SALIN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "salın" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. salın ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu salın ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde salın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

SALINIMGÖZLER, SALINDIRMAMAK

12 harfli kelimeler

SALINABİLMEK, SALINIMÖLÇER, SALINIMÇİZER

11 harfli kelimeler

SALINABİLME, SALINCAKSIZ, SALINDIRMAK

10 harfli kelimeler

SALINCAKÇI, SALINCAKLI, SALINDIRMA

9 harfli kelimeler

SALINTILI, SALINTIDA, SALINBİKE

8 harfli kelimeler

SALINÇAH, SALINÇAG, SALINGAÇ, SALINCAK, SALINCAH, SALINMAK

7 harfli kelimeler

SALINIM, SALINIŞ, SALINMA, SALINTI

6 harfli kelimeler

SALINA

5 harfli kelimeler

SALIN

Bazı kelimelerin anlamları

SALIN

Ankara şehri, Güvem bucağına bağlı bir yer.

SALINABİLME

Salınabilmek işi.

SALINBİKE

Salınan, nazlanan kadın.

SALINTIDA

Henüz sonucu alınmayıp sürmekte olan sorun.

SALINDIRMAMAK

Kıymet, ehemmiyet vermemek, hiçe saymak.

SALINIMÇİZER

Elektriksel salınımları çizerek gösteren aygıt.

SALINDIRMA

Çatı altına boydan boya konulan ağaçlardan biri.

SALINCAKÇI

Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse.

SALINCAKLI

Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan, salıncağı olan.

SALINTILI

Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen. Yürüyüşünde iki yana salınan.

SALINIMÖLÇER

Eksiuç ışıtacına dayanan ve değişen elektriksel nicelikleri gözle görülür biçimde vererek izlenmesini sağlayan aygıt.

SALINIMGÖZLER

Bir eksicik ışınları borusunda, denetlenen bir eksicik demeti ile, flüorışıl bir cam bürgü üzerinde bir dalga biçimi çizdirmek için kullanılan aygıt.

SALINABİLMEK

Salınma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SALINDIRMAK

Sallandırmak.

SALINCAKSIZ

Salıncak olmadan.

SALINÇAH

Salıncak.

  -   -   -  

Anlamında SALIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SALIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TİTREMEK

Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak. Çok üşümek. Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak. Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak. Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak. Ses kısık ve kesik çıkmak.

KIRINMAK

Yürürken salınmak. Oynamak, raks etmek.

POTKAL

Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe.

RAKS

Bir tür dans. Salınım.

HAYMANA

Hayvanların serbestçe salındığı çayırlık. Tembel. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

SALINMA

Salınmak işi.

SÖNÜM

Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi, itfa. Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması, itfa.

SÖNÜMLEMEK

Bir salınım hareketinin genliğini küçültmek, azaltmak, itfa etmek. Bir borcu, her yıl ödenen taksitlerle belli zaman sonra ödemek, itfa etmek.

SALINIM

Salınma işi. Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi, raks.

SARKAÇ

Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim, rakkas, pandül.

SALINIŞ

Salınma işi.

SÜZÜLMEK

Süzme işine konu olmak. Akmak. Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek. İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek. Çok zayıflamak. Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek. Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak. Yüzüne nazlı bir anlam vermek. Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek.

SÖNÜMSÜZ

Genliği hiçbir zaman sıfıra yaklaşmayan, her devirde beslenen (salınım hareketi), beslenen.

SALLANMAK

Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak. Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek. Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak. Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek. Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak. Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak.

SÖNÜMLÜ

Belirli bir sürede genliği sıfıra inen (salınım hareketi).

KIRILMA

Kırılmak işi. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi. Yürürken salınma, nazlı yürüyüş.

REZONANS

Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı. Titreşim.

FİTİL

Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.

SALINTI

Salınma işi.

DÖKÜLMEK

Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.