PEÇE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "peçe" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. peçe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu peçe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde peçe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

PEÇELİTAVUK

10 harfli kelimeler

PEÇELENMEK, PEÇELLEMEK

9 harfli kelimeler

PEÇETESİZ, PEÇELEMEK, PEÇELENME, PEÇELMASI, PEÇENEKÇE

8 harfli kelimeler

PEÇETELİ, PEÇELEME

7 harfli kelimeler

PEÇESİZ, PEÇERİZ, PEÇENEK, PEÇEREZ

6 harfli kelimeler

PEÇEYH, PEÇETE, PEÇENE, PEÇELİ, PEÇEÇE

5 harfli kelimeler

PEÇET, PEÇEL, PEÇEK

4 harfli kelimeler

PEÇE

Bazı kelimelerin anlamları

PEÇE

Kadınların sokakta yüzlerine örttükleri ince siyah örtü, nikap. Maske, sır, giz.

PEÇETELİ

Peçetesi olan.

PEÇELEMEK

Bir şeyi örtmek. Gizlemek. Uzaktan seçilmesin diye bir şeyin üzerine ağaç dalı, çalı vb. şeyler örtmek, alalamak, kamufle etmek.

PEÇELEME

Peçelemek işi.

PEÇERİZ

Sarp, dik. Karışık, dolaşık: Bu iş biraz peçeriz.

PEÇENEKÇE

Peçenek Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan.

PEÇELENMEK

Peçeleme işi yapılmak.

PEÇELMASI

Yazın yetişen kırmızı renkli bir çeşit elma.

PEÇEYH

Peçe; örtü.

PEÇESİZ

Yüzünü örtmek için peçe takmamış olan.

PEÇETESİZ

Peçetesi olmayan.

PEÇELLEMEK

Bir işi beceremeyip bozmak.

PEÇELENME

Peçelenmek işi.

PEÇELİTAVUK

İspenç tavuğu.

PEÇEREZ

Sarp, dik : Bu yol daha peçerezdir.

PEÇENEK

VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk kavmi.

  -   -   -  

Anlamında PEÇE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PEÇE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KUCAKLAMAK

Kollarla sarıp göğüs üzerine bastırmak. İçine almak veya çepeçevre sarmak, kuşatmak. Kucağına almak, kucağında taşımak.

BÜRKÜ

Eğri. Havanın bunaltıcı sıcak zamanı. Baş örtüsü. Çarşaf, çar. Örtü, peçe. Çok sıcak ve sıkıntılı hava.

SIKMAK

Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak. Yalan söylemek. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. Sıkıntı vermek. Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak. Dar gelmek. Silahla ateş etmek. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak.

MAKARA

Üzerine iplik, tel, şerit vb. sarılan, kenarları çıkıntılı, ekseni boyunca delik silindir, bobin. Sürme kapak rayları üzerinde hareket edecek biçimde metal veya plastikten yapılmış değişik tiplerdeki sürme kapak aleti. Bir yükün yukarıya kaldırılmasını sağlayan araç. Ağır yüklerin kaldırılma ve indirilmesinde kullanılan, birbirine paralel iki veya daha çok tabla arasında dönen, kenarı çepeçevre oluklu tekerlek veya tekerleklerden oluşmuş mekanik alet.

AKKAYA

Su geçirmiyen, gri renkli,killi toprak, kaolen. "Ak" ve "kaya" sözlerinden oluşan bir isim". Adana şehri, Feke ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Adana kenti, Kozan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Ankara şehri, Ayaş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Ankara ilinde, Peçenek nahiyesine bağlı bir bölge. Çorum şehri, İskilip belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Çorum ili, Kargı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Düzce ili, Akçakoca ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Eskişehir ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Giresun ilinde, Dereli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Giresun şehri, Espiye ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Hakkâri şehrinde, Çığlı nahiyesine bağlı bir bölge. Kastamonu şehrinde, İhsangazi ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kütahya şehri, Gediz ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Muğla ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Ordu kenti, Çatalpınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Rize ili, Ardeşen belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sakarya şehri, Geyve ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sivas kenti, Hafik ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sivas kenti, İmranlı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas şehrinde, Ulaş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Trabzon ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Zonguldak şehrinde, Ereğli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

SÜNNET

Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu söz. Sünnet düğünü. Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi.

BİLEZİKLEME

Tazının bileğinde çepeçevre açılan yara.

NİKAP

Yüz örtüsü, peçe.

PEÇELİ

Yüzünü örtmek için peçe takmış olan.

SERVİS

Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti. Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı. Burada görevli kimselerin tümü. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer. Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.

KAPLAMAK

Her yanını örtmek, istila etmek. Doldurmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Doldurmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Çepeçevre sarmak, kuşatmak.

İSKELE

Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.

KAP

İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.

BÜRGÜ

Baş örtüsü. Çarşaf. Atkı. İnce perde. Havanın bunaltıcı sıcak zamanı. Çarşaf, çar. Yeldirme. Örtü, peçe. Arabanın üzerine gerilen tente. Kadınların örtündüğü örtü. Kadın örtüsü, ferace. Üzerine görüntü düşürmeye yarayan kumaş, cam ya da ışılışıldar düzlem gereç. Bir aygıtı ya da bir yeri mıknatıssal ve elektriksel alanlardan yalıtmak için kullanılan demir engel. Çarşaf, atkı.

FIRDOLAYI

Çepeçevre.

GİZLEMEK

Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak. Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak, alalamak, peçelemek, kamufle etmek. Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek.

PEŞKİR

Genellikle pamuk ipliğinden dokunmuş ince havlu. Yemek yerken kullanılan, el kurulanan, büyük mendil biçiminde pamuk veya keten bez, peçete.

BÜRİKLİ

Peçeli.

BOĞMAK

Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.

SARMAK

Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Kucaklamak. Yumak yapmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Sarılıp tırmanmak. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Saldırmak, hücum etmek. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Örtmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Dolayında yer almak. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak.