Kelimeler arşivi içinde; başında "ruh" olan, toplam 57 adet kelime bulunmaktadır. ruh ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ruh ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ruh olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
RUHSUZLAŞTIRMAK, RUHSATLANDIRMAK
RUHSUZLAŞTIRMA, RUHSATLANDIRMA
RUHBİLİMCİLİK
RUHSATSIZLIK, RUHİYATÇILIK, RUHSUZLAŞMAK, RUHUMÜCERRET
RUHSUZLAŞMA, RUHDEVİMSEL
RUHBİLİMCİ, RUHSATNAME, RUHBANİYET
RUHSUZLUK, RUHİYATÇI, RUHSATİYE, RUHSALLIK, RUHÖLÇÜMÜ, RUHSATSIZ, RUHBANLIK, RUHANİYET, RUHANİLİK
RUHSUZCA, RUHİTTİN, RUHSATLI, RUHULLAH, RUHDUYUM, RUHBİLİM, RUHLULUK, RUHÖTESİ
RUHUNUR, RUHFEZA, RUHGÖÇÜ, RUHİYAT, RUHİŞEN, RUHİNUR, RUHUGÜL
RUHŞAN, RUHANİ, RUHBAN, RUHCAN, RUHSUZ, RUHSEN, RUHİYE, RUHLAR, RUHŞEN, RUHSAT, RUHSAR, RUHSAL
RUHLU, RUHLİ, RUHEN, RUHÇA, RUHAN
RUHİ
RUH
RUH
Dinlerin ve dinci felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz, tin, can kuşu. Esans. En önemli nokta, öz. Duygu. Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin hayat gücü.
RUHSUZLAŞTIRMAK
Ruhsuz duruma getirmek veya sokmak.
RUHBİLİMCİ
Ruhbilim alanında araştırmalar yapan ve ruhbilim yöntemlerini uygulayan kimse. Ruhbilimin herhangi bir dalında derinliğine eğitim gören ve öğrendiği bilgi ve becerileri belirli bir biçimde uygulayan kişi.
RUHSUZLAŞTIRMA
Ruhsuzlaştırmak işi.
RUHDEVİMSEL
Ruhsal süreçlerin devinime dönüşme niteliği.
RUHSATSIZLIK
Ruhsatsız olma durumu.
RUHSUZLAŞMA
Ruhsuzlaşmak durumu.
RUHSUZLUK
Ruhsuz olma durumu.
RUHBANİYET
Rahiplerin evlenmeyerek ve dünyadan el etek çekerek yaşamaları durumu. Ruhbanlık.
RUHSATLANDIRMAK
Ruhsat vermek.
RUHSUZLAŞMAK
Ruhsuz duruma girmek.
RUHUMÜCERRET
Katışık ve karışık olmayan ruh.
RUHSATNAME
Belli etkinliklerde bulunabilmek, kamu hizmet ve mallarından yararlanabilmek için kişilere, önceden belirlenmiş bazı şartlara uyma kaydıyla idarece verilen izin, ruhsat.
RUHSATLANDIRMA
Ruhsatlandırmak işi.
RUHİYATÇILIK
Ruh bilimi ile uğraşma.
RUHBİLİMCİLİK
Ruhbilimini, felsefenin ve insan bilimlerinin temeli ve başlıca konusu sayan görüş. Toplum olaylarını, ruhsal yönlerden açıklamak eğilimi gösteren akım. Ruhbilimin ileri sürdüğü görüşleri eleştirel, toplumbilimsel ve mantıksal görüşlerden üstün tutmak isteği.
Bu bölümde tanımı içerisinde RUH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATARAKSİYA
Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği, acıya olduğu kadar kıvanca karşı da ilgisizlik.
ÇIRPINTI
Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.
CANAVAR
Masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan. Herhangi bir şeye çok düşkün olan. Kurt, domuz vb. cana kıyan yaban hayvanı. Köpek balığı. Acımasız, kötü ruhlu, zalim (kimse). Haşarı, yaramaz çocuk.
DEKORATÖR
Tiyatro, opera vb. dekorlarını tasarlayan sanatçı. Bir alanı kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse. İç mimar.
BUNALIM
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
COŞKU
Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.
AKTARIM
Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
DERİNTİ
Toplantı. Gelişigüzel toplanmış eşya. İnsan kalabalığı, güruh.
ÇAĞIRIM
Çağırma işi. Ruh çağırma sırasında seans.
ÇÖKKÜN
Çökmüş olan. Vücut, akıl ve ruhça gücü azalmış olan.
AMONYAK
Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz (NH3). İçinde bu gazın eritilmiş bulunduğu su, nişadır ruhu.
CANLICILIK
Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış, animizm. Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma. Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinî görüş. Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti.
CİSMANİ
Cisimle, bedenle ilgili. Dinî bir inanışla ilgili düşüncelere bağlı olmayarak yalnız maddi temellere dayanan, ruhani karşıtı.
BERZAH
Kıstak. Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer.
ARINMA
Arınmak işi, temizlenme. Duyguların sanat yoluyla arı duruma getirilmesi. Ruhun tutkulardan temizlenmesi.
BAZOFOBİ
Sinirsel veya ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı. Yürürken düşme korkusu.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
BASTIRIM
Ruh dünyasında oluşan tepkimelerin bilinç dışına yansıması.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.