Kelimeler arşivi içinde; başında "pres" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. pres ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu pres ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pres olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PRESBİTERİYENLİK
PRESBİTERYENLİK
PRESİPİTASYON
PRESBİAKUZİS, PRESBİTERYEN, PRESENTASYON
PRESFENOYİT, PRESİNAPTİK
PRESTERNUM, PRESBİTLİK, PRESLENMEK, PRESİPİTİN, PRESİPİTAT
PRESESYON, PRESLENME, PRESLEMEK, PRESÇİLİK
PRESENCE, PRESLEME
PRESBİT, PRESTİJ
PRESÇİ, PRESTO
PRESE
PRES
PRES
İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet, mengene, cendere. Baskı. Üzüm, elma, zeytin vb. meyve ve sebzeleri sıkarak suyunu, yağını çıkarmakta kullanılan alet veya araç.
PRESİNAPTİK
Sinaps bölgesinde impulsun diğer hücre ya da hücre kısmına aktarıldığı bölge.
PRESBİTERİYENLİK
Protestan mezhebinin, demokratik kurallara göre örgütlenmiş bir kolu.
PRESFENOYİT
Birçok omurgalılarda sfenoyidin önünde bulunan kafatası kemiği; sfenoyit kemiğin ön kısmı.
PRESİPİTAT
Çökelti.
PRESBİTERYENLİK
Protestan mezhebinin demokratik kurallara göre kurulmuş bir kolu.
PRESİPİTİN
Çözünebilir multivalan antijenle antikorun birleşmesi sonucu, büyük molekül ağırlıkta komplekslerin oluşumasıyla meydana gelen çökelti. Çökelti.
PRESLENMEK
Presleme işi yapılmak.
PRESBİTERYEN
Presbiteryenlikle ilgili.
PRESİPİTASYON
Çökelme.
PRESBİAKUZİS
Yaşlılık sağırlığı.
PRESESYON
Devinme olayı.
PRESBİTLİK
Gözde uyum gücünün azalması yüzünden, yakındaki nesneleri net görememe durumu.
PRESENTASYON
Geliş.
PRESLENME
Preslenmek işi.
PRESTERNUM
Manubriyum ya da sternumun ön kısmı. 2.Böcek sternumunun ön skleriti.
Bu bölümde tanımı içerisinde PRES geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PRESLEME
Presle sıkıştırma. Kumaşları basınç altında tutarak yapılmış olan işlem.
ÇÖKÜNTÜ
Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
LANGUR
Maymunlardan, Hindistan'da yaşayan, kül rengi veya kırmızıya çalan sarı tüylü, büyük bir maymun (Presbytis entellus).
PERLİT
Erimiş sodyum, potasyum, alüminyum silikattan ibaret olan cam gibi bir volkanik kayadan patlatılarak pudra hâline getirilmiş bulunan, hazır sıva, hafif levha yapımında, izolasyon işinde, yem maddelerinin preslenmesinde kullanılan yardımcı bir madde. İnci taşı.
BUNALIM
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
PRESÇİLİK
Pres yapma, satma veya kullanma işi.
APRELİ
Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.
PENYE
Dokumacılıkta özel araçla apresi yapılmış bir tür ince kumaş. Bu kumaştan yapılmış üst giysisi.
KAPSÜL
Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.
APRESİZ
Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.
SERVİ
Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 25 metre boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç, andız, selvi, servi ağacı (Cupressus sempenvirens).
PRESLEMEK
Presle sıkıştırmak.
İZLENİMCİ
İzlenimcilik yanlısı olan (sanat veya sanatçı), empresyonist. Kesin bir doğruluğu olmayıp duyumlara, izlenime dayanan.
MENGENE
Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir tür alet. Pres.
PRESÇİ
Pres kullanan kimse.
PRESBİT
Presbitliğe uğramış (göz veya kimse).
İZLENİMCİLİK
Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı, empresyonizm. Sanat eserlerinin dış etkilerin içe yansıması, içte izler bırakması ve bu izlere dayanılarak yaratılması.
SAYGINLIK
Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu, itibar, prestij.
CENDERE
Pres. Manevi baskı.