Kelimeler arşivi içinde; başında "polar" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. polar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu polar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde polar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
POLARİZASYON
POLAROPLAST, POLARİMETRE, POLARİMETRİ, POLAROGRAFİ
POLARÖLÇER, POLARİSKOP, POLAROGRAM, POLAROGRAF
POLARLIK, POLAROİT, POLARMAK, POLARİTE, POLARICI
POLARMA, POLARİN, POLARGI
POLAR
POLAR
Kutup.
POLARLIK
Bir cismin iki kutuba sahip olduğu veya uç noktalarının farklı özellikler gösterdiği durum.
POLARİTE
Bir elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan nitelik.
POLAROGRAM
Cıva damla elektrotu ile elde edilen akım-potansiyel eğrisi. Polarografi yöntemi ile elde edilen akım-potansiyel eğrisi.
POLARİSKOP
Bir ışığın doğal veya polarılmış olup olmadığını belirlemeye yarayan alet.
POLARİMETRE
Polarölçer.
POLARİZASYON
Kutuplanma. Polarma.
POLAROPLAST
Mikrosporidea'ların polar filamentinin yanında bulunan belirgin vakuol.
POLARMA
Doğrudan doğruya kendi kaynağından çıkan bir ışığın, yansıdıktan veya kırıldıktan sonra gösterdiği özelliklerin tümü, polarizasyon. Kimyasal tepkimeler dolayısıyla bir pildeki gerilimin düşmesi.
POLAROİT
Geçirdiği ışığı polaran saydam yaprak. Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi. Bu makineyle çekilen fotoğraf.
POLARÖLÇER
Bir ışığın polarma oranını ölçmeye yarayan alet, polarimetre.
POLAROGRAF
Cıva damla elektrotu kullanarak seyreltik elektrolit çözeltilerinin çözümlenmesini sağlayan aygıt. Çözeltilerin elektrokimyasal olarak analizini sağlayan cihaz.
POLAROGRAFİ
Cıva damla elektrotu kullanılarak çizilen akım-gerilim eğrilerinden seyreltik çözeltilerdeki özdeklerin nitelik, nicelik ve değerliklerini belirleme yöntemi. Damlayan civa elektrotta, zamanla artan potansiyel uygulanması ile elektroliz sonucu oluşan akımın ölçülmesi ve gerilim-akım şiddeti grafiği elde edilen bir yöntem.
POLARICI
Işığı polarmaya yarayan alet, polargı.
POLARMAK
Polarma olayına uğramak.
POLARİMETRİ
Polarma sisteminde etkin maddelerden geçerken oluşan dönmenin ölçülmesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde POLAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEPOLARİZE
Depolarizasyon eylemi.
APOLAR
Bir molekülde iki atomun (genellikle C) elektron çiftini eşit olarak paylaşması sonucu eşit elektrik yük dağılımına sahip oluşu, pozitif ve negatif yüklü olmamaları, saf kovalent bağlı oluşları. Polar olmayan.
DEPOLARİZASYON
Zar boyunca elektrik potansiyel farkının azalması. Uyarılabilir hücre zarının uyarılması sonucu, zarın seçici geçirgenliği kaybetmesiyle, negatif istirahat potansiyelinin pozitif yönde yükselmesi. Zarda polarize durumun bozulması. Kutuplaşmayı nötrleştiren eylem veya süreç.
DEPOLARİZÖR
Elektrik polarizasyonunu önleyen, elektrotları birbirinden ayıran gözenekli diyafram gibi.
DEBRİZOSİN
Adrenerjik sinir uçlarını etkileyip noradrenalin salıverilmesini engelleyerek nöromediyatör depolarını boşaltıp tüketerek veya nöromediyatör üretimini engelleyerek etki oluşturan adrenerjik nöron engelleyicisi bir ilaç.
LEVOROTATORİ
Polarize ışık düzlemini sağdan sola çeviren optikçe aktif bileşiği belirtme. Örnek olarak (-) veya (l) kullanılır.
AMİLOİD
Nişastaya benzeyen, nişasta benzeri boyanma gösteren. Sülfürik asidin selüloz üzerine etki etmesiyle oluşan ve iyotla muamele edildiğinde mavi renk oluşturan bir madde. Dokularda hücre dışı yerleşim gösteren, protein içeren, eozinofilik, Kongo kırmızısıyla boyandığında polarize ışıkta yeşil renge boyanan mum benzeri, protein bileşiği bir madde. Yapısında lifli proteinler, nötral ve asit mukopolisakkaritler bulunur. Amiloid AA ve amiloid AL olmak üzere iki farklı bölümde incelenir.
GANGLİYOSİTLER
Beynin boz maddesi ve timüs bezinde bol bulunan, zar lipitlerinin %6 kadarını oluşturan, çok büyük polar başlı, terminal şeker birimleri siyalik asit (N-asetil nöraminik asit) olan kompleks sfingolipitler.
DUPLET
Helyum benzeri elektron yapısında 1s2 elektron çifti. İki elektronun iki atom tarafından polar olmayan bir bağda paylaşılması.
POLARGI
Polarıcı.
KUTUPLANMA
Kutuplanmak işi, polarizasyon.
KUTUPLULUK
Makromoleküllerin, hücrelerin, embriyoların, organların veya organizmaların bir ucunun morfolojik veya işlevsel olarak diğerinden farklı olması durumu. Polarite. Kimi toplumbilimcilere göre her karşıtlığın iki ucu arasında hem birbirlerine karşıt olma, hem de birbirlerini gereksinme biçiminde bağlılık bulunması.
HİDROFOB
Bir bileşiğin, suyla yeterince reaksiyona girmeyen, suda az çözünen ya da hiç çözünmeyen grubu. Aralarından suyu çıkarıp topluluklar oluştururlar. Polar olmayan grup, kutupsuz grup. Su ile ıslanmayan, çoğu kez kolloidal olan madde. Su sevmeyen. Suda çözünmeyen polar olmayan molekül veya gruplar.
ASCETOSPORA
Türbelalar, annelidler, yumuşakçalar ve kabuklularda parazitlenen Haplosporea ve Paramyxea olmak üzere iki sınıfı bulunan, polar kapsülleri ve polar iplikçikleri bulunmayan hücre içi protozoonların bir bölümü.
ASİDOZ
Şeker hastalığı ya da herhangi bir sebeple kan pH'sının düşmesi. Suların aşırı asitli olması durumu. Asitli suların balıklarda hastalık oluşturması durumu. Kandaki asit-baz dengesini düzenleyen mekanizmaların bozulması sonucu vücut sıvı ve dokularında aşırı asidite artışı. Vücut dokularında ve kanda hidrojen iyonunun artması veya alkali depolarının azalması sonucu vücudun hidrojen iyonu tamponlama yeteneğinin azaldığı ve kan pH'sının normal değerin altına düştüğü metabolik bir bozukluk.
LİPOLİZ
Sindirim sırasında yağların enzimlerle parçalanması; yağ depolarındaki yağın kullanılması için yağ hücrelerindeki triasil gliseritlerin parçalanması. Sindirim sırasında yağların enzimler tarafından parçalanması.
AMFİTRİK
Bakterinin her iki ucunda bir veye birkaç flagellumun bulunması, amfitriköz, bipolar politrik.
KOLLAJEN
Deri, kıkırdak, kemik, tendon ve ligament gibi bağ ve destek dokunun esas yapısını oluşturan ve üçlü heliks biçiminde fibröz yapıdaki protein. Hücreler arası maddede bulunan, prolin, hidroksiprolin ve glisin amino asitlerinden oluşan, üç polipeptit zincirinin üçlü sarmal biçiminde önce tropokollajen birimlerini bunlarında özel bir dizilişle polarize mikroskopla görülebilen çizgili bir yapı oluşturduğu, deride çeşitli yönlerde, tendonlarda aynı yönde uzanan fibriller biçiminde, bazal laminada tabaka biçiminde bulunabilen, tip I-V gibi gruplandırılan bir cins protein. Yara iyileşmesinde veya dikiş materyali olarak kullanılan, tendolardan elde edilen doğal materyal.
KOLLAGEN
Hücreler arası maddede bulunan, prolin, hidroksiprolin ve glisin amino asitlerinden oluşan üç polipeptit zincirinin üçlü heliks şeklinde önce tropokollagen birimlerini, bunların da özel bir dizilişle polarize mikroskopla görülebilen çizgili bir yapı oluşturduğu, deride çeşitli yönlerde, tendonlarda aynı yönde uzanan fibriller şeklinde, bazal laminada tabaka şeklinde, kemikde halkasal tabakalar şeklinde bulunabilen, Tip I-V gibi gruplandınlan bir cins protein. Ak bağ dokusunun ve kemiğin organik kısmının kollagen tellerinin yapısını meydana getiren kimyasal madde.
ACARİDAE
Acarina takımında bulunan, Acarus ve Tyrophagus cinslerini içeren küçük bir akar ailesi. Türler genellikle hububat ve un depolarında bulunmaktadır.