Kelimeler arşivinde; içinde "pürüzlü" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pürüzlü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu pürüzlü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pürüzlü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PÜRÜZLÜ
Pürüzü olan. Boğuk ve bozuk (ses). Karışık, güç (durum, iş).
PÜRÜZLÜK
Kavga, döğüş.
Bu bölümde tanımı içerisinde PÜRÜZLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇATANAK
Daldaki meyve kümesi. Ağaç dalı. İki dal arası: Kuş çatanağa yuva yapmış. Bacakların gövdeye birleştiği yer. Birbirine bağlanmış iki bohça. Çatallı, pürüzlü.
CIDIRIK
Azıcık, bir parça. Pürüzlü. İshal. Karışık, birbirine girmiş, dolaşık.
ÇİZİK
Çizgi. Sıyrık, çizgi biçiminde yara. Çizilmiş. Tohum ekmek için pullukla açılan yer, karık. Sınır belirtmek için iki tarla arasına çekilen çizgi. (Resim) Çizgi yoluyla gösterme. Haddeleme sırasında oluşan ve sivri uçların sürtmesiyle, yüzeyde ince uzun izler biçiminde beliren kusur. Filmin yüzünde, yabancı cisimlerden ya da filmin pürüzlü yerlere sürülmesinden oluşan, çizintiden daha derin olan sıyrık.
PALAMUT
Uskumrugillerden, ortalama 1-2 kilogram gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre "Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta" adlarını alan, pulsuz bir balık, sivri (Pelamys sarda). Rulo biçiminde hazırlanmış kopya. Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi, pelit.
YAYINDIRMA
Bir ışığı, pürüzlü bir yüzeyde yansıtma.
YAYINIK
Pürüzlü yüzeyde yansıyan (ışık).
PÜTÜRLÜ
Pütürü olan, pürüzlü, pürtüklü.
GREN
Kâğıdın yüzeyinin pürüzlülük derece ve tipinin bir izlenimi.
KILÇIKLI
Kılçığı olan. Pürüzlü, çapraşık, karışık.
PÜRÜZLENMEK
Pürüz oluşmak, pürüzlü duruma gelmek. Bir iş, durum vb. karışık ve güç bir duruma gelmek. Ses boğuk ve bozuk çıkmak.
KUMLAMA
Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme. Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme.
KEÇELEŞMEK
Telleri birbirinin içine girip karışarak ayrılmaz olmak. Deri pürüzlü duruma gelmek, keçe gibi olmak. Vücudun bir yeri uyuşup duyarlığı azalmak.
TEMİZLEMEK
Arıtmak. Öldürmek, yok etmek. Bitirmek, tüketmek. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek.
ÇATALLI
Çatalı olan. İki veya daha çok ihtimali olan. Pürüzlü (ses). Çatal durumunda olan.
PÜSÜRLÜ
Püsürü olan, pürüzlü.
ÇİYELE
Aşığın üst pürüzlü yüzü. (Hüyüklü Yalvaç Isparta).
CILLAK
Oyunbozan, mızıkçı. Hoppa. Bir senelik piliç. İnce ve pürüzlü ses. İnce ve sürekli sesle bağırıp ağlayan.
ANTİRİŞ
Bozuk, karışık, pürüzlü iş veya nesne. Uydurma, acayip iş nesne veya kimse: Ne antiriş şeyler söylüyor.
BARFUR
Kereste biçilirken kütüğün kenar taraflarından çıkan pürüzlü ve düzgün olmayan tahta.
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.