Kelimeler arşivinde; içinde "salın" olan, toplam 29 tane kelime bulunuyor. İçerisinde salın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu salın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında salın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YILANSALINCAĞI
SALINIMGÖZLER, SALINDIRMAMAK
SALINIMÖLÇER, SALINIMÇİZER, SALINABİLMEK
SALINABİLME, SALINDIRMAK, ALTSALINCAK, SALINCAKSIZ
SALINCAKÇI, SALINCAKLI, SALINDIRMA
SALINTIDA, SALINBİKE, SALINTILI
SALINÇAH, SALINGAÇ, SALINÇAG, SALINCAH, SALINMAK, SALINCAK, GÜLSALIN
SALINMA, SALINIŞ, SALINIM, SALINTI
SALINA
SALIN
SALIN
Ankara şehri, Güvem bucağına bağlı bir yer.
ALTSALINCAK
Bağımsız askı düzeninde tekerleği tutan kollardan altta olanı.
SALINCAKÇI
Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse.
SALINTIDA
Henüz sonucu alınmayıp sürmekte olan sorun.
SALINBİKE
Salınan, nazlanan kadın.
YILANSALINCAĞI
Gökkuşağı.
SALINDIRMAMAK
Kıymet, ehemmiyet vermemek, hiçe saymak.
SALINDIRMAK
Sallandırmak.
SALINABİLME
Salınabilmek işi.
SALINCAKSIZ
Salıncak olmadan.
SALINIMÖLÇER
Eksiuç ışıtacına dayanan ve değişen elektriksel nicelikleri gözle görülür biçimde vererek izlenmesini sağlayan aygıt.
SALINIMÇİZER
Elektriksel salınımları çizerek gösteren aygıt.
SALINABİLMEK
Salınma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SALINCAKLI
Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan, salıncağı olan.
SALINIMGÖZLER
Bir eksicik ışınları borusunda, denetlenen bir eksicik demeti ile, flüorışıl bir cam bürgü üzerinde bir dalga biçimi çizdirmek için kullanılan aygıt.
SALINDIRMA
Çatı altına boydan boya konulan ağaçlardan biri.
Bu bölümde tanımı içerisinde SALIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SALINMA
Salınmak işi.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
SÖNÜMLEMEK
Bir salınım hareketinin genliğini küçültmek, azaltmak, itfa etmek. Bir borcu, her yıl ödenen taksitlerle belli zaman sonra ödemek, itfa etmek.
REZONANS
Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı. Titreşim.
KIRILMA
Kırılmak işi. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi. Yürürken salınma, nazlı yürüyüş.
SÜZÜLMEK
Süzme işine konu olmak. Akmak. Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek. İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek. Çok zayıflamak. Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek. Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak. Yüzüne nazlı bir anlam vermek. Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek.
SÖNÜMSÜZ
Genliği hiçbir zaman sıfıra yaklaşmayan, her devirde beslenen (salınım hareketi), beslenen.
SARKAÇ
Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim, rakkas, pandül.
SALLANMAK
Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak. Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek. Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak. Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek. Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak. Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak.
HAYMANA
Hayvanların serbestçe salındığı çayırlık. Tembel. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.
SÖNÜMLÜ
Belirli bir sürede genliği sıfıra inen (salınım hareketi).
RAKS
Bir tür dans. Salınım.
SALINTILI
Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen. Yürüyüşünde iki yana salınan.
SÖNÜM
Bir salınım hareketinin genliğinin türlü dirençlerin etkisiyle küçülmesi, itfa. Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması, itfa.
POTKAL
Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe.
SALINTI
Salınma işi.
SALINIŞ
Salınma işi.
SALINIM
Salınma işi. Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi, raks.
DÖKÜLMEK
Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.
KIRINMAK
Yürürken salınmak. Oynamak, raks etmek.