Kelimeler arşivi içinde; sonunda "randa" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu randa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında randa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde randa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MISRANDA, TAFRANDA
VERANDA, HARANDA, KURANDA, MARANDA
BRANDA, ORANDA
RANDA
RANDA
Gemilerin mizana direğinin gerisindeki yelken.
BRANDA
Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.
ORANDA
Ev halkı, aileden olanlar.
KURANDA
Yaradılış, biçim, yapı.
MISRANDA
Sergen.
TAFRANDA
Yeni, taze, turfanda.
MARANDA
Hoşaf yapılmak için fırında kurutulan meyvenin az kurumuş durumu.
VERANDA
Camlı taraça. Üstü kapalı ve çevresi camlı balkon.
HARANDA
Leğen: Yarın çamaşır yıkayacağız harandayı al da gel.
Bu bölümde tanımı içerisinde RANDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHENGEÇ
Sesi istenen oranda incelttikten veya kalınlaştırdıktan sonra asıl sese ekleyen veya eklemeksizin değişik akort sisteminde çıkartan efekt ve bunu sağlayan cihaz.
ÇEKELİK
Ayrandan yapılan yağsız peynir.
ARAV
Yan kirli, sabunlu çamaşır suyu: Bu aravı tenekeye dök. Çökertilen ayrandan geriye kalan su. Yemek artığı. Sebep, yol, uğur: Ben de senin aravına yandım.
KLORLAMAK
Mikroplardan arındırmak amacıyla suya düşük oranda klor katmak. Savaşta insanlara, hayvanlara ve bitkilere zararlı olması, öldürmesi için klor püskürtmek. Özellikle yünlü kumaşlara, ipliklere parlaklık vermek için klor gazına tutmak.
SEYREK
Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı. Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir. Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda.
ÇÖZÜNÜRLÜK
Bir maddenin başka bir madde içinde çözünme özelliği, resolüsyon. Ekrandaki görüntünün veya yazıcı tarafından basılan şekillerin netliği. Birim nicelikte çözelti ya da çözgen içinde, belli sıcaklık ve basınçla çözülebilen özdek niceliği. Belirli oylum ya da tutardaki bir özgende çözünebilen özdek niceliği. Katı, sıvı ya da gaz çözünenin, belirli koşullarda çözücüsü ile tektürel bir çözelti oluşturabilmesinin sınırı. Bir maddenin belirli bir sıcaklıktaki doygun çözeltisindeki derişimi. Bir çözünenin, bir çözendeki çözünme kertesi. (Genellikle, belirli bir sıcaklıkta yüzde olarak belirtilir.). Bir maddenin çözelti oluşturma kapasitesi. Birbirine komşu iki noktanın ayırt edilebilme gücü. Mikroskobik olarak birbirine komşu iki farklı görüntünün ayırt edilebilme duyarlılığı, rezolüsyon.
KESENEK
Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam.
DİSPEÇ
Bir ortak avaryada deniz kazasından sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılmış olan masrafların nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını belirlemek için yapılmış olan işlem. Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge.
KOK
Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan katı yakıt, kok kömürü.
CUSHİNGSENDROMU
Böbrek üstü bezi kabuğundan aşırı miktarda kortizol salgılanmasıyla ortaya çıkan idrar çokluğu, susuzluk hissi idrarda fazla glikoz bulunması, kan glikoz düzeyinde artma, karın sarkması, kıl dökülmesi, hâlsizlik, kas atrofisi, zayıflık, karın sarkması, enfeksiyonlara duyarlılık artışı ve kıl dökülmesiyle belirgin bir grup klinik hastalık belirtisi. Adenohipofiz tümörleri, böbrek üstü bezi tümörleri veya hiperplazisi, aşırı dozlarda glikokortikosteroitlerin kullanımı ve ektopik ACTH üreten tümörlerden kaynaklanır. Köpeklerde, daha az oranda olarak yaşlı atlarda ve nadiren de diğer hayvan türlerinde görülür.
BUNGALOV
Hindistan'da tek katlı, genellikle tahtadan yapılmış, veranda ile çevrili ev. Genellikle tahtadan yapılmış, tek katlı ev.
DÖRTÇEKER
Çekiş gücünü ön ile arka tekerlekler arasında belli oranda eşit olarak dağıtan sistem.
BASAÇ
Çamaşırı bastırmaya ve karıştırmaya yarayan değnek. Havayı sıkıştırarak bir basınç veren aygıt. Bir akışkanın basıncını büyük oranda yükseltebilen, düşük verdili aygıt. Lastik tekerlekli göbeklerin iç tekerlek lastiğini şişirmekte kullanılan araç. Alıcı, gösterici ya da basım aygıtında, pencere önünden geçen filme basınç yaparak pencereyle tam çakışmasını sağlayan yaylı yüzey.
KÖMÜR
Karbonlu maddelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından veya çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt. Siyah renkli.
KOTRA
Çoğunlukla bir direkli, randası olan, ince gövdeli yelkenli. Irmak ve göl ağızlarında kurulan ve ince kazıklarla kamışlardan yapılma dalyan.
BEYAZLATMA
Beyazlatmak işi, ağartma. Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ÇAPRAZPENSESİ
Testere dişlerini belli bir oranda bilemekte kullanılan aygıt. (Aksaray Niğde).
ÇÖKELİK
Ayrandan yapılan yağsız peynir.
KARLANMAK
Kar ile örtülmek, kar ile kaplanmak. Ekranda görüntü siyah beyaz noktalarla kaplanmak.