belirtilere neden olan hastalık, fil derisi hastalığı. Hastalık geçmişte globidiyozis olarak adlandırılmaktaydı.

KÜPE

Kulak memelerine takılan süs eşyası. Bazı hayvanların boyunlarının iki yanından sarkan deri uzantıları.

RAKKAS

Sarkaç. Raksı meslek edinmiş erkek.

CILINK

Eski elbiseden sarkan parçalar.

PANDÜL

Sarkaç.

SARKIL

Sarkaçla ilgili, hareketi sarkaç hareketine benzeyen.

PÜRÇEK

Şakaklardan sarkan saç, zülüf. Bitkilerin saçaklı kökü veya püskülü, pürçük.

CÜNGÜLÜ

Hindinin gagasından aşağıya sarkan kırmızı deri.

ÇAN

İçi oyularak kurutulmuş patlıcan. Kağnıda yanlara konan ağaç. Değirmenlerde tahılın bitmesini haber veren, taş üzerine sarkan ipe bağlı maden parçaları. Lavabo, banyo. İyi burulmadığı için ne tam burulmuş ne de boğa olarak kalabilmiş öküz. İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç, kampana. Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri. Yarışlık koşularında, sayı dönülerini ve son dönüyü koşuculara bildirmek için, dönü başlarında çalışan çan. Yumruk oyunu dönemlerinin başlangıç ve bitimini bildirmek için kullanılan uyarıcı. Araba tekerlerinde biriken çamuru temizlemekte kullanılan demir parçası. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta). Elâzığ kenti, Çan nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ETEK

Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılmış olan saç örtü. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü. Giysinin alt kenarı. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü. Edep yeri.