Kelimeler arşivi içinde; başında "sadak" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. sadak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sadak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sadak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SADAKATSİZLİK
SADAKATLİLİK
SADAKATSİZ
SADAKALAR, SADAKATLİ
SADAKAT, SADAKLI, SADAKOR
SADAKA
SADAK
SADAK
İçine ok konulan torba veya kutu biçiminde kılıf.
SADAKOR
Düz dokunmuş, açık saman renginde bir tür ipek kumaş. Bu kumaştan yapılan.
SADAKAT
İçten bağlılık. Sağlam, güçlü dostluk.
SADAKLI
Sadağı olan.
SADAKATSİZLİK
Sadakatsiz olma durumu.
SADAKATLİ
Dostluğu ve bağlılığı içten olan, sadık.
SADAKALAR
Kahramanmaraş ili, Pazarcık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SADAKATLİLİK
Sadakatli olma durumu, sadıklık.
SADAKA
Dilenciye verilen para. Yardım amacıyla karşılıksız verilen şey.
SADAKATSİZ
Sadık olmayan.
Bu bölümde tanımı içerisinde SADAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GEDELEÇ
Asma kabağı. Ok kuburu, sadak. Ok kuburu, tirkeş, sadak.
BAĞLILIK
Bağlı olma durumu, merbutiyet. Bağlılaşım. Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme, sadakat.
KEFARET
Bir günahı Tanrı'ya bağışlatmak umuduyla verilen sadaka veya tutulan oruç. Diyet.
BİLÜK
Ok ve yay kuburu, sadak.
SADAĞA
Başkalarının sırtından geçinen, asalak yaşayan kimse. Sadaka// sadağa taşi: sadaka isteyenlerin bekleme yerini temsil eden sembolik bir yer.
OKLUK
İçine ok konulan ve sırtta taşınan meşinden yapılmış ok kılıfı, sadak. Ok yapılmaya uygun.
İHANET
Hıyanet, hainlik. Gerektiğinde yardımda bulunmama, bir kimsenin güvenini yok etme. Evlilikte, sevgide aldatma, sadakatsizlik.
HARMANÇELİK
Harman zamanı harmanlardan toplanan sadaka.
BASKILIK
Bir masadaki kâğıtların uçmaması için üzerlerine konulan özel biçimdeki ağırlık.
İSTENGİ
Sadaka.
SADIK
Doğru, gerçek. Sadakatli.
TIRNAKÇI
Para bozdurmak için gelerek kasadaki veya tezgâh üzerindeki parayı çalan kimse. Verilmesi gereken bir paranın el çabukluğu ile eksik ödenmesi. Osmanlı Devleti'nde her perşembe günü padişahın tırnaklarını kesip temizleyen kimse.
FİTRE
Ramazan ayı içinde verilen, miktarı belirli sadaka, fıtır sadakası.
ISKAT
Düşürme, aşağı atma. Düşürülme. Ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka.
MARJİNALİZM
Bir malın değerini emek değer kuramı yerine malların piyasadaki göreli kıtlık derecesine göre açıklayan ve dolayısıyla istem-sunum dengesince belirlenen fiyat ile değer arasında özdeşlik kuran iktisadi çözümleme yöntemi. İktisada marjinal maliyet, marjinal verimlilik ve marjinal fayda kavramlarını katarak mal ve faktör piyasalarında bireylerin fayda, firmaların kâr ençoklaştırmasını hedefledikleri ileri sürerek iktisadi davranışları açıklayan düşünce akımı.
KIRBAN
Sadak, yay kabı.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
FİDELİTE
Sadakat.
DİLENMEK
Sadaka istemek. Kendisini acındırarak bir kimseden bir şey istemek.
HARMANÇALIH
Harman zamanı harmanlardan toplanan sadaka: Bu yıl üç defa harmançalıh verdim.