Kelimeler arşivi içinde; başında "ras" olan, toplam 72 adet kelime bulunmaktadır. ras ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ras ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ras olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
RASYONELLEŞTİRMEK
RASTGELELEŞTİRME, RASYONELLEŞTİRME
RASYONALİZASYON, RASGELSLEŞTİRME
RASTLAYABİLMEK, RASTLAŞABİLMEK, RASTLANABİLMEK, RASTLAYIVERMEK, RASYONELLEŞMEK
RASTLAYABİLME, RASTLANABİLME, RASTLAYIVERME, RASYONELLEŞME, RASTLANTILAMA, RASTLAŞABİLME
RASTLANTISAL
RASPALANMAK, RASYONALİZM, RASYONALİTE, RASYONALİST, RASTLANTILI, RASPATORYUM
RASPALANMA, RASPALAMAK, RASPACILIK, RASTLATMAK, RASTLANMAK, RASGELELİK, RASTLAŞMAK
RASTLANMA, RASTLAMAK, RASTLANTI, RASTLATMA, RASTLAŞMA, RASPALAMA, RASATHANE, RASEMLEME, RASTLAYIŞ
RASPALIK, RASYONEL, RASLAMAK, RASTLANI, RASTLAMA, RASTIKLI, RASTGELE
RASPACI, RASGELE, RASEMÖZ, RASEMİK, RASEMAT, RASATÇI
RASADA, RASYON, RASLIK, RASİZM, RASİYE, RASİST, RASTIK, RASİME, RASİHA
RASİN, RASEM, RASAT, RASIK, RASIT, RASİH, RASİM, RASYO, RASPA
RAST
RAS
RAS
Rast. Rast, tesadüf.
RASTLANTILAMA
Bir ölçümde, belirebilecek kazanı etkenlerinin, belli bir yönde işlemekten alıkonarak, birbirlerini götürecek biçimde dağılımını sağlama.
RASYONELLEŞTİRME
Rasyonelleştirmek işi.
RASTLAŞABİLMEK
Rastlaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
RASGELSLEŞTİRME
(Deneysel tasarım) Deneklerin, rasgele sayılar çizelgesi kullanılarak bölüntülere dağıtılması.
RASTLANABİLME
Rastlanabilmek işi.
RASYONELLEŞTİRMEK
Rasyonel duruma getirmek.
RASTLANABİLMEK
Rastlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
RASTLAYABİLME
Rastlayabilmek işi.
RASTLAYIVERME
Rastlayıvermek işi.
RASYONELLEŞME
Rasyonelleşmek durumu.
RASTLAYABİLMEK
Rastlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
RASYONELLEŞMEK
Rasyonel duruma gelmek.
RASTGELELEŞTİRME
İstatistiksel teorinin tesadüfi örneklemeyi temel almış olması nedeniyle örneklemedeki taraflılığı önlemek ve hatayı azaltmak için yapılan bir işlem.
RASTLAYIVERMEK
Birdenbire rastlamak.
RASYONALİZASYON
Ussallaştırma.
Bu bölümde tanımı içerisinde RAS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AKORTSUZLUK
Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AKILCI
Akılcılıktan yana olan, usçu, rasyonalist (kimse). Akılcılıkla ilgili.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AKÇÖPLEME
Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).
AKÇASAL
Parasal.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.