Kelimeler arşivinde; içinde "pres" olan, toplam 56 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pres bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu pres ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pres olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PRESBİTERİYENLİK
PRESBİTERYENLİK
VAZODEPRESYON, EKSPRESYONİST, EKSPRESYONİZM, PRESİPİTASYON
DEKOMPRESYON, EMPRESYONİST, EMPRESYONİZM, VAZODEPRESÖR, EKSPRESİVİTE, PRESBİAKUZİS, PRESBİTERYEN, PRESENTASYON
VAZOPRESSİN, KOREPRESSÖR, PRESFENOYİT, PRESİNAPTİK, TERLİPRESİN
PRESİPİTAT, PRESİPİTİN, PRESTERNUM, KOMPRESYON, KOMPRESSOR, EKSPRESYON, COMPRESSOR, COMPRESSED, ESPRESSİVO, PRESLENMEK, PRESBİTLİK, AZOPRESSİN
PRESÇİLİK, DEPRESYON, SUPRESYON, REPRESYON, KOMPRESÖR, PRESESYON, DEPRESSOR, PRESLEMEK, PRESLENME
PRESLEME, ESPRESSO, REPRESÖR, İMPRESYO, PRESENCE, LOPRESOR
PRESBİT, KOMPRES, PRESTİJ, EKSPRES, APRESİZ
PRESÇİ, SUPRES, PRESTO
PRESE
PRES
PRES
İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet, mengene, cendere. Baskı. Üzüm, elma, zeytin vb. meyve ve sebzeleri sıkarak suyunu, yağını çıkarmakta kullanılan alet veya araç.
EMPRESYONİST
İzlenimci.
VAZODEPRESYON
Kan basıncında düşme, kollaps.
PRESBİAKUZİS
Yaşlılık sağırlığı.
PRESBİTERYENLİK
Protestan mezhebinin demokratik kurallara göre kurulmuş bir kolu.
PRESİPİTASYON
Çökelme.
EKSPRESİVİTE
Bir genin kendini fenotipte gösterebilme şiddeti.
EKSPRESYONİST
Dışa vurumcu.
DEKOMPRESYON
Basıncın herhangi bir biçimde ortadan kalkması. Derin deniz dalgıçlarında ve yükseklere çıkan pilotlarda atmosferik basınçtaki azalmasının normal koşullarda da devam etmesi durumu. Kontrol altına alınamaz ise dekompresyon hastalığı biçimlenir. Yapay olarak bu durumun düzeltilmesine yönelik geliştirilen teknik.
PRESBİTERİYENLİK
Protestan mezhebinin, demokratik kurallara göre örgütlenmiş bir kolu.
EKSPRESYONİZM
Dışa vurumculuk.
PRESENTASYON
Geliş.
PRESBİTERYEN
Presbiteryenlikle ilgili.
VAZOPRESSİN
Antidiüretik hormon.
EMPRESYONİZM
İzlenimcilik.
VAZODEPRESÖR
Kan basıncını düşüren veya damar iç boşluğunu genişleten.
Bu bölümde tanımı içerisinde PRES geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MENGENE
Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir tür alet. Pres.
APRESİZ
Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.
PRESBİT
Presbitliğe uğramış (göz veya kimse).
PENYE
Dokumacılıkta özel araçla apresi yapılmış bir tür ince kumaş. Bu kumaştan yapılmış üst giysisi.
LANGUR
Maymunlardan, Hindistan'da yaşayan, kül rengi veya kırmızıya çalan sarı tüylü, büyük bir maymun (Presbytis entellus).
KAPSÜL
Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.
PRESLEME
Presle sıkıştırma. Kumaşları basınç altında tutarak yapılmış olan işlem.
BUNALIM
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
İZLENİMCİLİK
Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı, empresyonizm. Sanat eserlerinin dış etkilerin içe yansıması, içte izler bırakması ve bu izlere dayanılarak yaratılması.
APRELİ
Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.
PERLİT
Erimiş sodyum, potasyum, alüminyum silikattan ibaret olan cam gibi bir volkanik kayadan patlatılarak pudra hâline getirilmiş bulunan, hazır sıva, hafif levha yapımında, izolasyon işinde, yem maddelerinin preslenmesinde kullanılan yardımcı bir madde. İnci taşı.
İZLENİMCİ
İzlenimcilik yanlısı olan (sanat veya sanatçı), empresyonist. Kesin bir doğruluğu olmayıp duyumlara, izlenime dayanan.
PRESLEMEK
Presle sıkıştırmak.
PRESÇİ
Pres kullanan kimse.
PRESLENME
Preslenmek işi.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
ÇÖKÜNTÜ
Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.
PRESÇİLİK
Pres yapma, satma veya kullanma işi.
CENDERE
Pres. Manevi baskı.
PRESLENMEK
Presleme işi yapılmak.