İçinde PRES geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "pres" olan, toplam 56 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pres bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu pres ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pres olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

PRESBİTERİYENLİK

15 harfli kelimeler

PRESBİTERYENLİK

13 harfli kelimeler

VAZODEPRESYON, EKSPRESYONİST, EKSPRESYONİZM, PRESİPİTASYON

12 harfli kelimeler

DEKOMPRESYON, EMPRESYONİST, EMPRESYONİZM, VAZODEPRESÖR, EKSPRESİVİTE, PRESBİAKUZİS, PRESBİTERYEN, PRESENTASYON

11 harfli kelimeler

VAZOPRESSİN, KOREPRESSÖR, PRESFENOYİT, PRESİNAPTİK, TERLİPRESİN

10 harfli kelimeler

PRESİPİTAT, PRESİPİTİN, PRESTERNUM, KOMPRESYON, KOMPRESSOR, EKSPRESYON, COMPRESSOR, COMPRESSED, ESPRESSİVO, PRESLENMEK, PRESBİTLİK, AZOPRESSİN

9 harfli kelimeler

PRESÇİLİK, DEPRESYON, SUPRESYON, REPRESYON, KOMPRESÖR, PRESESYON, DEPRESSOR, PRESLEMEK, PRESLENME

8 harfli kelimeler

PRESLEME, ESPRESSO, REPRESÖR, İMPRESYO, PRESENCE, LOPRESOR

7 harfli kelimeler

PRESBİT, KOMPRES, PRESTİJ, EKSPRES, APRESİZ

6 harfli kelimeler

PRESÇİ, SUPRES, PRESTO

5 harfli kelimeler

PRESE

4 harfli kelimeler

PRES

Bazı kelimelerin anlamları

PRES

İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet, mengene, cendere. Baskı. Üzüm, elma, zeytin vb. meyve ve sebzeleri sıkarak suyunu, yağını çıkarmakta kullanılan alet veya araç.

EKSPRESİVİTE

Bir genin kendini fenotipte gösterebilme şiddeti.

PRESENTASYON

Geliş.

PRESBİAKUZİS

Yaşlılık sağırlığı.

EKSPRESYONİZM

Dışa vurumculuk.

PRESİPİTASYON

Çökelme.

VAZODEPRESÖR

Kan basıncını düşüren veya damar iç boşluğunu genişleten.

EMPRESYONİZM

İzlenimcilik.

PRESBİTERYEN

Presbiteryenlikle ilgili.

DEKOMPRESYON

Basıncın herhangi bir biçimde ortadan kalkması. Derin deniz dalgıçlarında ve yükseklere çıkan pilotlarda atmosferik basınçtaki azalmasının normal koşullarda da devam etmesi durumu. Kontrol altına alınamaz ise dekompresyon hastalığı biçimlenir. Yapay olarak bu durumun düzeltilmesine yönelik geliştirilen teknik.

EMPRESYONİST

İzlenimci.

PRESBİTERİYENLİK

Protestan mezhebinin, demokratik kurallara göre örgütlenmiş bir kolu.

VAZOPRESSİN

Antidiüretik hormon.

VAZODEPRESYON

Kan basıncında düşme, kollaps.

PRESBİTERYENLİK

Protestan mezhebinin demokratik kurallara göre kurulmuş bir kolu.

EKSPRESYONİST

Dışa vurumcu.

  -   -   -  

Anlamında PRES bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PRES geçen kelimeler listesi verilmiştir.

APRELİ

Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.

PENYE

Dokumacılıkta özel araçla apresi yapılmış bir tür ince kumaş. Bu kumaştan yapılmış üst giysisi.

PRESLENMEK

Presleme işi yapılmak.

İZLENİMCİLİK

Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı, empresyonizm. Sanat eserlerinin dış etkilerin içe yansıması, içte izler bırakması ve bu izlere dayanılarak yaratılması.

PRESLEME

Presle sıkıştırma. Kumaşları basınç altında tutarak yapılmış olan işlem.

PRESBİT

Presbitliğe uğramış (göz veya kimse).

PRESLENME

Preslenmek işi.

PRESÇİ

Pres kullanan kimse.

PERLİT

Erimiş sodyum, potasyum, alüminyum silikattan ibaret olan cam gibi bir volkanik kayadan patlatılarak pudra hâline getirilmiş bulunan, hazır sıva, hafif levha yapımında, izolasyon işinde, yem maddelerinin preslenmesinde kullanılan yardımcı bir madde. İnci taşı.

İZLENİMCİ

İzlenimcilik yanlısı olan (sanat veya sanatçı), empresyonist. Kesin bir doğruluğu olmayıp duyumlara, izlenime dayanan.

PRESLEMEK

Presle sıkıştırmak.

CENDERE

Pres. Manevi baskı.

APRESİZ

Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.

BUNALIM

Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

KAPSÜL

Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.

LANGUR

Maymunlardan, Hindistan'da yaşayan, kül rengi veya kırmızıya çalan sarı tüylü, büyük bir maymun (Presbytis entellus).

PRESÇİLİK

Pres yapma, satma veya kullanma işi.

ÇÖKÜNTÜ

Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.

MENGENE

Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir tür alet. Pres.