İçinde SARKI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sarkı" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sarkı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sarkı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sarkı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

SARKITABİLMEK

12 harfli kelimeler

SARKITABİLME

11 harfli kelimeler

SARKINTILIK

9 harfli kelimeler

SARKIKLIK, SARKITMAK, SARKINMAK

8 harfli kelimeler

SARKINTI, SARKITMA, SARKINAK

7 harfli kelimeler

SARKILU

6 harfli kelimeler

SARKIK, SARKIL, SARKIŞ, SARKIT

5 harfli kelimeler

SARKI

Bazı kelimelerin anlamları

SARKI

Sargı.

SARKITMAK

Bir şeyin sarkmasını sağlamak. Asmak, darağacına çekmek.

SARKINTILIK

Genellikle kadınlara sataşma, laf atma, rahatsız etme, huzur bozma, tasallut.

SARKITMA

Sarkıtmak işi. Sarkıt biçiminde süs.

SARKIKLIK

Sarkık olma durumu.

SARKIT

Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi, damla taş, stalaktit.

SARKIL

Sarkaçla ilgili, hareketi sarkaç hareketine benzeyen.

SARKIK

Aşağı doğru uzanmış veya uzanmış, sarkmış, sölpük, salpa, gevşek.

SARKINAK

İşkembenin bir parçası, şirden.

SARKILU

Sargılı, sarılı.

SARKITABİLME

Sarkıtabilmek işi.

SARKIŞ

Sarkma işi.

SARKINTI

Aşağı doğru uzanan, sarkan şey. Sataşma, takılma.

SARKITABİLMEK

Sarkıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SARKINMAK

Sarkmak.

  -   -   -  

Anlamında SARKI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SARKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SATAŞMAK

Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, musallat olmak. Sarkıntılık etmek.

ASTUMAK

Sarkıtmak.

ÇEKÜL

Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

TASALLUT

Musallat olma, saldırma. Sarkıntılık.

FORTÇU

Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünen, sarkıntılık eden kimse.

UZANMAK

Boylu boyunca yatmak. Yetişmek, ulaşmak. Bir alana yayılmak. Sarkıntılık etmek. Bir şey boyunca sıralanmak. Gitmek. Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak.

YEŞİLLENMEK

Yeşil duruma gelmek, yeşil olmak, yeşermek. Birine karşı duyduğu cinsel isteği kendisine sezdirmek, sarkıntılık etmek. Başkasının malında gözü olmak, elde etmeye çalışmak.

AVIRTLAK

Avurdu yumru, sarkık olan insan veya hayvan. Başak tutmak üzere olan ekin. Akdeniz bölgesinde, üzüm mevsiminde sarı çiçek açan, geniş yapraklı bir ot.

ASDUMAK

İdam ettirmek. Sarkıtmak, bk.astumak.

AVURTLAK

Avurdu yumru, sarkık olan insan veya hayvan. Başak tutmak üzere olan ekin. Yanakları büyük olan. Büyük ağızlı. Giysinin uygun gelmeyip kabarık kalması. Kemiriciler (Rodentia) takımından, Güneydoğu Anadolu ve Kafkaslarda yaşayan altın sarısı renkli bir memeli türü.

ASMAK

Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.

AFRİCANDERSIĞIRI

Güney Afrika'da yerli ırklardan geliştirilen, orta irilikte, büyük sarkık kulaklı, boğaları tipik hörgüçlü, beyaz yana doğru uzayan boynuzlu, ısıya dirençli sığır ırkı.

SIKIŞTIRMAK

Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek. Sarkıntılık etmek. Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak. Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak. Zorlamak.

KOPARAN

Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir tür ceket.

TECAVÜZ

Saldırı. Başkasının hakkına el uzatma. Aşma, ötesine geçme. Namusuna saldırma, sarkıntılık.

LADİN

Çamgillerden, 50-60 metre yüksekliğinde, düz gövdeli, kozalağı aşağıya doğru sarkık, kerestesi ve reçinesi değerli, çam türüne çok yakın bir orman ağacı (Picea).

SALMAK

Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek. Saldırmak. Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek. Sürmek. Uğratmak. Gemi demir üzerinde dört yana dönmek. Üzerine yürütmek. Koymak, katmak. Sarkıtmak. Yollamak, göndermek. Vergi yüklemek.

KARAKAŞ

Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve tırnakları siyah, yağlı kuyruğunun uç kısmı fazla sarkık bir tür koyun.

AVIRTDAK

Avurdu yumru, sarkık olan insan veya hayvan.