RANDA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "randa" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. randa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu randa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde randa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

RANDA

Gemilerin mizana direğinin gerisindeki yelken.

  -   -   -  

Anlamında RANDA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde RANDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHENGEÇ

Sesi istenen oranda incelttikten veya kalınlaştırdıktan sonra asıl sese ekleyen veya eklemeksizin değişik akort sisteminde çıkartan efekt ve bunu sağlayan cihaz.

BUNGALOV

Hindistan'da tek katlı, genellikle tahtadan yapılmış, veranda ile çevrili ev. Genellikle tahtadan yapılmış, tek katlı ev.

ÇÖKELİK

Ayrandan yapılan yağsız peynir.

ÇAPRAZPENSESİ

Testere dişlerini belli bir oranda bilemekte kullanılan aygıt. (Aksaray Niğde).

KARLANMAK

Kar ile örtülmek, kar ile kaplanmak. Ekranda görüntü siyah beyaz noktalarla kaplanmak.

KOTRA

Çoğunlukla bir direkli, randası olan, ince gövdeli yelkenli. Irmak ve göl ağızlarında kurulan ve ince kazıklarla kamışlardan yapılma dalyan.

KLORLAMAK

Mikroplardan arındırmak amacıyla suya düşük oranda klor katmak. Savaşta insanlara, hayvanlara ve bitkilere zararlı olması, öldürmesi için klor püskürtmek. Özellikle yünlü kumaşlara, ipliklere parlaklık vermek için klor gazına tutmak.

KOK

Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan katı yakıt, kok kömürü.

BEYAZLATMA

Beyazlatmak işi, ağartma. Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi.

ÇEKELİK

Ayrandan yapılan yağsız peynir.

DÖRTÇEKER

Çekiş gücünü ön ile arka tekerlekler arasında belli oranda eşit olarak dağıtan sistem.

CUSHİNGSENDROMU

Böbrek üstü bezi kabuğundan aşırı miktarda kortizol salgılanmasıyla ortaya çıkan idrar çokluğu, susuzluk hissi idrarda fazla glikoz bulunması, kan glikoz düzeyinde artma, karın sarkması, kıl dökülmesi, hâlsizlik, kas atrofisi, zayıflık, karın sarkması, enfeksiyonlara duyarlılık artışı ve kıl dökülmesiyle belirgin bir grup klinik hastalık belirtisi. Adenohipofiz tümörleri, böbrek üstü bezi tümörleri veya hiperplazisi, aşırı dozlarda glikokortikosteroitlerin kullanımı ve ektopik ACTH üreten tümörlerden kaynaklanır. Köpeklerde, daha az oranda olarak yaşlı atlarda ve nadiren de diğer hayvan türlerinde görülür.

BASAÇ

Çamaşırı bastırmaya ve karıştırmaya yarayan değnek. Havayı sıkıştırarak bir basınç veren aygıt. Bir akışkanın basıncını büyük oranda yükseltebilen, düşük verdili aygıt. Lastik tekerlekli göbeklerin iç tekerlek lastiğini şişirmekte kullanılan araç. Alıcı, gösterici ya da basım aygıtında, pencere önünden geçen filme basınç yaparak pencereyle tam çakışmasını sağlayan yaylı yüzey.

ARAV

Yan kirli, sabunlu çamaşır suyu: Bu aravı tenekeye dök. Çökertilen ayrandan geriye kalan su. Yemek artığı. Sebep, yol, uğur: Ben de senin aravına yandım.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

SEYREK

Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı. Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir. Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda.

BRANDA

Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.

KÖMÜR

Karbonlu maddelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından veya çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt. Siyah renkli.

KESENEK

Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam.

DİSPEÇ

Bir ortak avaryada deniz kazasından sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılmış olan masrafların nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını belirlemek için yapılmış olan işlem. Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge.