Kelimeler arşivi içinde; başında "pulluk" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. pulluk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu pulluk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pulluk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PULLUKÇENGELİ
PULLUKMAŞASI
PULLUKANASI, PULLUKÇULUK
PULLUKÇU, PULLUKIR
PULLUK
PULLUK
Toprağı sürmek için kullanılan tarım aracı.
PULLUKANASI
Pulluğun arka kısmı. (Doğanbey Beyşehir Konya).
PULLUKÇULUK
Pullukçunun yaptığı iş.
PULLUKÇENGELİ
Pulluğun ön kısmında bulunan çengel. (Yalvaç Isparta).
PULLUKMAŞASI
Pulluğu çekmek amacıyla pulluk çengeline takılan (U) harfi biçiminde araç. (Yalvaç Isparta).
PULLUKÇU
Pulluk yapan, hazırlayan veya satan kimse.
PULLUKIR
Baklakırı (at donu). Baklakırı (at donu için).
Bu bölümde tanımı içerisinde PULLUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CIDA
Mızrak. Süs. Olta. İnce uzun tahta. Tınaz savurmakta kullanılan çatal şeklinde tahta. Pulluk vidası: Cıdaları pulluğa tak. Aşırı istek. Aşerme. İnat, iddia. Kargı, mızrak. Süngü, kargı, mızrak, harbe.
KOTAN
Pulluk, büyük saban.
ÇIĞLA
Pulluk. Civcivden büyük fakat piliç sayılmayan tavuk yavrusu. Üzerinde ot çıkmayan sert, taşlı toprak. Kumlu toprak.
ÇIVKAR
Boyunduruğa koşulmuş öküzlerin arkasına yardım olarak koşulmuş bir çift öküz. Yardım: Fukaralara çıvkar etmeli. Pulluk, öküzle kullanılacağı zaman pulluk halkasından takılan ok.
SÜRMEK
Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.
ÇEREŞNE
Pulluk bıçağı.
ÇİZİK
Çizgi. Sıyrık, çizgi biçiminde yara. Çizilmiş. Tohum ekmek için pullukla açılan yer, karık. Sınır belirtmek için iki tarla arasına çekilen çizgi. (Resim) Çizgi yoluyla gösterme. Haddeleme sırasında oluşan ve sivri uçların sürtmesiyle, yüzeyde ince uzun izler biçiminde beliren kusur. Filmin yüzünde, yabancı cisimlerden ya da filmin pürüzlü yerlere sürülmesinden oluşan, çizintiden daha derin olan sıyrık.
CİZİ
Sebze Dikmek için kazılan çukur. Dizi, sıra. Tohum ekmek için pullukla açılan yer, karık. Tarlada su yolu. Çizgi.
CIZZIK
Çizgi. İç, can. Tavanın yağını almak için konulan bir kaç kaşık yemek. Çabuk ve sık sık darılan. Az, biraz. Kaçış. Yanma. Tohum ekmek için pullukla açılan yer, karık.
CILĞA
Bulanık akan su, sel. İnce, dar, keçi yolu. Küçük pulluk. Filiz, taze dal. İnce yol; keçiyolu. Tunceli şehri, Çiçekli nahiyesine bağlı bir bölge.
CİLHAR
Akarsu kolu. Küçük pulluk. Sonuna kadar anlamında kullanılır.
ÇEKENDEMİRİ
Pullukta ok'un altında bulunan falakanın takıldığı demir. (Sarıköy Konya).
CIZI
Ağustos böceği. Çizgi. Tohum ekmek için pullukla açılan yer, karık. Tarlada su yolu.
ÇEREŞME
Pulluk bıçağı.
KESKİ
Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç. Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç, tırnak. Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası.
ABARA
Su değirmenlerinde suyun basıncını çoğaltmak için yapılan, büyük bir huni şeklindeki hazne. Tarlalarda bir taraftan bir tarafa su geçirmekte kullanılan tahta oluk. Çift demiri ve pullukla açılan su yolu: Tarlaya abara çektim. Çift demirin açtığı çizgi, saban izi. Su oluğunun iki başından üstüne oturduğu duvar. Köy evlerindeki tavanlarda iki direk arasındaki boşluk. Tünel. Buğday ambarı. Hayvan yemliği. Toprak, kum ve saman elemeğe yarıyan iri delikli kalbur. Buğdayla karışık saman. Dara. Bir yönden diğer yöne su geçirmeye yarayan ağaç oluk. (Gökmenler, Kızılağaç, Çalak, Gedikli Saimbeyli Adana).
CILGA
İnce, dar, taşlı yol, patika. İnce dal. Odun lifleri, kıymık. Küçük pulluk. Engel. Samanın uçmasını önleyen kazıkların her biri. Deste olarak dizilmiş ekin. Hayvanlar için ağaçtan yapılmış nazarlık. Fundalık. İnce dar yol, patika. Biçilmiş, bağlam yapılmamış ekin. Dar yol, patika, az akan su. İnce uzun, incecik. Yamaçlardaki tarlaları sürmek için kullanılan eğik saban. (Tıtgir, Ilıca Erzurum). Altı çift öküzle çekilen iki tekerlekli saban. (Çıldır Kars). Tek döner kulaklı pulluk. (Ispir Erzurum). İşleme (Darıveren Acıpayam Denizli). Biçilmiş ekin yığını. (Kamanlar, Ilıca Güdül Ankara; Yenikent Aksaray Niğde) (cıvga) : (Adalıkuzu Güdül Ankara) (cuğul) : (Minoz Kavak Samsun).
AKOZ
Saban, pulluk veya traktörün toprakta açtığı iz, çizgi. Saban izi.
ÇİZEK
İz, çizgi. Sabanın okuna takılan toprağı kesmeğe yarıyan bıçak. Toprağı devirmeye yarıyan pulluk kulağı. Yazı satırı. Otları kesmeğe, toprağı muntazam olarak sol tarafa yatırmağa yarayan okun eğri kısmında bulunan demir bıçak. (Çınarlık Çarşamba Samsun; Salman, Kuzköy Akkuş Ordu).
AKOS
Saban, pulluk veya traktörün toprakta açtığı iz, çizgi.