Kelimeler arşivi içinde; sonunda "pürüzlü" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu pürüzlü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında pürüzlü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde pürüzlü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
PÜRÜZLÜ
PÜRÜZLÜ
Pürüzü olan. Boğuk ve bozuk (ses). Karışık, güç (durum, iş).
Bu bölümde tanımı içerisinde PÜRÜZLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PÜRÜZLENMEK
Pürüz oluşmak, pürüzlü duruma gelmek. Bir iş, durum vb. karışık ve güç bir duruma gelmek. Ses boğuk ve bozuk çıkmak.
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.
YAYINDIRMA
Bir ışığı, pürüzlü bir yüzeyde yansıtma.
ÇATANAK
Daldaki meyve kümesi. Ağaç dalı. İki dal arası: Kuş çatanağa yuva yapmış. Bacakların gövdeye birleştiği yer. Birbirine bağlanmış iki bohça. Çatallı, pürüzlü.
ANTİRİŞ
Bozuk, karışık, pürüzlü iş veya nesne. Uydurma, acayip iş nesne veya kimse: Ne antiriş şeyler söylüyor.
CILLAK
Oyunbozan, mızıkçı. Hoppa. Bir senelik piliç. İnce ve pürüzlü ses. İnce ve sürekli sesle bağırıp ağlayan.
PALAMUT
Uskumrugillerden, ortalama 1-2 kilogram gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre "Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta" adlarını alan, pulsuz bir balık, sivri (Pelamys sarda). Rulo biçiminde hazırlanmış kopya. Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi, pelit.
PÜSÜRLÜ
Püsürü olan, pürüzlü.
KUMLAMA
Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme. Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme.
ÇİYELE
Aşığın üst pürüzlü yüzü. (Hüyüklü Yalvaç Isparta).
GREN
Kâğıdın yüzeyinin pürüzlülük derece ve tipinin bir izlenimi.
PÜTÜRLÜ
Pütürü olan, pürüzlü, pürtüklü.
YAYINIK
Pürüzlü yüzeyde yansıyan (ışık).
BARFUR
Kereste biçilirken kütüğün kenar taraflarından çıkan pürüzlü ve düzgün olmayan tahta.
ÇATALLI
Çatalı olan. İki veya daha çok ihtimali olan. Pürüzlü (ses). Çatal durumunda olan.
KEÇELEŞMEK
Telleri birbirinin içine girip karışarak ayrılmaz olmak. Deri pürüzlü duruma gelmek, keçe gibi olmak. Vücudun bir yeri uyuşup duyarlığı azalmak.
KILÇIKLI
Kılçığı olan. Pürüzlü, çapraşık, karışık.
TEMİZLEMEK
Arıtmak. Öldürmek, yok etmek. Bitirmek, tüketmek. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek.
ÇİZİK
Çizgi. Sıyrık, çizgi biçiminde yara. Çizilmiş. Tohum ekmek için pullukla açılan yer, karık. Sınır belirtmek için iki tarla arasına çekilen çizgi. (Resim) Çizgi yoluyla gösterme. Haddeleme sırasında oluşan ve sivri uçların sürtmesiyle, yüzeyde ince uzun izler biçiminde beliren kusur. Filmin yüzünde, yabancı cisimlerden ya da filmin pürüzlü yerlere sürülmesinden oluşan, çizintiden daha derin olan sıyrık.
CIDIRIK
Azıcık, bir parça. Pürüzlü. İshal. Karışık, birbirine girmiş, dolaşık.